Sadece Çin ve İsrail için aşinayızdır. Mazlum halkları kurşuna dizdiklerinde, birileri onları vicdana davet eder.
"Ama siz orantısız güç kullanıyorsunuz", derler.
Oysa bizde de orantısız güçten halkın ne kadar canı yanar, hiç bildirmezler.
Zayıflar, mazlumlar, yoksullar; bu orantısız güçten yeterince nasibini alır.
Topyekûn bir halk olarak, imtiyazlı zümrenin ensemizde boza pişirmesine şaşkın, melül, ezik durup bakarız.
Vatana bağrından şehit vermiş anaların, kızlarını okutmak istediklerinde, kendilerine kapanan kapılara, on yıllardır durup baktıkları gibi.
Ya da millet, "evladım okusun ama inançlı da olsun" deyip imam hatip okuluna göndermiştir, ciğerparesini.
Derece yapıp ilk üçlere girse de çocuğu, üniversite yolunun kapatılmasını, içi kan ağlayarak seyretmiştir.
Öylesine barizdir ki bu güç dengesizliği.
Ülkenin kaderini ellerinde bulunduranların, başımıza hangi çorapları öreceğini bilemeden şaşkın ördek gibi dolaşırız.
Cuma günleri mesai sonrası kalkan gürültülü uçaklardan bile şüpheleniriz.
"Yoksa hafta sonu darbesi mi" diye heyecanla gökyüzünden haber sorarız.
Sisi'nin başını bağladığı yeni bir Fadime, ortalığı toz dumana katacak diye yüreğimiz ağzımızda yaşarız.
Yine ayakta uyumuşuz.
Güç sahipleri, tarlalara silahlar ekmişler.
Denizlere maya niyetine bombalar çalmışlar.
Ergenekon rüyaları görüp, demir dağları delip, taş üstünde taş bırakmayacağız, milleti hizaya getireceğiz yeminleri etmişler.
Normal bir ülkede olsa yer yerinden oynardı herhalde.
HSYK üyesi Ertosun, Ergenekon sanıkları ile aynı fotoğraflarda.
Ergenekon davasının baş sanıkları, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'la birlikte toplantılara katılmış.
Bütün bunlara karşın, sanıklarla birlikte çarşaf çarşaf görüntülenme gibi büyük bir skandala rağmen.
Ergenekon savcılarını ve mahkeme heyetini değiştirmek için müthiş mücadele edip, yüzlerce hâkim ve savcının tayinini riske sokup, çocuklarının okul tercihlerini bile etkileyip, gelecek kuşaklara bile zarar vermekten kaçınmayacak kadar büyük gücü nereden almaktadır bunlar.
Doğuştan mı getirmektedirler.
Mavi kanlı mıdırlar?
Hangi hanedanın dokunulamayacak mensubudurlar.
Ergenekonla göbek bağı, kan bağı, duygudaşlık, fikri özdeşlik libası biçen biçarelere bir de diklenmekteler: "hedef gösteriyorlar".
Bre hazret ne mümkün.
Biz aciz tebaa.
Ancak çalışır, çabalar, ekmeğimizi kazanırız.
Soframıza koyarken de, acaba izin verecek midir derebeylerimiz diye korkarak, gözlerinize bakarız.
Etrafta fazla gözükmeyip, sizin asabınızı bozmamak için saklanarak yaşarız.
Yoksul mahallelerdeki fakirhanelerimizden çıkmayız.
Zengin muhitlerde, üniversitelerde, iş hayatında gözükmeyiz.
Gün gelip, asit kuyusunda kemik oluruz.
Gün olup, kaşımızı beğenmeyenlerce infaz ediliriz.
Adı üstünde biz halkız.
Siz, orantısız gücü ellerinde bulunduranlar.
İkbal sizin, rant sizin, saygın muhitlerde korunaklı sitelerde lüks hayatlar sizin.
Üniversiteler, kamusal alanlar, unvanlar, makamlar sizin.
Hasbelkader halk çocukları, bir iki makam tırmanmaya görsün.
Darbeler sizin, iktidarlar sizin.
Bu garip halkın, başı ile canı ile kaderi ile oynama hakkı sizin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



