Kainatı varlığının bilinmesi için yaratan, rızık veren, yöneten, kullarının iki cihan saadeti için İslam'ı gönderen, hesap gününün tek hâkimi Rabbimize hamd, son peygamber, âlemlere rahmet, yaşayan Kur'an Peygamber Efendimize (s.a.v) salât ve selam olsun.
İslam ile Materyalizm, Irkçı Emperyalizm ve Batı Âlemi ve kurumları arasında her konuda derin bir çatışma vardır. Allah konusunda çatışma vardır. Kâinatın oluşumu konusunda, insanın yaratılması meselesinde, din ve ahlakta, talim ve terbiyede, ilimde, iktisat ve ekonomide, siyaset, idare ve hukukta, adalet ve zulüm kavramlarında ve insanlığı ilgilendiren her konuda derin bir çatışma vardır. Bu çatışmanın olması doğaldır. Çünkü dünya hayatımız bir imtihan yeri olarak tanzim edilmiştir. Bu imtihan bir Hak-Batıl mücadelesi şeklinde olmaktadır. Allah insan neslini yaratmadan önce şeytanın da kendilerinden olduğu cinleri yaratmıştır. Cinler de tıpkı insanlar gibi yaratan, yaşatan, kullarının saadeti için İslam'ı gönderen Allah (c.c)'ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından sakınmakla mükelleftirler. Peygamberimiz hem insanlar, hem de cinler için gönderilmiş son peygamberdir.
Bizler Müslüman'ız elhamdülillah diyenlerdeniz. Kur'an ve sünnete tabi olanlardanız. Ecdadımız Müslüman olmayanlara gavur demiştir. Ayıdan post gavurdan dost olmaz. Bir Müslüman iman ve küfür mücadelesinde hakkın yanında batılın karşısında olursa Müslüman'dır. Kur'an'ın mefhumlarını bilmeden İslam dinini anlamak ve yaşamak mümkün olmaz. Bu mefhumlardan konumuzla ilgili olanlara bir göz atalım.
Mümin: Allah'tan gelen her şeyi mutlak anlamda tasdik eden, doğrulayan kimseler için kullanılan bir terimdir. Mümin, Allah'ın bir olduğunu, ortağının olamadığını, O'nun dışında yaratan, yaşatan, yöneten, din gönderen bulunmadığını, eşinin ve benzerinin olmadığını kalben tasdik ve diliyle açığa vuran kimsedir.
Kâfir: İslam'ı inkâr eden, nimete nankörlük eden, hakkı örten, uzak kalan, kaçınan, imanı olmayan kimseye verilen isimdir.
Münafık: Kalbinde imanı olmadığı halde, dışa karşı mümin görünen kimseye denir. İslam'ı değil batılı yürütür. Gavurların işbirlikçisidir.
Mürted: İslam'a girdikten sonra Müslümanlıktan dönen kimseye verilen addır.
Müşrik: İki ve daha çok ilâh olduğunu söyleyen, Allah'a başkasını ortak koşan kimseyi ifade için kullanılan bir mefhumdur. Teslise inananlar, Allah'a oğul isnat edenler müşriktirler.
Ehli Kitap: Yahudilik veya Hıristiyanlık dinine bağlı olanlara "ehli kitap" adı verilir. Ehli Kitap İslam dinini kabul eder ve gereğini yerine getirirse cennete girer. Aksi halde Kur'an'ın beyanıyla cehenneme giderler.
Gerçek: Allah'ın sünnetidir, yani Sünnetüllahtır.
İlim ise: Sünnetüllahın kaideleridir.
Bu terimler Kur'an'ın önemli mefhumlarındandır. "İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, gafur ve rahimdir." (Bakara: 218) (Ey müminler!) Ehli Kitaptan kâfirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. ( Bakara: 105) "(Ayetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onların üzerinedir." (Bakara: 161)
Kur'an ve sünnet bütün insanlığı İslam'a çağırmaktadır. Yahudileri, Hıristiyanları, Budistleri ve bütün İslam dışı din mensuplarını İslam'a çağırmaktadır. Bu çağrı net ve kesindir. "Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evladı, ne evladın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın." (Lokman: 33) "Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır." (Bakara: 208) "İslam'a çağırıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez."(Saf: 7) Kitap ehli de İslam'a çağırılmıştır. "Beraberinizdeki (Tevrat'ı) doğrulayıcı olarak indirdiğim (Kur'ân)'a iman edin. O (Kur'ân)'ı inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve benim ayetlerimi az bir para karşılığında satmayın ve ancak ben¬den sakının." (Bakara: 41).
Allah bize gerçeği beyan etmiştir. Dünya hayatımız ahiret için tanzim edilmiş bir tarla iken, nasıl oluyor da bizler bu tarlada O'nun rızası olan İslam tohumunu ekmiyoruz da şeytan ve işbirlikçilerinin fesat tohumunu ekiyoruz. Yoksa bizler hesap gününün sahibi olan Allah'ın huzuruna çıkıp hesap vermeyecek miyiz? İslam bir hayat nizamıdır ve bizim her işimize karışır. Onun yarısı kendisi değildir. Fert ve toplum olarak İslam'ın bütünlüğünü muhafaza ederek adil bir düzen kurmakla mükellef olduğumuz halde neden bundan kaçıyoruz? Allah (c.c) Tin suresinde bize tembihatta bulunuyor. "Andolsun incire ve zeytine, Sina dağına, Şu güvenli belde (Mekke) ye ki, Biz insanı en güzel kıvamda yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına attık. Ancak iman edip, salih amel işleyenler müstesna. Onlar için kesintisiz mükafat vardır. Bundan (bu delillerden) sonra, hangi şey sana dini yalan saydırttı? Allah, hakimlerin en güzel hakimi değil mi?" (Tin: 1-8)
Bir Müslüman bu gerçekler ortadayken İslam'ın temel esaslarının aksine, onun hoş görmediğini nasıl hoş görebilir. Müslüman Allah ve Resulünün bütün emirlerine teslim oldum dedikten sonra batı ahlakını İslam ahlakına nasıl tercih edebilir. Nasıl olurda Protestanlık mezhebinin dini nizamı olan vahşi kapitalizmi, İslam'ın adil ekonomik nizamına tercih edebilir? Nasıl olurda ilimde, talim ve terbiyede vahyi ve İslam dinini yok sayan, ahireti görmeyen, Allah'ın emir ve yasaklarını umursamayan batı ve değerlerini esas kabul eder? Siyasette, idarede, hukukta Allah'ın belirlediği sınırları aşarak, batının kuvveti üstün tutan anlayışını, İslam'ın hakkı üstün tutan anlayışına nasıl tercih edebilir? Bu bir sapma ve İslam'dan kopuş değil midir?
Rabbimiz bize İslam'ı emrediyor olduğu halde biz onu dinlemiyor, şeytanın ve insanı ifsat etmede onun yardımcısı ve ortağı olan gavurların sözünü dinliyoruz. Halbuki müminler ancak Allah'ın emirlerini dinleyip itaat ederler "Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridirler. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir." (Tevbe: 71)
Allah müminlere Yahudi ve Hıristiyanları dost ve veli edinmelerini yasaklamıştır. "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez." (Maide: 51)
Allah müminlere kafir ve münafıklara boyun eğmeyi de yasaklamıştır. "Kafirlere ve münafıklara boyun eğme.
Onların eziyetlerine aldırma. Allah'a güvenip dayan, vekil ve destek olarak Allah yeter." (Ahzap: 48)
İnanan insanlar için dünya hayatı iman ve cihattır.
Müslüman; İslam, şuur ve cihat çivileri kafasında çakılı olan kimsedir. İslamsız saadet olmaz. Bu gerçeğe bağlı şuurlu Müslüman olmadan olmaz. Cihatsız olmaz. Kur'an İslam'ı emrediyor ve İslam'ın da cihad ile yaşanacağını hükmediyor.
Şuur bir insanın işlediği amelin, yaptığı tercihin, kendisini cennete mi cehenneme mi götüreceğinin farkında olmasıdır. "İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir." (İbrahim: 52)
Allah bize lüzumsuz işler emreder mi? Elbette etmez. Bilmeliyiz ki biz, en büyük imtihanı cihad ibadetinden oluyoruz. "Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?" (Ali İmran: 142)
Biz ancak kendimiz için cihad ediyoruz. "Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir. (O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur)." (Ankebut: 6)
Cihad büyük bir kurtuluştur. "Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz." (Maide: 35)
Cihad hakkı hakim kılmak ve İslam düşmanlarını etkisiz hale getirmek için yapılır. "(Ey müminler!) Gerek hafif (gençler), gerek ağır (ihtiyarlar) olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır." (Tevbe: 41) "Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!" (Tahrim: 9)
Bir Müslümanda şuur ve cihad çivisi eksik olursa aziz değil zelil olur vesselam.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



