Telefonla sorduğu sorulardan hem gazetedeki yazılarımı okuduğunu hem de TV5'deki Tefsir günlüğümü izlediğini anladığım matematik öğretmenliğinden emekli bir zat, geçen hafta Nahl süresinin 43 üncü ayetinin mealini sordu.
Ben de "Biz senden önce kendilerine vahiy ettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir (Kur'an) ehline sorun." diye anlıyorum dedim.
Sen böyle anlıyorsun ama Elmalılı merhum "(Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun" diye anlıyor dedi.
Ayette Tevrat ve İncil kelimeleri geçmemesine rağmen mealde geçtiğini söyledi.
Hemen Elmalılı merhumun "Hak Dini Kur'an Dili" isimli eserinin 1936 tarihinde basılmış dördüncü cildinin 3099'uncu sayfasını açtım ve okudum ve size de sunuyorum: "Senden evvel de Resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehli zikre sorun bilmiyorsanız"
Yani asıl olan birinci baskıda "Tevrat ve İncil âlimlerine sorun" bölümü yok.
Elmalılı merhumun tefsirini sadeleştirenler "Tevrat ve İncil" kelimelerini ilave etmişler.
Benim mealimde de ayette olmayan "Kur'an" kelimesi var ama ben parantez içine aldım.
Tefsirimde de niçin o ilaveyi yaptığımı açıkladım.
Kur'an'ı en iyi Kur'an açıklar.
Bu ayetin hemen ardından gelen 44'üncü ayette "Zikir ehlinin" Kur'an ehli olduğunu haber verir.
Ayeti okuyun: "(Biz o erkekleri) deliller ve kitaplarla (gönderdik) onlara ne indirildiğini İnsanlara açıklayasın diye sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik. Taki iyice düşünsünler."
Sevgili Peygamberimize indirilenin Kur'an olduğu konusunda hiçbir ihtilaf yoktur.
Hatta Hıcr süresinde dokuzuncu ayetinde Rabbimiz, "Zikri biz indirdik biz koruyacağız" diye haber verdiğinin Kur'an olduğu konusunda hiçbir ihtilaf yok.
Öyle de anlayanlar varsa... demek doğru değildir.
Siz, yazılmış bir kitabı sadeleştiriyorsunuz.
Olduğu gibi aktaracaksınız.
İtirazınız varsa not düşüp orada itirazınızı yazacaksınız.
Elmalılının tefsirini iki ayrı gazete basmış ve gazetenin yanında hediye olarak vermiş.
İslami gayreti fazla olmayan gazetenin bastığı aslına uygun ama İslami hassasiyeti olan gazetenin bastığında bu ilave varmış.
Okurum bana bu ikisi arasındaki farkı hayretle nakletti.
Hiç bir konuda araştırmadan hareket etmeyin.
Rabbimizin Hucurat süresinin altıncı ayetinde "Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haberle gelirse onu araştırın ki, bilmeden bir topluma sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz." buyurur.
Ben hemen o sadeleştirmeyi yaptıran yayınevini aradım.
Hocam, sadeleştiren arkadaşların hatasıdır o.
Ben sonradan öğrendim. Hemen o ilaveyi çıkarttım. Birinci gazete bastıktan sonra farkına vardım. İkinci gazete aslına uygun olarak bastı" deyiverdi. Böylece birinci gazetenin kötü niyetlerle yapmadığı, ikinci gazetenin de iyi niyetlerle yapmadığı, kendilerine verileni bastığı ortaya çıkmış oldu. Kimse hakkında süi zanda bulunmayın.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




