milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Bir komisyonun portresi

17 ŞUBAT 2010
ÇAR 03:40

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Boğaziçi Üniversitesi, diğer üniversitelerden farklı olarak, "Kürt Edebiyatı Komisyonu" adını taşıyan bir çalışma topluluğunu resmen tanıyan ve bu komisyonun yıllık olarak çıkardığı, Türkçe-Kürtçe metin ve şiirleri içeren kapsamlı bir dergiyi de kendi matbaasında basan bir üniversite. Söz konusu durum,  bu üniversitede okuyan ve Kürt kültürü ve kimliğini tartışan, bu çalışmalarda yer alan öğrencilerin karakteristiğini ve düşünce seyrini takip ve tahlil etmeyi de mümkün kılıyor. Biraz da bu imkândan yararlanarak, Kürt Sorunu'nun tarihsel-düşünsel zemininden çok, Boğaziçili Kürt öğrencilerin simasını ve yapılan kültürel çalışmaların sadece bir resmini çizmeye çalışacağım.

Edward Said, Yersiz Yurtsuz (Out of Place) adlı kitabında, "Edward" ve "Said" isimleri metaforunu kullanarak, bu iki isim arasındaki karşıtlık ve farklı aidiyetlerin içerdiği anlamsal farklılaşmalardan hareketle kimlik bölünmesine değinir. Bu metafor irdelendiğinde, "Said" ismi bir yerellik ve madunluk ifade ederken, "Edward" ismi bir evrensellik, (Batı'nın kendi yereli olan değerleri evrenselleştirme ya da evrensel olarak kabul ettirme başarısı ve işgüzarlığı göz önüne alınırsa) kabul edilirlik anlamına gelir. Edward Said'in kendi deyimiyle "Yersiz Yurtsuz" hayatı, bu iki kimlik arasında geçen gel-gitler ve zıtlıklarla örülü bir hayattır.

Koşulların belirleme gücü: Kimlikte gel-gitler

Boğaziçi Üniversitesi'nde Kürt dili veya kültürüyle ilgili çalışmaların niteliği ve seyri, bu çalışmalara katılan öğrencilerin düşünce ve duygu dünyaları da benzer bir ikilikten beslenir. Bir yönleriyle doğu kökenli ve Mezopotamya üzerinden tanımlanan, aynı zamanda madunluk altyapısına da sahip olan yerel bir kimliğin taşıyıcısı olan Kürt öğrenci, diğer taraftan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olması bakımından Amerikan ekolünün içinde barındırdığı liberal ve görece özgürlükçü muhtevayla da bir evrensel ve eleştirel kimlik oluşturma eğilimindedir. Ancak bu iki kimliğin, her zaman bir uyum veya denge içinde olduğu konusunda derin tereddütlere sahibim. Kimi zaman yerel kimliğin tehdit altında oluşunun hissedilmesiyle, bu kimliğin kabararak, daha sert bir söylemle bütünleşerek evrensel kimliği ikincil plana ittiği, ancak çoğunlukla soyut veya zihni meseleler gündemdeyken evrensel kimliğin benimsendiği göze çarpıyor. Boğaziçili Kürt öğrencileri ya da Kürt kimliği etrafında yapılan tartışmaları homojen bir kategorizasyon olarak ele almak aslında sağlıklı bir yaklaşım değil. Ancak, mevcut yapı için genel bir kategorizasyon veya tanıma-tanımlama ihtiyacı gerekli hale gelirse, Boğaziçi'nde okuyan Kürt öğrenciler için, pratik ihtiyaç ve somut zorlamalar söz konusu olduğunda kabaran politik yerel söylem ve kimlik, göreceli olarak daha rahat olan süreçlerde veya entelektüel faaliyetlerde yerini Boğaziçili kimliğe bırakıyor.

Bu öğrenciler ve yapılan çalışmaların tahlili yapılırken, sorulabilecek popüler ama meşru sorulardan ikisi, Boğaziçili Kürt öğrencilerin Kürt milliyetçisi olup olmadıkları ve İslam'la olan ilişkilerinin muhtevasının ne olduğu ya da İslam'ın bu öğrencilerin ve çalışmaların kapsamında olup olmadığıdır. Hemen söyleyelim, Boğaziçili Kürt öğrenciler milliyetçi sayılamazlar, din ile olan ilişkileri ise oldukça yüzeysel ya da hemen hemen hiç yoktur. Gayem, bu öğrencilerin niçin dindar olmadıklarını tartışmaya açmak değil elbette. Dindar olmak bir yana, her entelektüelin, şayet bir toplumla ilgili konuşmak istiyorsa, o toplumun tarihsel, düşünsel ve ruhsal mirasını bilmek gibi bir yükümlülüğü vardır. Sonuçta İngiliz, Fransız ya da Alman toplumunun bugünkü reflekslerini anlamak istiyorsak, nasıl Batı Düşüncesi'nin beslendiği üç temel sac ayağını, yani düşünsel ayak olarak Antik Yunan Felsefesi'ni, siyasi ve askeri örnek olarak Roma İmparatorluğu'nu, dini kaynak olarak da Hıristiyanlığı bilmek zorundaysak, Kürtleri de tanımak için İslam'ı, beğenelim ya da beğenmeyelim, kaçınılmaz olarak bilmek zorundayız.

Toplumsal yabancılaşma

Konumuza dönecek olursak, bugün, Kürtler adına siyaset yapan ya da yaptıkları iddiasında olan kitlesel hareketin din ile olan ilişkisine benzer bir yapı, Boğaziçili Kürt öğrencilerde de kolaylıkla gözlenebilir. Yumuşatılmış sosyalist bir kimlik etrafında şekillenmiş olan Kürt Edebiyatı Komisyonu'nun ve bu komisyonun çalışmalarına katılan öğrencilerin en güncel, oldukça da karmaşık ve ağır sayılabilecek konularda sergiledikleri etkileyici performans, İslam söz konusu olduğunda yerini ya kısık bir sesle dillendirilen veya hissedilen bilindik önyargılara, ya da açıkçası ironik sayılabilecek mutlak bir bilgisizliğe bırakmaktadır. İslam'la ilgili bu bilgisizlik ve ilgisizlikten en azından entelektüelizm kaygısıyla bile olsa pek de rahatsız görünmeyen, hatta kimi zaman İslam'la ilgili herhangi bir iz veya dağarcık taşımamayı entelektüel bir erdem sayan bu öğrencilerin İslam'a örtük bir öfke duydukları bile söylenebilir. Öyle ki, Zerdüştilik veya Yezidilik söz konusu olduğunda duyulan heyecan ve hoşgörü anları, İslam mevzu bahis olduğunda tarihsel mahrumiyetlerin ve bin yıllık bir kılıç ve şiddetler zincirinin çağrışımına dönüşür. Bu çalışmalara katılan öğrenciler çoğunlukla, İslam öncesi Kürt tarihinin ve Kürtlerin daha parlak bir saygınlık, iddia ve üretkenlik içinde olduğu kanısındadırlar. İslam'la beraber ise, kılıca boyun eğdirilen Mezopotamya'nın bu kadim halkının bin küsur yıllık uzun bir fetretin ardından yeniden tarih sahnesine çıkmasının başat koşulu olarak İslam'ın ya toplumdaki etkinliğinin kırılması veya modernize edilerek siyasal olabilecek, iktidarla olan itaat temelli ilişkinin koparılması ve Kürtlerin dönüşümünü zorlaştıran dinin öz ve yapısının hissedilemeyecek düzeye indirgenmesi gerektiğini varsayarlar.

Özellikle 70'li yılların ortalarında Türk Solu içinde doğup büyüyen Kürt Solu hareketinin Kürtlerle olan ilişkisindeki temel yaklaşımın biraz yumuşamış bir versiyonu sayılabilecek bu yargı, Kürt aydının ve siyaset yapıcılarının Kürtlerle kavgalı olmasının da temel nedenidir. Hatta denilebilir ki, söz konusu hareketlerin toplusallaşamamasının veya Kürt aydını ile Kürtlerin ayrı bir dili konuşuyor olmasının, dünyayı ve varoluşu, politik süreci algılama ve okumasındaki farklığın da temel tetikleyicisi bu yaklaşımdır. Can alıcı nokta ise, hemen her konuda kavgalı olan ya da öyleymiş gibi görünen Kürt hareketi ile devlet ideolojisinin, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada modernizmin veya sekülerleşmenin oturması konusunda dillendirilmemiş bir ittifak içinde olmalarıdır. Her iki kanadın uzlaşabildikleri bu ender ortaklık, doğal olarak Kürtleri toplamda her ikisine karşı mesafeli ve şüpheli durmaya itiyor ve çözümü başka yerlerde aramalarına yol açıyor. Dahası, modernist ve sosyalist bir yapıya sahip olan bu akımın "erdem" ve "doğru olan" ile ilişkili algılayışı da, Kürtlerin söz konusu kavramlara yüklediği anlamdan oldukça kopuktur. Böylece, Kürtlerin tarihsel olarak taşıdıkları bu en basit ama aynı zamanda en etkili karakteristiğinin ıskalanması, Kürt hareketi gibi, Boğaziçili Kürt öğrencinin de bizzat kendi toplumuna yabancılaşması sonucunu doğuruyor.

Kent ve kimlik

Bu öğrenci çalışmalarının Kürtlerle olan bağının içeriği böyle iken, şu anda İstanbul'da ve üniversitede içinde yaşadıkları topluma yaklaşımlarında ise bir farklılaşma görülüyor. Hayatının önemli bir kesimini Kürt nüfusunun ve geleneklerinin yoğun olarak domine ettiği bir coğrafyada geçiren bu öğrenciler, Boğaziçili veya İstanbullu toplumla giriştikleri ilişkilerinde daha başarılı ve uyumlu bir denge kurabiliyorlar.

Geçmişinden taşıdığı farklılık ve alışkanlıklar ile mevcut koşulun değer yargıları ve yaşam biçimi arasında harmonik ve kendine özgü bir yaşam alanı oluşturabilme becerisi, bu öğrencilerin gelişkin bir özelliği sayılabilir. Yani Boğaziçili Kürt öğrenci, üniversitede ve kentte içinde yaşadığı toplumu ne başlanıp bitirilmiş, ne de henüz hiç başlanılmamış bir sayfa olarak görüyor.

Aksine, bu sayfanın yazılmaya devam ettiğinin farkında olarak, bir taraftan kendi yerel kimliğinden taşıdığı bazı değerlerle sayfanın yazımına katkıda bulunuyor, diğer taraftan ise kendisinden önce yazılmış olan paragrafların gerekliliklerini yerine getirebiliyor. Koşulların sertleştiği veya toplumsal gerginliğin arttığı zamanlarda bu uyum sarsılıyor izlenimini verse de, en azından olağan zamanlarda böyle bir alış-veriş ve harmoni kolaylıkla gözlenebiliyor.

Kürt Edebiyatı Komisyonu'nun gerçekleştirdiği çalışmalar da aslında bu yapıyı besleyen ve yaygınlaştıran bir konsepte sahip. Ya da tersinden alacak olursak, Kürt Edebiyatı Komisyonu'nun çalışmaları, bu komisyonda yapılan tartışmalar ve varılan entelektüel sonuçlar, Boğaziçili Kürt öğrencilerin içinde yaşadıkları toplum ile içinden geldikleri toplumun kültürel değerlerinin çatışmaya dönüştürülmeden bir senteze ulaştırılabilmesi kaygısının somut bir yansıması niteliğinde.

Komisyonun çalışmalarında, muadillerinin aksine, devletleşmenin gerekliliği ya da bu sürecin niteliğinin ne olacağı değil, devletleşmenin doğuracağı iktidar sorunları, iktidarın içinde taşıdığı içkin şiddet eğiliminin ve toplum veya ulus inşasındaki problemli ve pek de insani olmayan yönlerinin yoğun olarak tartışıldığı görülür. Milliyetçilik, Kürt Milliyetçiliğinin Kökenleri, Şiddet, Kimlik, İktidar ve Ulus İnşası, Tarihsel Düşünce ve Tarihe Yaklaşım Metodu gibi konularda kapsamlı tartışma ve okumaların yapıldığı bu komisyonda, oldukça eleştirel ve hatta kimi zaman bazılarınca Kürtlerin hiç de lehine olmayan çeşitli sonuçlara ulaşılabildiği ve üstelik de bundan rahatsız olunmadığı durumlar birer istisna değildir.

Entelektüelizmin hazzı, düşüncelerdeki şaşırtıcılık ve çeşitlilik, bilginin ilginçliği karşısında heyecanlanan komisyon çalışanları, belki de kimi zaman tam da bu nedenlerden dolayı somut ve pratik koşul ve zorlamaların üzerine çıkıp daha soyut bir düzlemde ama kesinlikle daha insani bir muhtevada tartışabilme potansiyelini sergileyebiliyorlar. Milliyetçiliğin kendilerince sorunlu ve hatta kimi zaman ölümcül olan sonuçlarının birer mağduru olduklarını düşünen bu öğrenciler, her zaman başaramazlarsa da, çoğunlukla buna tersinden milliyetçi bir reaksiyonla cevap vermek yerine, daha sağduyulu ve "mazlum kimliğin" içinde barındırdığı sorun ve çıkmazların da farkında olduklarını hissettiren görüşleri dile getirebiliyorlar. Tekrar vurgulamak gerekirse, en azından olağan zamanlar için bunu gözlemlemek oldukça kolay.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 17.02.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: üniversite, kürt, türk, dergi, milliyet, edebiyat,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Resul Serdar

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Terörün küreselleşmesi ya da bir tetikleyici olarak küreselleşme
    2. İnsanlar ve Yerlilere dair...
    3. Popüler kültür ve hafıza
    4. Üçüncü cumhuriyet’in eşiğinde
    5. Üçüncü Cumhuriyet’e merhaba: Açılım...
    6. Açılım ve Üçüncü Cumhuriyet
    7. Bir “Üçüncü Cumhuriyet” tartışması olarak “Açılım”
    8. Bir komisyonun portresi
    9. Dünya iyi niyet kurbanı mıdır?
    10. Batı idealinin yenilgisi
    1. Terörün küreselleşmesi ya da bir tetikleyici olarak küreselleşme
    2. Popüler kültür ve hafıza
    3. Üçüncü Cumhuriyet’e merhaba: Açılım...
    4. Açılım ve Üçüncü Cumhuriyet
    5. İnsanlar ve Yerlilere dair...
    6. Dünya iyi niyet kurbanı mıdır?
    7. Bir “Üçüncü Cumhuriyet” tartışması olarak “Açılım”
    8. Üçüncü cumhuriyet’in eşiğinde
    9. Bir komisyonun portresi
    10. Batı idealinin yenilgisi
    1. Batı idealinin yenilgisi
    2. Dünya iyi niyet kurbanı mıdır?
    3. Bir komisyonun portresi
    4. Bir “Üçüncü Cumhuriyet” tartışması olarak “Açılım”
    5. Açılım ve Üçüncü Cumhuriyet
    6. Üçüncü Cumhuriyet’e merhaba: Açılım...
    7. Üçüncü cumhuriyet’in eşiğinde
    8. Popüler kültür ve hafıza
    9. İnsanlar ve Yerlilere dair...
    10. Terörün küreselleşmesi ya da bir tetikleyici olarak küreselleşme
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek