Martin Luther King'in 1963 yılında yaptığı konuşmanın başlığıdır bu. King, bu konuşmayı siyah-beyaz ayrımının en keskin olduğu, eşitlik noktasında müthiş adaletsizlikler yaşandığı bir dönemde yapmıştır. Ve hayalinin ırkların eşitliği noktasında adaletli, eşit bir toplum isteğine uzandığını anlatmıştır.
Bugünlerde Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden birisi, Anayasa değişikliği. Özellikle TÜSİAD'ın "Değiştirilemez maddeler de değiştirilebilir" şeklindeki önerisinden sonra, kamuoyunda ve akademik çevrelerde yüksek tonajlı bir tartışma ortamı başladı. Kimileri diyor ki, "TÜSİAD'ın önerileri hayalden öteye gidemez, değiştirilemez maddelerin değiştirilmesi mümkün değildir", kimileri de diyor ki, "Özgürlüklerin, hak ve hürriyetlerin genişletilmesi yönünde Anayasa'nın her maddesine dokunulabilir".
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Şu anda Türkiye'nin mevcut Anayasa'sı 1980 Anayasasıdır. Ve, militarist bir felsefeyle, hak ve hürriyetleri en aza indirgeyen, insan özgürlüğünü kısıtlayabildiği kadar kısıtlayan bir zihniyet çerçevesinde yazılmıştır. Anayasa'nın ruhunda özgürlük hamuru yoktur. Bu sebeple, Anayasa'nın her maddesinin en ince detayına kadar değiştirilmesi, ele alınması, yeniden yazılması ve ruhuna özgürlük hamurunun katılması şarttır.
Bu bağlamda bizim hayalimiz, özgürlüklerin, hak ve hürriyetlerin en tavanda olduğu bir Anayasa'nın hazırlanması yönündedir. Bizim hayalimiz, en temel insani, vicdani ve dini bir hak olan başörtüsünün Anayasal bir güvenceye kavuşturulması, başörtülü öğrencilerin artık bundan sonra üniversitelerin önünde rezil edilmemesi, ikna odaları ve laiklik fobilerinin kaldırılarak yerine "İnsan hak ve hürriyetleri" normlarının inşa edilmesidir.
Bizim hayalimiz, "Militarist iradenin demokrasi üzerindeki" baskılarının ve militarizmden medet umarak zaman zaman yaptıkları haberlerle, yayınlarla kamuoyu üzerinde bir baskı oluşturarak, zihinleri iğdiş eden, dönüştüren, yönlendiren, biçimleyen medya zihniyetinin de bundan böyle yok olmasıdır.
Bizim hayalimiz, Türkiye'de "Bazılarının kanun önünde daha eşit olduğu" sistemin ortadan kaldırılması, üstünlerin hukukunun değil hukukun üstünlüğünün esas olduğu bir sistemin yapılandırılmasıdır.
Bizim hayalimiz, "Biz ne dersek o olur, bizler hükümetler kurarız, hükümetler bozarız. Bizler baskı yaparak istediğimiz sonucu elde ederiz. Biz bu ülkenin seçkinleriyiz. Bizim oyumuzun ağırlığı, dağdaki çobanın oyunun ağırlığından daha fazladır" zihniyetiyle, kendilerine üstünlük biçenlerin kurduğu sanal dünyaların ortadan kaldırılmasıdır.
Bizim hayalimiz, Türkiye'nin gelecek ufkunu belirleyen tüm argümanların toplumun kendi arzularıyla ortaya konulmasıdır. Seçkinlerin ve elit kesimin bu toplumun yönetilmesiyle ilgili sadece kendilerinin hak ettiği karanlık düzenin yok edilmesidir.
Türkiye, çok zor bir süreçten geçiyor. Bu zor süreçte militarist iradenin tüm baskı makenizmalarını teferruatlı şekilde ortaya koyan Anayasa'nın değiştirilmesi, yeniden kaleme alınarak demokratikleşme adımlarının atılması en elzem konuların başında geliyor.
Yeni, özgürlükçü, hak ve hürriyetlere saygılı Anayasa'yı birilerinin iradesine bırakmamalıyız. Yeni Anayasa'nın ortaya konulma zeminine, toplumsal olarak hep beraber katkı sunmalıyız. Bir ülkenin rejiminin ne kadar sivil, ne kadar özgürlükçü, ne kadar demokratik olduğunu ortaya koyan temel metin, o ülkenin Anayasa'sıdır. Ve bir Anayasa, meşruiyetini halkın kendisine verdiği destekten aldığı müddetçe geçerliliğini yürütebilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



