1980 yılı, Hafız Esad dönemi...
Anayasaya bir madde ekleniyor. Eklenen bu 49. Madde, Müslüman Kardeşler Teşkilatı üyelerine idam cezasını öngörüyor. Söz konusu maddeye dayanılarak düzmece yargılamalar yapılıyor.
...Ve en az 20 bin kişi idam ediliyor.
Öyle ki o dönemde çölün ortasında bulunan meşhur Tedmur hapishanesinde haftada 2 gün idam günü olarak belirlenmişti. Her idam günü de 100 Müslüman Kardeşler üyesi idam ediliyordu.
Bu korkunç maddeye dayanılarak verilen idam cezası dolayısıyla muhalifler ya da muhaliflerin yakın akrabaları yurtdışına kaçmıştı. Kaçamayanlar ise zindanlara tıkılmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Suriye'de, o tarihten bu yana süregelen zulmü de kapsayan bir karar alındı.
Devlet Başkanı Beşşar Esad, söz konusu maddeyi de içeren 31 Mayıs 2011'e kadar işlenen suçları kapsayan genel af yasasını onayladı.
Suriye devlet televizyonunun haberine göre Beşşar Esad, "Müslüman Kardeşler" örgütü dahil birçok örgüt elemanı için af ilan etti. (Bu ifadeyi aynı şekilde kullanmam Esad hanedanının zulmüne gark olmuş kişilerin haklı tepkisine yol açabileceği için şu açıklamayı gerekli görüyorum: İşlenildiği iddia edilen suç, Suriye rejimine göre suç. Af da Suriye rejimine göre af. Elbette ki af edilecekse eğer, "Zalim Esad hanedanı ve Baasçılar" af edilebilir. Suçlunun suçsuzu affı söz konusu olamaz.)
Müslüman Kardeşler örgütü üyesi olanların idamla yargılandığı ülkede alınan bu karar, bazı çevreler tarafından şaşırtıcı ve sürpriz olarak değerlendirildi.
Aslında bu karar karşısında şaşırılmamalı, sürpriz olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü bu tiranların, despotların, diktatörlerin, gestapo yöneticilerinin ortak tutumudur.
Onlar gelişmelere göre; zulüm rejimlerine karşı çıkan muhaliflerine yönelik olarak şu şekilde politika belirlerler:
l Önce alaya alıp, küçümsemek
l Şok edici bir hadise ile yüz yüze gelince, istikrarı bozmakla suçlamak
l Muhalefetin gücünün tahmin ettiğinden fazla olduğunu gördüğünde sert tehditler savurmak.
l Muhaliflerine karşı acımasızca şiddet uygulamak.
l Vahşet politikalarının başarısızlığını görüp, tahtlarının sallandığını anlayınca uzlaşma yollarını aramak.
l Daha sonra zehirli iğneyi kendine batırıp yok olmak...
Suriye'nin Firavunu Beşşar Esad adım adım bu yolu izliyor.
Hz. Musa ile mücadele eden firavun gibi tüm çağdaş firavunlar, sonlarının geldiğini gördüklerinde uzlaşmanın yollarını arayıp, daha önce akıllarından bile geçirmeyi dahi zül addettikleri şeyleri yapar, kendilerine göre taviz vermeye başlarlar.
Köşeye sıkışana, can çekişene değin tüm mülkün kendilerine ait olduğunu düşünür, muhaliflerin hiçbir talebini kabul etmez, yükselen seslere kulaklarını tıkarlar.
Gelinen noktanın kolay olmadığını gördüklerindeyse, kendilerince radikal kararlar alırlar.
İşte alınan genel af kararı da yok oluş öncesi alınan son karardır...
Tarih bize göstermiştir ki; firavunlar her ne kararı alırlarsa alsınlar, kendilerini yok olmaktan kurtaramamışlardır.
Tıpkı Tunus ve Mısır'ın firavunları gibi...
Artık yok oluş sürecine girilmiştir...
Şimdi sıra yine acımasızca şiddete başvuran Beşşar Esad ve diğer firavunlarda...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



