26 Şubat 2010 tarihinde "Bir Darbeci Olarak Raskolnikov" başlıklı yazım yayınlanmıştı. Yazı, Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" adlı romanının baş kahramanı olan Raskolnikov'un psikanalitik açıdan sorunlu iç dünyasına bir göndermede bulunuyordu. Bir öğrenciyle bir subayın (Çarlık Rusyası'nın entelijansiyasının toplumsal kaynağıdır bunlar) şaka kabilinden konuşmaları, Raskolnikov'un şizofrenik ruh dünyasında beklenmedik çağrışımlara yol açıyor ve tefeci yaşlı bir kadını öldürmeye kadar vardırıyordu onu. Dostoyevski'nin romanlarının kişileri psikiyatri bilimi bakımından olağanüstü zenginliğe sahip bir laboratuar işlevinde olduğunu da ekliyordum. Yazının sonunda tutuklanan eski ve emekli hava kuvvetleri komutanının, daha önce Çin'e yaptığı resmi ziyarette dile getirdiği bir görüşe dikkat çekerek, konunun "darbe", "örgüt" nitelendirmeleriyle açıklanmaya çalışılmasının yeterli olamayacağına da işaret ediyordum.
Söz konusu yazının "odatv" adlı sitede iktibas edildiğini Burak Kıllıoğlu haber verince öğrenmiştim. Nezaket gereği teşekkür etmek de istemiştim, ama üşengeçliğim ve araya bazı meşgalelerin girmesiyle öylece kaldı. Çok geç olsa da onu şimdi yapıyorum.
Aşağı yukarı bir yıl sonra adı geçen sitede 20 Ocak 2012 tarihinde "Genç Müritler Rahatsız" başlığıyla ve "odatv" imzasıyla bir yazı yayımlandı. Amerika ve Avrupa'da etkin olan bazı gazetelerde yayımlanan yazılarda "cemaat" ile ilgili yorum ve değerlendirmelerden hareketle "Zaman" gazetesinde çıkan üç yazarının yazıları haber olarak irdeleniyor ve değerlendiriliyordu.
Farklı konumlarda bulunan iki ayrı medya kuruluşunun ve yazarlarının tartışma ve polemikleri arasına girmek, en azından görgü kurallarını zedelemek anlamına gelir. Tartışma ve polemik konuları da, görülebildiği kadarıyla, bir bakıma kendi özelleri kapsamında yer almaktadır. Herhangi bir şekilde tavır almak, leh veya aleyhte çağrışımı uyandıracak bir beyanda bulunmak her şeyden önce yakışık almaz. Onun için tartışma, eleştiri içerikli yazıların kapsamını buraya aktarma söz konusu olamaz.
"Genç Müritler Rahatsız" başlıklı yazıda şu cümle, "Bir Darbeci Olarak Raskolnikov" yazıma açık bir göndermede bulunuyor algısını uyandırdığı için, en azından bir düzeltme hakkını doğurduğunu düşünüyorum. Özellikle şu cümle yazının anlamını, maksadını,bağlamını, eski deyimle "mebde ve maadını" sakatlayıcı bir anlamı çağrıştırmaktadır. Cümle şöyle: "Yandaş medyanın Dostoyevski'nin Suç ve Ceza romanındaki Raskolnikov karakterini Ergenekon'la ilişkilendirmesini hatırlatırsak.."
Hayır,söz konusu yazımdan böyle bir "hatırlarsak"a mahal yoktur.Üstelik "Ergenekon" ile ilgili bırakınız hatırlatmayı,dolaylı ya da imaen de olsa bir çağrışım,hele ilişki kurma niyeti çıkartılamaz.Aksine,o da yazının sonundaki bir cümle,bu türden muhakemeleri,akıl yürütmeleri imkansız hale getirmektedir.Yeri gelmişken söyleyeyim,yazılarımda "Ergenekon" kelimesine ve konusuna bilinçli olarak yer verilmemiştir.Bugün bile,hukuk mantığımın sınırları içinde yer alacak nitelikte durmamaktadır.
"Yandaş medya" nitelendirmesinin 20 Mart 2009 tarihli "Yandaş Medya ve Hakikat" yazısı zaten reddeder. Üstelik yazılarımın yayımlandığı Milli Gazete'yi her sağduyu sahibi, bazı yönden eleştirilse de, "yandaş" nitelendirmesiyle tanımlayamaz. Zaten Milli Gazete ve yazarları neyin yanında, nelerin karşısında yer aldıklarını, sanıyorum kırk yıldan beri çok açık-seçik yazageldiler. Bağımsızlıktan, yani "istiklal-i tamme"den, "milli olma"dan yana mesela. İnsanın insanı sömürmesinden, emperyalizmden, Batı ve Amerika'dan yana olmaya ödünsüz karşı çıkma gibi. Bu konularda yazılmış onlarca yazıyı arşivden okumak mümkündür.
Kuşkusuz, düşüncesinden, inancından, savunduğu dünya görüşünden dolayı suçlanmak, tutuklanmak, cezalandırılmak kahredici bir durumdur. Hele haksızlık, adaletsizlik duygusu da söz konusuysa!
"Bir Darbeci Olarak Raskolnikov" yazısı, acaba tutuklanan, özgürlüklerinden yoksun bırakılan, onur ve haysiyetleriyle sınanan insanların yaşadıklarına, "insani bir dram" olarak yaklaşma çabası olarak da değerlendirilemez mi? Suç ve "Ceza'nın Raskolnikov'uyla "darbe" olgusu salt bir "ironi" duygusunun patlayışı sayılamaz mı?
Burada bir tartışma, bir polemik açmak söz konusu değildir. İnsan kadar, daha fazla olarak, acısına saygı duyulmalıdır. Suçlu ya da suçsuz olmak sonra gelir. Düşene vurmak mertlik, hele erdem hiç değildir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



