Ağustos ayının 13'ü her sene Berlin duvarının 1961 yılında yapılması ve 1989 yılında yıkılması nedeniyle anılmaya devam ediyor.
Duvarların devam edemeyeceği, duvarın arkasındaki güç Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olsa bile dayanamayacağını gösterdi.
Gösterdi ama Filistin'deki Siyonistler, işgal ettikleri yerlerin sahiplerine karşı işledikleri cinayet ve hıyanetleri çok iyi bildiklerinden, Tevrat'taki haberlere göre her cinayet ve hıyanetlerinin ardından büyük bir cezaya çarptırıldıklarını bildiklerinden Filistin'in sahipleriyle kendi aralarına duvar örmeye devam ediyorlar.
Halbuki her duvarın iki yüzü vardır.
Biri önce kendisine duvardır, öbür yüzü de ötekileştirdiğine duvardır.
Eğer duvar birine acı veriyorsa aynı ağırlıkta yapanına da acı veriyor demektir.
Kendi ağını ören ve içinde ölüp kalan böcek gibiler.
İstanbul'un etrafını saran surlar da bir zamanlar mallarını talan ettikleri insanlara karşı yapılmış duvarlardır.
İslam tarihinde harp taktiği gereği kale vardır ama şehrin tamamını çeviren tek sur yapılmamıştır.
Başkalarına yaptığı kötülüklerin ansızın gelivereceğinden korkanlar duvarlarla kendi yaktığı ateşten kendi korumaya çalışanlardır.
Çok şükür bizde böyle bir şey yok demeyin.
Hepimiz, günlük hayatımızda duvarlar örmekteyiz.
Dostlarından selamı sabahı kesmek, araya duvar örmektir.
Telefonuna cevap vermemek görünmez duvarlarla arayı açmak demektir.
Akrabanın telefonunu silmek kendini rahmet listesinden silmek demektir.
Kırk yıllık dostuna bir gün karşılaştığında surat asmak, Berlin duvarından daha sağlam duvar yapmak demektir.
Duvar örmek için illa adamın adı İvan veya Hans olması gerekmez.
Sana doğru geldiğini gördüğün yakınlarından bire sırt dönmen de camdan daha saydam duvar örmektir.
Siz farkında olmadan örülen duvarlar da vardır:
Makamınız yükseldikçe dostlarınızdan uzaklaşırsınız.
Size el sallayanlardan uzaklaştıkça küçüldükleri, el ve mendillerin görünmez hale geldikleri gibi zamanla gözden ırak olanlar gönülden de ırak olabilirler.
Devamlı onlara malınızdan hediyeler göndererek gönül bağlarının sevgisini artırınız.
İlk zamanlarınızda parmağını kaldırsa gözünüze değecek kadar yakınınızda olanlar, siz şöhrete kavuşunca başkalarının kaldırdığı ellerden yakınlarınızın elleri görülmez oluverir.
Servetiniz ve şöhretiniz, sizin en yakınlarınıza duvar olur, sizin mal ve şöhretinizi kemirenler tarafından kemirilebilirsiniz.
Bütün bunların temelinde Kur'an'dan uzaklaşmamız yatmaktadır.
Rabbimiz buyurur:
"Demek sizler, (Kur'ân'dan) yüz çevirirseniz/ yönetimi ele alırsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, akrabalık bağlarını parçalayacaksınız öyle mi?" (Muhammed suresi, ayet: 22)
Sevgili peygamberimiz buyurur:
"Yakınlarıyla bağlarını koparan/kesen Cennete giremez" (Buhari, Sahih, K. Edeb hadis no: 5525)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



