Bir insanın, hele bir dava adamının en büyük talihsizliği kendi söz ve eylemine bakılmadan, oluşturulmuş önyargılar açısından değerlendirilmesidir. Oluşturulmuş ön yargıları haklı çıkartmak için, söz ve eylemi adeta bir isbat delili gibi kaynak gösterilir. İşte talihsizlik de bu noktadan sonra başlar.
Siyaset alanına adım atmasıyla birlikte Erbakan Hoca ve mücadelesi giderek oluşturulacak bir önyargının muhatabı olageldi. Sözkonusu önyargı dikkate alınmadan, kırk küsur yıl içinde onun mücadelesi nesnel bir tarzda değerlendirilmiş olsa, ortaya tamamen farklı bir sima, soylu bir kişilik çıkar.
Kişisel ve kendine özgü yaratılış hasletleri bir tarafa, toplumsal mücadelesinde belirgin hale gelen şu hususları vurgulamak mümkündür.
1) Millî olana derinden bağlılık: “Milli” kavramı ne yazık ki içi doldurulamayan bir kavram olduğu için, ortak bir anlayışın doğmasında yetersiz bırakılmıştır. Özellikle DP’de dahil “millî” olan sığ bir duygusallığın ötesine taşınamadığı için, Erbakan Hoca’nın kavram üzerindeki duyarlığı ve vurgusu yeterince takdir edilememiş, dahası anlaşılamamıştır. Oysa Erbakan Hoca bu konudaki duyarlılığını somut göstergeler içeren iktisat, sanayileşme, kalkınma gibi alanlara dikkat çekerek ortaya koymak istemiştir. 70’li yıllardaki koalisyon hükümetlerinde bulunduğu esnada bunun devletin ve toplumun varolma şartı olduğu görüşünün kabul ettirilme çabasında gözlemlemek mümkündür.
2) Uygarlık ve tarih bilincini uyandırma, daha doğrusu diriltme yaklaşımı: Türkiye’nin bir Batı uygarlığına eklenmeye çalışma tutkusunun yanlışlığını siyaset alanına güçlü bir ses olarak taşıma azmi, hakkında oluşturulmak istenen önyargının en yoğun olduğu alan olarak belirmiştir. Burada sırf ve sığ bir Batı uygarlığı karşıtlığı anlayışı ısrarla propaganda edilmiştir. Oysa Erbakan Hoca’nın söz ve eylemi durağan bir karşı oluş ile açıklanamayacak kadar geniş ve engin niteliktedir. İslâm ülkeleri arasında çok yönlü yapılanmaların gerçekleştirilmesini ısrarla gündeme getirmesi bu amaca yönelikti. D-8 Projesi bunun somut göstergesi kabul edilmelidir. Nitekim hem bu projeyi akim ya da battal gösterme isteği, hem de amacından saptırılarak kendi çıkarları doğrultusunda uygulanmaya konulmasının kötü-niyet göstergesi olan BOP üzerinde düşünmek yerinde olur.
3)Bağımsızlık iradesi: Tanzimat sonrası devlet ve siyaset hayatında iktidar olma ve iktidarı sürdürme gereği olarak iç ve dış güç odaklarına yaslanma adeta bir zorunluluk gibi algılanagelmiştir. Devlet ve siyasetin etkin konumlarına gelmiş olanların, diplomatik boyutu aşarak duygusal bir yakınlığa yönelmeleri, devlet ve toplum bakımından bağımsızlık (istiklâliyet) sorununu adeta doğurmuştur. Bağımsızlığı ilke olarak esas olan devlet ve siyaset adamları ne yazık ki pek fazla olamamıştır. II. Abdülhamit, Mustafa Kemal gibi. Sanıyorum son kırk yılda bağımsızlığı esas alarak devlet ve siyaset kavrayışına yönelenlerin başında yer alır Erbakan Hoca.
4) Demokrasiyi, tabanını genişleterek içselleştirme: Biliyorum, önyargının tutsağı durumunda kalan zihinlerin hemen itiraz edeceklerini. Oysa nesnel ve olgulara bakarak irdelemeye yönelindiğinde, Erbakan Hoca’nın, eşdeyişle Millî Görüş hareketinin toplum katmanlarının önemli bir kesimini durağanlıktan çıkartarak siyaset, iktisadi ve düşünsel etkinlik alanına yönlendirme, belli ölçüde taşıma işlemini üstlendiği gözlemlenebilecektir. Fakat ne toplumbilimciler, ne siyaset bilimciler tam olarak bunu incelemiş değildirler. Oysa Millî Nizam Partisi’nin kurulmasıyla başlayan kırk yılı aşkın süreçte Erbakan Hoca ve Millî Görüş, iktidar ve muhalefette belirleyici, etkileyici ya da uyarıcı niteliklerde rol oynayagelmiştir.
Hakkında verilen karar gereğince özgürlüğü kısıtlanan Erbakan Hoca, yaşının getirdiği şartlar dolayısıyla, kimi karşıt kişilerin yüreklerinde bile “acıma” duygusunu harekete geçirmiş olmalıdır. Elbette karşı karşıya bulunduğu durum her insanın iç dünyasını devindirmektedir. Ancak Erbakan Hoca’nın bir dava adamı olma konumunu tarihe kayıt düşme olarak değerlendirebilirsek, vakar ve sebat, sabit kadem olabilmenin canlı ve somut örneğini görebiliriz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



