Bugün biraz geçmişe dönelim isterseniz! Hatırlayacaksınız, Refah Partisi, 1990'lı yılların başında çok büyük bir sıçrama yapmış ve bir koalisyon hükümetinin büyük ortağı olarak, Türkiye siyasetine damgasını vurmuştu.
Bu sıçramanın en büyük nedenlerinde birisi, o yıllardaki yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik ortamında, Refah'ın adaletçi söyleminin toplumda büyük ölçüde kabul görmesiydi.
Kısacası Refah, toplumun sosyal adalet ve refah talebinin üzerinde yükseldi. Ona cevap verebilen bir siyaset izledi ve bu siyaset de halkta karşılık buldu.
O günlerde, Refah Partisi için, geleneksel tabanı olarak adlandırabileceğimiz kesim, eski MSP'li kitlenin önemli bir kısmı, ANAP'ta siyaset yapıyordu ve Refah'tan da uzak duruyordu.
Ancak Refah Partisi, haksızlıklardan, adaletsizliklerden, yolsuzluklardan bunalmış yepyeni kitleler etrafında, yeni bir toplumsal mutabakat oluşturabildi ve kısa bir dönem de olsa, iktidar olarak, ülkemize çok güzel hizmetlerde bulunma imkânı elde etti.
Hatta hatırlarsınız, 1994 mahalli seçimlerine doğru gidilen dönemde, Refah'ın söylemi, meyhanelerde, gazinolarda bile, geleneksel tabanından, daha çabuk karşılık buluyordu.
İşte bu noktada, dikkat çekmek istediğim bir husus da budur. Eski MSP'li geleneksel taban, o yıllarda, Refah Partisi'ne en çok direnen kesim oldu.
İktidarda ANAP vardı, onunla elde edilen imkânları yeterli buluyorlardı, bu yüzden oraya destek de ısrarcı idiler.
Ama ne zaman ki, Refah Partisi güçlendi, iktidar yürüyüşünü başlattı, onlar da, Refah'ın kapısına geldiler!
Bugün de benzer bir durum söz konusudur!
28 Şubat postmodern darbesiyle, oluşturulmuş olan yeni siyaset ortamında, AKP iktidara gelmiş ya da getirilmiş, kapatılan Refah Partisi sosyolojik tabanının çok önemli bir kısmı, AKP'ye geçmiş, orada siyasete devam etmiştir ve etmektedir.
Bu noktada, siyasetin yükselen yıldızı, Saadet Partisi'ne en çok direnen de, aynen yukarıdaki örnekte olduğu üzere, geleneksel taban diye adlandırabileceğimiz ve şu anda AKP'de siyaset yapan ve AKP'ye destek olmaya devam eden eski Refah kitlesidir.
Zira bunlar, AKP ile elde ettikleri kazanımları yeterli bulmakta, bir türlü Saadet'e desteğe yanaşmamaktadırlar. Sadece gönülleri Saadet'tedir.
Üstüne üstlük bunlar, değişik vesilelerle, zor şartlara rağmen Saadet Partisi'nde kalmış, zor bir mücadeleyi omuzlamış eski arkadaşlarını AKP'ye destek olmaya çağıran bir gayret içerisindedirler.
Yani bir taraftan orada durup iktidar nimetleri ile semizleşirken, diğer taraftan, ellerini de Saadet'ten bir türlü çekmemektedirler.
Şurası bir gerçektir ki, bugün de, adaletsizliklerden, işsizlikten, ekonomik sıkıntılardan yoksulluktan, yolsuzluktan bunalmış geniş toplum kesimleri, Saadet Partisi'ni, bahsettiğim geleneksel tabandan, daha kolay ve daha çok anlamaktadır.
Saadet Partisi'nin üslup ve söylemini kabul eden ve kabul etmeye hazır olan çok büyük bir kitle vardır!
Milyonlarca yeni genç seçmen kitlesi vardır. Kahvehanelerde işsiz güçsüz vakit öldüren milyonlar, Saadet'in mesajını almaya, bunlardan, daha çok hazırdır. Bunlar gönüllerinden fazlasını da sunmaya adaydırlar!
Bu yüzden de, AKP'de siyasete ve AKP'ye desteğe devam eden eski Refahçılar yerine, bu yepyeni çok büyük alanla ilgilenmek mecburiyeti vardır.
Saadet'in güçlendiğini, iktidar olacağını anladıklarında, bunlar zaten "nerede kalmıştık" diye koşarak geleceklerdir.
Şu hususu da vurgulamakta fayda görüyorum. Önemli olanın, insanların, dün ne ya da neci oldukları değil, zor günlerde ve bugün, nerede oldukları, nerede durdukları ve neyi savundukları, neye ve kime destek olduklarıdır.
Evvelden bir müddet, burada bulunmuş olmak, daha açık bir ifadeyle eski Refahlı olmak bir ölçü ya da ayrıcalık değildir.
Ayrıcalık, zor günlerde Saadet'i terk etmemiş, ranta ve menfaate koşmamış olmak ya da zor günlerde, az sayıda insanla birlikte, bu idealleri sahiplenmiş olmadadır. Yani Saadetli kalabilmededir.
Bu yüzden de, Saadet Partisi teşkilatlarındaki arkadaşlarımızın öncelikli hedefi, bahsettiğim türden eski Refahlılar değil, toplumdaki yepyeni milyonlarca insanlar olmalıdır.
Onun dışında da, tabii ki, belirlenmiş idealler etrafında, gelen herkese kapıyı açık tutmaktır.
Saadetle kalın!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



