Yıllar önce…
Bakan bey yakın bir arkadaşı ile makamında sohbet ediyordu.
Özel Kalem müdürü içeri girdi.. Önce özür diledi. Çünkü Bakan bey bir süre içeriye kimsenin alınmamasını söylemişti.
“Afedersiniz Efendim” dedi.. “Dışarıda birisi var, müsait olmadığınızı söyledim.. Ama buna rağmen ısrarla sizinle konuşmak istiyor” dedi.
Bakan da merak etti. “Peki” dedi “Alın bakalım”
Bakanla görüşmek isteyen adam, kılık kıyafetiyle “Kodaman” birine benziyordu.
“Buyurun” dedi Bakan, “Israrla beni görmek istiyormuşsunuz”
Esrarengiz ziyaretçinin gözleri Bakan’ın yanındaki arkadaşına döndü:
“Sayın bakan” dedi “Özel olarak” görüşmeliyiz.
Bakan iyice meraklanmıştı.. Bakanlık makamının hemen arkasındaki özel odaya geçtiler.
Ancak girmeleriyle çıkmaları bir oldu.
Bakan bey şaşkın bir ifadeyle koltuğuna otururken, esrarengiz ziyaretçi de gergin bir yüzle hızla makamdan ayrılmıştı.
Bakan beyin arkadaşı olanlara bir anlam verememişti. Ama oldukça meraklanmıştı.
Sonra öğrendi. Gelen adam Bakan’a “kendisinin mason olduğunu” söylemiş ve bir teklifte bulunmuştu. “Sayın Bakan” demişti.. “Şu anda Kabine’de Mason olmayan iki bakandan biri sizsiniz. Size Mason olma teklifini götürme görevi bana verildi. Mason olmayı düşünür müsünüz?” diye sormuştu. Bakan önce şaşırmış ardından “Bana nasıl böyle bir teklifle gelirsiniz” diye terslemişti. Bunun üzerine gelen esrarengiz kişi de, “Madem öyle bu koltukta çok fazla oturabileceğinizi sanmıyorum” diyerek odadan çıkmıştı.
Gerçekten de kısa bir süre sonra çok ilginç bir skandal patlıyordu. Masonluk teklifini reddeden Bakan, gazete manşetlerini süslüyordu. Adı aşk skandalına karışmıştı. İddiaya göre kendisinden çok küçük bir devlet memuruyla aşk yaşıyordu. Bakan bir süre direnecekti. Israrla kendisinin “Haince planlanmış bir iftiraya kurban gittiğini” söyleyecek ama sonunda istifa etmek zorunda kalacaktı.
Yıllar önce gazete sayfalarına aşk skandalı olarak yansıyan bu olayı ve ilgili bakanı eskiler hemen hatırlayacaktır. Biz skandalın perde arkasına ilişkin bu ilginç iddiayı geçen gün bir dost meclisinde dinledik.
Doğrudur yanlıştır bilemeyiz, bir iddiadır. Ama insan merak etmeden geçemiyor.. Eğer doğruysa acaba Türkiye tarihinde yaşanmış kaç operasyonun, patlak vermiş kaç skandalın arkasında bu tür perde arkası tekliflerin etkisi olmuştur?
Hürriyet Towers’taki kahvaltı..
Söz İstanbul’dan açılmışken İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın son günlerde bazı medya yöneticileriyle yaptığı sabah kahvaltılarına değinmeden geçmeyelim. Özellikle Ertuğrul Özkök’le giderek sıklaşan sabah kahvaltılarına…
Bizim hatırladığımız bir keresinde bir gazetecinin evinde buluşmuşlardı. Yine yanlış hatırlamıyorsak bundan yaklaşık 1-1.5 ay önce Swiss Otel’de aynı ikili baş başa bir kahvaltı yapmışlardı.
Duyduk ki en son geçen haftada Kadir Bey Hürriyet Towers’ta Ertuğrul Özkök’ün sabah kahvaltısı konuğu olmuş.
Ertuğrul Bey, Göztepe’de cami yapılacak diye ortalığı ayağa kaldıranlardan biriydi. Hedefindeki isimlerden biri de “Cami yapımına!” gereken tepkiyi ortaya koymadığı için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’tı.
Sonra içki yasağına tartışmalarında da İstanbul Belediye yönetimiyle karşı karşıya geldi.
Bakalım ballı çörekli bu sabah kahvaltıları işe yarayacak mı, arayı düzeltecek mi?
Bekleyip göreceğiz.
Ağaca asılan zekat parası...
Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını;
Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu’ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:
“Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al” diye yazdığını..
Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını biliyormuydunuz...
Kapkaçın, hırsızlığın, yolsuzluğun, dolandırıcığın, vurgunun artık vaka-i adiyeden olduğu, asgari ücrete 30 milyonluk zam yapıldığı bir memlekete ithaf olunur...
İstanbul Semalarındaki Esrarengiz yolcu
Geçtiğimiz Cuma günü İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir helikopter şehrin üzerinde kimselerin anlam veremediği bir gezi yaptı.
Öğleden sonra saat 14.00 sularında pervanelerini çırparak havaların helikopterin rotasında önce Silivri ardından, Akfırat bölgesi vardı.. Akfırat beldesi meşhur Formula-1 yarışlarının yapıldığı bölge.
Ama helikopterin rotasından çok içindeki yolcular merak uyandırmıştı. Özellikle birisi.
Çünkü helikopterin yolcuları arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay ve Tuzla’nın Akfırat belde Belediye Başkanı bulunuyordu.
Aynı helikopterde bir kişi daha vardı. İsmi bilinmeyen bir kişi. İşte asıl merak uyandıran da bu esrarengiz yolcu oldu. Çünkü helikopterdeki bu beşinci kişiyi Belediye üst düzey yöneticileri bile tanımıyordu.
Acaba kimseciklerin tanımadığı bu beşinci kişi kimdi? Helikopter gezisi bu ismi bilinmeyen esrarengiz yolcu için mi tertip edildi?
Bu isim Ömer Dinçer ve Kadir Topbaş mihmandarlık yapacak kadar önemli bir isim miydi?
Helikopterde Başbakan Erdoğan’ın Müsteşarı Ömer Dinçer de olduğuna göre Başbakan mı bu geziyi istemişti?
İnanın biz de bilmiyoruz. Ama helikopterin gezi rotası dikkate alındığında ilk akla gelen arazi arandığı izlenimi oluşuyor.
Belki İstanbul yakında yeni bir İkiz Kule projesiyle tanışabilir.. Kimbilir.
Hadi hayırlısı bakalım.
Kırşehir’de Mekke’nin Fethi!
Diz boyu saplandığımız yılbaşı rezaletini ertesi gün televizyonların haber bültenlerinden hep beraber üzülerek izledik. Sokaklardaki sarhoş görüntüleri, kavgalar, insanlık dışı taciz kareleri yürekleri dağladı. Cami yapılmasın diye yürüyüş yapan, Çanakkale Savaşını anlatan çizgi filmde askerlerin ‘Allahu Ekber’ nidalarına takan ve ‘laiklik elden gidiyor, İslam propagandası yapılıyor’ diye bas bas bağıran çağdaş (!) kafaların özlediği Türkiye işte böyle bir Türkiye!
Bizler 31 Aralık gecesinde yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede bu manzaraya üzülürken, diğer taraftan da ‘elhamdülillah’ diyebildik. Anadolu Gençlik’in 300 ayrı yerde düzenlediği Mekke’nin Fethi geceleri yüreklere su serpti. TV 5’in canlı yayınladığı İstanbul’daki Fetih Gecesi ise ekranların temiz yüzü oldu.
Allah nasip etti, bizim yolumuz da Mekke’nin Fethi için Kırşehir’e düştü. 20. Dönem Kırşehir Milletvekilimiz Cafer Güneş ve İl Müfettişimiz Muhammed Bilal Polat ile gittik Kırşehir’e. Salon, Kırşehir’in en büyük salonlarından birisi olunca, ister istemez ‘acaba salon dolmuş mudur’ merakı vardı aracımızın içerisinde. Lakin şehre varıp da salona giremeyen yüzlerce Kırşehirliyi görünce Cafer ağabeyin ‘Elhamdülillah, artık bu iş bitmiştir’ sözleri hala kulaklarımızda. Cafer Güneş’e göre, Kırşehir’deki bu yoğun ilgi, bu heyecan, AKP’nin gerçek yüzünün görülmesinin ve Milli Görüş’ün yeniden iktidara yürüyüşünün habercisiydi…
Bizim için gerçekten güzel bir yolculuk ve güzel bir buluşmaydı Kırşehir. Salondaki atmosfer, bu toplumun hassasiyetlerinin hiçbir zaman törpülenemeyeceğini, bütün uğraşlara rağmen özümüzün, hislerimizin yok edilemeyeceğini de gösteriyordu. Korkularımızı, heva ve heveslerimizi, hırslarımızı yendiğimiz; dahası nefislerimizi fethettiğimiz zaman, fethin önünde hiçbir güç duramaz. Lakin unutmayalım ki; fetihler tam bir iman, tam bir fedakarlık ve hakkıyla cehd ister! Biz Kırşehir’de fetih atmosferini gördük, Allah (c.c.)’a ne kadar şükretsek azdır diyor, Kırşehir’de fethi yaşayan ve yaşatan bütün kardeşlerimize teşekkür ediyoruz…


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



