Birkaç sene öncesine kadar "sermayenin rengi olmaz" diyerek küresel ölçekteki kapitalist sermayeyi davet eden siyasi iktidarımız, bugün "faiz lobisi"nden dert yanıyor. Halbuki, iktidara geldiklerinden beri zerre şaşmadan uyguladıkları ve başarı tablosu diye ahaliye takdim edilen her şeyin müsebbibi olan Kemal Derviş programı, bugün şikayet konusu olan uluslararası "yamyam" sermayenin (faiz lobisini de kapsar) tercih ettiği ve onayladığı bir programdı. Hala da öyle. Programı onayladıklarına göre, programı uygulayanı da onaylıyorlardır haliyle.
"Faiz lobisi elini cebimizden çeksin" şeklindeki haklı, ancak tutarlı olmayan yaklaşımda bulunan Sayın Başbakan, bugünkü pek bir övündükleri "başarı tablosu"nun mihenk taşının, bu yamyam sermayenin yüksek faiz beklentisiyle yönlendirdiği portföy yatırımları veya sıcak para olduğunu nedense dillendirmiyor.
Faiz lobisine karşı "sert ve köşeli tedbirler"den bahsediliyor, ancak faiz lobisinin kimler olduğundan bahsedilmiyor. Bu sert çıkışlar, meydan okumalar, İsrail'le, Fransa ile yaşanan krizleri andırmıyor değil. Söylem sert, ancak uygulama zayıftan da zayıf.
Elini cebimize uzatan haramzade sermaye sahiplerinin kim olduğunu bilmek, cebindekine göz koyulan ahalinin hakkıdır neticede. Hem küresel yamyam sermayenin sıcak para da dahil her türlüsüne kucak açıp ve ekonomik büyümeyi bu çarpık temele dayandırmak, hem de suçlamalar içine girmek pek tutarlı değil.
Sayın Başbakan, Mayıs 2006'da Endonezya'nın Bali adasındaki D-8 zirvesinde "İslam ülkelerinin faizi yeniden tanımlamasını" istemişti. D-8 ülkelerine serbest piyasa ekonomisine geçmelerini (yani küresel kapitalizme entegre olmalarını) tavsiye etmiş ve "İslami faiz meselesiyle kendimizi sınırlamayalım. Uluslararası kurallara göre oynayalım. Dolayısıyla faizin niteliğine ve ne olacağına bakalım. Faizi yeniden tanımlayalım. İslam dünyasının kendi finans meselesi diye sınırlamayalım." demişti. Yani, faizin kalkması gibi bir öneri veya ideal değil, uluslararası koşullara ayak uydurmak için "yeniden tanımlanmasını" önermişti Sayın Başbakan. Şimdi bu faiz lobisi çıkışı, ilginç doğrusu.
Şöyle bir şey var gözden kaçan. "Faiz lobisine" beddua etmekte yerden göğe kadar haklılar. Ancak sormazlar mı, "Şimdiye kadar niye bu kadar içli dışlı ve samimi oldunuz aynı taifeyle?" diye. Elini verenin kolunu kurtaramadığını bilmek için deneyimlemek şart değil faiz hususunda.
Taşıma suyla (portföy yatırımları, sıcak para, ki yüksek faize geliyorlar tabii ki) değirmen döndürmeye kalkmanın bedelidir aslında bu. Faiz lobisi 10 senedir var (daha eskiye de gidebilir, sadece Refahyol Hükümeti döneminde işlerine taş konmuştu bu gürühun) ve devamlı yükske faiz karşılığı ekonomiyi de finanse etti. Bu da, büyük bir başarı olarak lanse edildi, "Ekonomiye yabancı sermaye girişi" şeklinde. Bir anda ne oldu da, zararlı oldukları geldi akıllara? Kilit nokta burası.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



