Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Amerika dönüşünde Türkiye'nin gelecek yıl BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) Afganistan konusunda ''öncü ülke'' olacağını söyledi.
Bu açıklama dolayısıyla endişeye kapıldım.
Çünkü bu beyanatın ne anlama geldiğini tam okuyamıyorum.
Endişeliyim...
Çünkü daha önce yazılanlar, çizilenler beni kaygılandırıyor.
Endişeliyim...
Çünkü Amerikalı yetkililerin ve NATO Genel Sekreteri'nin diplomatik girişimleri, açıklamaları tedirginliğe sebep olacak nitelikte.
Davutoğlu hocanın bu beyanatını nasıl yorumlayacağımı bilemiyorum.
Hollanda başta olmak üzere Amerika'nın yakın müttefikleri mevcut işgal güçlerini geri çekmeyi tartışırken, bazı medya organlarının manşete taşıdığı gibi "Türkiye'nin daha aktif biçimde savaşın içerisinde yer alacağı" şeklinde mi anlamalıyım yoksa?
Böyle bir ihtimali düşünmek bile çok acı...
Şüphe yok ki;
*Amerikan halkının bile destek vermediği bu savaşta Türkiye'nin işi de yok, çıkarı da...!
*Bu savaş; İslam coğrafyasını yeraltı ve yerüstü zenginliğiyle kontrol altına almak için küresel ölçekte başlatılan askeri müdahalelerden biridir.
*Bu savaş; emperyal vizyon ile askeri düzen inşa edilmek amacıyla açılan bir savaştır.
*Bu savaş, demokrasi ve insan hakları adına, evrensel hukuk kurallarını hiçe sayan, insani ve ahlaki değerleri bir kenara iten, korkunç katliamların yaşandığı bir savaştır.
*Bu savaş; Batılı müttefiklerin bile verdiği zayiatlar dolayısıyla askerlerini geri çektiği bir savaştır.
*Bu savaş; ABD'nin tek süper güç olmanın avantajını kullanarak, küresel kaynaklara bencilce sahip olma savaşıdır.
*Bu savaş; ABD-İngiltere ve İsrail'den oluşan şer cephesinin Hazar ve çevresiyle Orta Asya'daki petrol ve doğalgaz gibi zenginlikler üzerinde hâkimiyet ve denetim kurma savaşıdır.
*Bu savaş Amerika'nın yayılma savaşıdır.
*Bu savaş; zalimle, mazlumun savaşıdır.
*Bu savaş; işgalin gerekçelerinin kocaman birer yalandan ibaret olduğu bir savaştır.
*Bu savaş, İslam'a ve Müslümanlara karşı başlatılan küresel düzeyde bir tasfiye operasyonudur.
*Bu savaş; gözü doymayan obezitelerin, elinde bir lokma ekmeği olmayan mazlumları aç ve sefil bıraktığı bir savaştır.
Öyleyse niçin oradayız ve neden oradaki işgale canımız pahasına destek olacağız?
Başbakan Erdoğan, Doğu bölgelerimizde bir Mehmetçik'in ölmemesi için demokratik açılımı gerçekleştirme konusunda kararlı olduğunu her fırsatta dile getirerek " Biz bunun riskli olduğunu biliyoruz. 550 milletvekilini kaybetsek de bir şehidin gelmesini istemeyiz" diyor.
Sayın başbakanın bu konudaki samimiyetinden zerre kadar kuşkumuz yok.
Dolayısıyla sayın başbakana sesleniyoruz:
Lütfen aynı şekilde Afganistan'dan da şehitlerin gelmesine izin vermeyin.
Bizlere ABD-İngiltere-İsrail üçlüsünün İslam coğrafyasını yeraltı ve yerüstü zenginliğiyle kontrol altına almak amacıyla küresel ölçekte giriştiği askeri müdahalelerde yer almış olma ayıbını, utancını yaşatmayın. Bunu yapabilmeye sizin gücünüz var.
Afgan halkı, işgalcinin armasına mı bakıyor!
"Afgan halkı, Türkiye'ye yönelik müthiş sevgi, saygı ve güven duyuyor. Diğer bazı müttefiklerin tersine Türkiye art niyetli görülmüyor."
Bu sözler, NATO yetkililerine ait.
"Gelecek ay Uluslar arası Destek Gücü (ISAF) adı altındaki işgal güçlerinin komutasını almaya hazırlanan Türkiye, Müslüman kanının dökülmesine ortak olacak."
Bu sözler de Usame Bin Ladin'in sağ kolu örgütün iki numaralı ismi Eymen El Zevahiri'ye ait.
" Yaşam koşulları, savaş ve şiddet dolayısıyla Afgan halkı, Taliban rejimini arar hale geldi."
Bu tespitler de Batılı kuruluşlara ait
Durum bu...
Hiç kimse, Afgan halkının işgalcinin armasına bakıp karar verebileceğine inanmamızı beklemesin!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



