Hillary Clinton, Pakistanlı bazı yetkililerin ve bakanların Bin Ladin'in ve Molla Ömer'in yerini bildiklerinden emin olduğunu söylemiş ve bu kesimlerden kendileriyle daha fazla işbirliği yapmalarını istemiştir. Habere göre, ABD Dışişleri Bakanı, 1 Mayıs'ta (2010) New York'ta ele geçirilen patlayıcı yüklü araçla ilgili olarak gözaltına alınan Pakistan kökenli Amerikan vatandaşı Faysal Şahzad ve diğer zanlıların adalete teslim edilmesi konusunda Pakistan'dan daha fazla işbirliği beklediğini de ifade etmiştir.
Bin Ladin konusunun bir manipülasyon konusu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün varlığının o kadar da önemli olmadığı ortada. Lakin yine de ABD ikide bir yeni saldırı iddialarında bulunuyor ve Bin Ladin'i gündeme taşıyor. Halbuki, daha önceki konuşmalarından birisinde Asıf Ali Zerdari bildikleri halde ve ulaşma ve yakalama imkanları olmasına rağmen Amerikalıların geçmişte Bin Ladin'i yakalama zahmetine katlanmadıklarını iddia etmiştir. Nejad da bu tartışmalara katıldı ve kendi görüşlerini aktardı. Amerikan ABC Kanalının sorularını cevaplandıran Nejad kanalın ' Bin Ladin'in Tahran'da yaşadığına inanılıyor!' demesi üzerine plağı tersine çevirerek 'bilakis ben de onun Washington'da yaşadığını duydum. Bush'un geçmişteki ortaklarından birisi olduğunu biliyoruz. Filhakika Bin Ladin Tahran'da değil aksine Washington'dadır. Bush ile Bin Ladin petrol hususunda ortaktırlar. Onun Washington'da olduğundan emin olabilirsiniz..."demişti. Geçmişte de buna benzer değerlendirmeler yapılmıştı. Tarafların hangisi acaba doğruyu söylüyor? Sudan'dan Afganistan'a intikali sırasında da Washington'ın Bin Ladin'i ele geçirebilecekken bu seçeneğe sıcak bakmadığı biliniyor. Çok ilginç değil midir? İkiz Kulelerle alakalı 1993 saldırısının zanlısı Ömer Abdurrahman Sudan'daki Amerikan elçiliğinden vize alarak bu ülkeye gitmişti. Giderken de veya oradayken de adamın peşine gölge gibi İmad Salim'i takmışlar ve a'ma ve görme özürlü olmasına rağmen Amerikalılar onu İkiz kulelere ilk saldırıdan dolayı ömür boyu hapis cezasına çarptırmışlardı.
Bin Ladin için baskı yaptıkları ve bu yüzden de Bin Ladin'in Hartum'dan Afganistan'a gittiği biliniyor. Ya öyle olmasaydı da önceden Sudan üzerinden Bin Ladin ABD'ye gidecek olsaydı onu geri çevirirler miydi yoksa Ömer Abdurrahman gibi vize mi verirlerdi? Bilemeyiz. Lakin Sudan bağlantısı fazlasıyla ilginç. Carlos da bu ülkede yakayı ele verdi. Bin Ladin konusunda atışma başka fasıllarla sürüyor. Amerikan yönetimi İran'ın el altından Taliban'ı silahlandırdığını ve yardım ettiğini ileri sürüyor. Özellikle de Amerikan ordusu zaman zaman bu tarz suçlamalarda bulunuyor. Zaten Bin Ladin'in İran'da bulunduğuna dair arkası kesilmeyen spekülasyonların nedeni de budur. Buna mukabil, Ali Larijani de Nejad'ın sözlerini tamamlayarak Afganistan'da büyük bir uyuşturucu ticaretinin ve trafiğinin olduğunu ve bu trafiği de Amerikalıların yönettiğini söylemiştir.
Gel gitlerle de olsa Afganistan'da siyasi trafiği Hamit Karzai yönetiyor. Buna mukabil uyuşturucu trafiğini de yine Amerikalılar namına yöneten ve yürüten Karzai kardeşlerden Ahmet Veli Karzai'dir. Karzailer Afganistan'ın Daltonları gibi bütün sektörleri kendi aralarında paylaşmış bulunuyorlar. Siyasi sektör onlardan soruluyor ve Amerikalıların siyasi bayileri olarak ülkeyi Hamit Karzai yönetiyor. Buna mukabil boşta kalan diğer Karzai ise Amerikalılarla ve CIA ile uyuşturucu işini yürütüyor ve kotarıyor. Anlaşılan Amerikalılar Karzai kardeşler üzerinden Afganistan'da taşeronlar şebekesi kurmuş ve bu taşeronlarla veya mutemetlerle birçok sektörü idare ediyorlar. Bazen Karzai, halkının da gözüne girmek için Amerikalılara diklense de fazla seçeneği yok. Velinimetlerini kızdırdığında Taliban karşısında yalnız kalabilir. Bundan dolayı taşeronların kartları patronları karşısında yanık sayılır. İki tarafın da seçenekleri sınırlı.
Bununla birlikte Afganistan'ı anlamak için sorulması gereken soru şu: Gerçekten de klasik olacak ama kimin eli kimin cebinde?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



