4 Mayıs 2009 günü akşamı... Bilge Köyü muhtarının kızı için nişan töreni yapılıyor. Program bitiminde muhtarın evinde cemaatle yatsı namazı kılınıyor. Köyün hocası, Hacı Kazım Ozan imamlık görevinde. Namaz bitip dua edilirken ani bir saldırı. Elleri silahlı kişiler cemaate ve hanımların bulunduğu odaya ateş ediyorlar. Tam 44 şehit. İçlerinde Hacı Kazım Ozan da var. Aralarında husumet bulunan aile, düşmanından intikam almak istemiş olduğunu düşünelim. Böyle bir şeyin kesinlikle doğru ve normal olmadığı ayrı bir konu. Peki, Ankara'nın Beypazarı ilçesinden gelerek, büyük bir fedakarlıkla köyde hizmet veren Hacı Kazım Ozan'dan ne istediler dersiniz?
Hacı Kazım Ozan, sıradan ve klasik bir hoca değil. Mesleğinin sevdalısı, insan sevgisi zirvede. Çalışkanlık ve fedakarlıkta örnek bir insan. Yaptığı işi ciddiye almış. Bilge Köyü'ne tayini çıktığı zaman, Beypazarı Tatlıçeşme Camii İmam Hatibi Mehmet Çakır'a gidiyor, "Mesleki konularda sizden bilgi alabilir miyim?" diyor ve hocanın kabul etmesi üzerine de günlerce, kıraat, tecvit, imamlık, cenaze, nikah gibi konularda birlikte çalışıyorlar.. Yani, mesleki bir hazırlıktan sonra Bilge Köyü'ne gidiyor.
Rahmetli hocamızın en büyük meziyeti, engin bir insan sevgisi ile dolu ve insan canlısı bir kişiliğe sahip olması. Tamamı Kürt etnik kökene mensup bir köyde hizmet vereceğini görünce, onların bilgi, görgü, anlayış ve duyuş alanına girebilmek için
Kürtçe'yi bilme ihtiyacını hissediyor ve kısa sürede öğreniyor. Köy halkı,"Son zamanlarda bizden daha güzel Kürtçe konuşuyordu" diyorlar. Minarenin hoparlöründen Kürtçe ilahiler dinletiyor. Çevre köylerde de bu ilahileri dinleyen köylüler "Bu hoca, bu ilahileri nereden buluyor?" diye merak ediyorlar. Hacı Kazım Ozan'a karşı büyük bir sevgi halesi oluşuyor.
Kazım Hoca, çocuklara Kur'an-ı Kerim ve dini bilgiler öğretiyor. Onlarla oynayıp şakalaşıyor. Birlikte spor yapıyorlar. Çocukları geziye götürüyor. Camide, gittiği her evde din ve diyanet konuşuluyor. Köyün her sıkıntısına ortak oluyor, her problemine çözüm bulmaya çalışıyor. Öyle bir çalışma performansı ki, günboyu köy halkı ile ilgilenen Hoca, akşamları çocukların okul derslerinde yardımcı oluyor, herkes dağıldıktan sona kitaplarıyla baş başa kalıyor, sabaha kadar da yeni bilgilerle kendini geliştirmeye çalışıyor.
Katliamda, babasını ve amcasını kaybetmiş olan Bilge Köyü'nün İmam Hatip Lisesi mezunu gençlerinden Sait Çelebi, Hacı Kazım Ozan'ı şöyle anlatıyor:"Biz,hocamızla hep birlikteydik. Evinde çay içer, internete girer, namazlarımızı kılardık. O, ihtiyaçlarımız için tek müracaat kaynağımızdı. Kendini bizden üstün görmez, arkadaş gibi davranırdı. Türk-Kürt ayrımı yapmaz, herkesi Allah'ın bir kulu olarak görürdü. Bizimle daha iyi anlaşabilmek için Kürtçe'yi öğrenmişti. Çocukları, bizi ve köyümüzü çok seviyordu."
17 yaşlarındaki Mesut Akyol da Hocası'ndan şöyle söz ediyor:"Onun gibi bir insan bir daha dünyaya gelmez. Hiç kimsenin kalbini kırmadı, gönlünü yıkmadı." Ben de, Bilge Köyü'nde, Mardin'de, Beypazarı'nda, Hacı Kazım Ozan'la birlikte olmuş pek çok kişiyle konuştum. Tek bir kişiden bile olumsuz bir söz işitmedim. Hatta,zaman zaman "Bu bir peygamber mi? Hiçbir beşeri zaafı yok mu?" diye tahrik ettiklerim oldu. Onlar da "Biz hep iyiliklerini gördük" demekten başka bir şey söylemediler. Köyün, olay sonrası atanmış muhtarı Abdurrahman Çelebi ise,Hacı Kazım Ozan'ı şöyle anlatıyor:"Köye geldiği zaman, genç olduğu için gözüm tutmamıştı. Daha olgun yaşta bir hocanın görev yapmasını istiyordum. Fakat, daha 2 ay geçmeden 40 yıllık hocalardan daha faydalı olduğunu gördük. O'nu kendi evladımız gibi sevdik. Biz, hocalara Kürtçe "melle" deriz. Melle Kazım, 3 çocuğuma Kur'an-ı Kerim öğretti, dinimizi tanıttı, namaza başlattı. Bundan daha büyük iyilik olur mu?Evimize geldiğinde hepimiz "Bu ev senindir" diyorduk. Son Kutlu Doğum programını benim evimde yaptık. Ben profesörlere de söylüyorum: Yalnız dünyevi bilgilerle olmuyor, dini bilgiler de çok gerekli." İşte, Bilge Köyü'nün şehit imamı Hacı Kazım Ozan böylesine mesleğine önem veren, yaptığı işi ciddiye alan, insanlara faydalı olabilmek için her fedakarlığa hazır bir insandı. Böyle örnek, idealist ve model insanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



