Bildiklerimi açıklarım' diyen kişi aslında ne demek ister?
a) Şu ana kadar bilmediklerimi anlattım, kimse ne dediğimden bir şey anlamadı, öyleyse bilmediklerime hazır olun.
b) Gözdağıyla söz dağlarını yerinden oynatmaktansa söz dağıyla göz korkutmak daha evladır.
c) Bilginin kozmik odasını halka açarım özeleştiri yapmaktansa özelleştirme yaparım.
d) Benim bildiğimi bilseydiniz başka belge aramazdınız.
e) Üzerime gelmeyin üstümdeki bilgiyi patlatırım.
Kastı yukarıdaki şıklardan hangisi olursa olsun bildiklerini ortaya saçarak gürültü çıkarmak isteyen herkes insanların en köklü zaafından yararlanmak ister. Acaba benim bilmeyip de sadece başkalarının bildiği gerçeklerim mi var endişesidir bu. Bu durumda söylemediği söz, işlemediği fiil insanın üzerine kalır. Bildiklerinin pimini çeken kişi zaman ayarlı bir tedirginliğin fitilini ateşlemiş olur. Bilgi burada tahrip silahı olmaktan çok tahrik silahıdır artık. Bilginin kaptan koltuğuna oturmak direksiyonu istediği yere eğip bükme yetkisini de veriyor olmalı. "Bildiklerimi açıklarım" diyen kişiye "bildiğin gibi yap" demekten de başka bir seçeneğimiz kalmıyor. Eğer bir kişi zamanında söylenme aciliyeti olan bir durumu kendince hesaplardan dolayı belli bir zamana ertelemişse söylenmemiş sözün doğuracağı vebali üstlenmiş olur. Bildiğini açıklamak o bilgiye sahip olunduğu anda ortaya konulması icap eden bir husustur. Bildiğini susmak ona paha kazandırmak için uygun bir zaman kollama stratejisidir. Bu yüzden de bilmeyenlerin sorumluluğu bildiği halde söylemeyenlerin üzerindedir.
İnsan bildiklerini ne yapar? Kimi zaman bütün bilgi parçalarını kullanarak onlardan bir kule ya da hayaline denk düşecek bir şato yaptığı gibi kimi zaman da bildiklerini bilmeye kapalı geçecek gelecek zamanlar için bir birikim olarak kullanır. Bu fakir bildiklerinden hep kendisine kalbini sığdırabilecek ölçekte bir dünya yapmaya çalışmıştır. Bildiklerim içerisinde eğer bu dünyadan arta kalan bir şeyler geriye kalmışsa onu da baktığı halde bakmasını bilmeyenlere, okuduğu halde okumasını bilmeyenlere veya yaşadığı halde yaşamasını bilmeyenlere hibe etmişimdir. İşte kendi dünyamı kurmak için kullandığım bilgi parçacıklarından artırarak başkalarına hibe ettiğim önemli malzemeler:
Bir; Dünya hayatı gerçekten geçicidir. Bu hakikati bilmezlikten gelme bilgisine dönüştürenler bir zahmet bilgilerini gözden geçirsinler. Doludizgin yaşamasına bakarsak İnsan kendi yalanına inanmaya ne kadar isteklidir.
İki; Bulmaya gitmeyen bilgi yüktür. İnsanı en çok kirleten yörüngesiz malumat, hedefsiz bilgidir. Bilgi sadece aydınlığın değil karanlığın da malzemesidir. Bugün en çok da insanlar bilgiyle manipüle edilmiyorlar mı?
Üç; her insan yüzyıllar sonrasını göremeyecek olmanın ümitsizliyle konuşur. Sahi içimizde 3017'nin Sonbahar'ını ya da 4048 yılının kiraz mevsimini görebilme şansına erişebilecek kaç kişi var?
Dört; her ölüm deprem şiddetindedir. Ölmeden evvel ölümü anlayıp kavramanın yolu başkasının ölümüne dikkat kesilmektir. Ölüm yüce Yaratıcıya bidayetten bu yana en kımıltısız saygı duruşudur. İnsanın ancak hayata saygısızlık etmeye gücü yetebilir; ölüm karşısında ise her zaman 'hazırol'dadır.
Beş; Yaşamak ateşli bir hastalıktır. Sanatçı ve edebiyatçıların yapıp ettikleriyle beraber iç sesleri ateşli hastanın bilinçli sayıklamaları gibidir. Hayatın ateşi düştüğü anda insanın iç kaynamaları da son bulur.
Altı; İnsanın en büyük sorusu kendisidir. İnsan kendi denklemini çözdükçe çehresi aydınlanır, gözlerinin feri artar.
Yedi: Hatırlamanın en somut şekli kulluktur. İsyan ile malul olanlar aynı zamanda nisyan ile malul olanlardır. Bilgi hafızamızın üzerine örtülen şalı kaldırmaktır. Fazla bilgi araçları amaç haline dönüştürme riski taşır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



