BİSMİLLAHİRRAHMANNİRRAHİM
Kâinatı varlığının bilinmesi için yaratan, rızık veren, yöneten, kullarının iki cihan saadeti için İslam'ı gönderen, terbiye eden Rabbimize hamd, son peygamber, âlemlere rahmet, yaşayan Kur'an Peygamberimiz (s.a.v)'e salât ve selam olsun.
Milli Görüş Türkiye'nin, İslam âleminin ve tüm insanlığın şuurudur. Dünya ve ahiret saadetinin tek çaresidir. Ondan başka kurtuluş imkânı ve ilaç yoktur. Ülkemizde bu anlayışa sahip şuurlu topluluk Milli Görüş topluluğudur. "Yaşanılabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya"nın kurulması ancak şuur sahibi Müslümanların, inananların cihadıyla mümkün olacaktır. Bu büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluğun gereği olarak eda edilmesi gereken vazifeler ittifak ederek, kardeşlik hukukunu koruyarak, iç çekişme ve ihtilaflardan uzak, saf bağlayarak, bünyanünmersus halinde yapılması emredilmiştir.
Bu mücadelede uyulması gereken bütün esasları Allah (c.c) bizlere Peygamberimiz (s.a.v) vasıtasıyla bildirmiştir. İmtihan olduğumuz bu dünya hayatında, bu esaslara uyarak cihad etmemizden başka bir şey bizleri yaratan Rabbimizin rızasına götürmeyecektir. Bu konuda Allah kullarından söz almıştır. "Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Bir de "işittik, itaat et¬tik" dediğinizde sizi bağladığı sözleşmeyi hatırlayın. Allah'tan sakı¬nın. Elbette Allah sinelerdeki sırları bilir." (Maide: 7) Bu ayette uyarı ve tembihatlar vardır.
Uyulması gereken yol bellidir. Rabbimiz bu yol konusunda da bizleri ikaz etmektedir. "Kim kendisine yol apaçık belli olduktan sonra Resule karşı gelir ve müminlerin yolundan başkasına giderse, biz onu yöneldiğine kavuştururuz ve cehenneme yaslarız. O ne kötü bir dönüş yeridir." (Nisa:115) "Muhakkak bu benim dosdoğru yolumdur, ona uyunuz. Baş¬ka yollara uymayın; sizi Allah'ın yolundan ayırır. Sakınasınız diye Allah bunları size tavsiye etti." (Enam:153) "Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, ayrılığa düşen ve parçalananlar gibi olmayın. En büyük azap işte onlaradır." (Ali İmran:105)
Yapmamız gereken şey İslam'ın hem şekline hem de ruhuna uymaktır. Bu Allah'ı sevmenin en başta gelen esasıdır. "Deki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Allah affedicidir, rahmet edicidir." (Ali İmran:31)
Disiplinli bir ümmet olmaya mecburuz. Bizi ümmet haline getirecek iki önemli şey ise biat ve itaat farzlarıdır. Bu farzları yapıp yapmamak bizim keyfimize bırakılmamıştır. "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat ediniz. Herhangi bir şeyde çekişirseniz, eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Resulüne havale ediniz. Bu daha hayırlı ve netice bakımından daha güzeldir."(Nisa: 59)
İlimsiz İslam yaşanmaz. Birtakım İslam düşmanlarının kınamaları karşısında kendi mefhumlarımızdan uzaklaşmak, bizi felakete götürür. Geliniz Biat ve itaat nedir? Birlikte öğren meye çalışalım ve bu farzları eda eden bir topluluk olalım.
Biat: Sözlükte alışverişte el tutuşup karar vermek, satış akdi yapmak, anlaşmak anlamına gelmektedir.
Biat: Sözleşmek, söz vermek, teslim olmak, kabul etmek, razı olmak ve tasdik etmek anlamında kullanılan bir mefhumdur.
Biat: İslam'da ise Müslüman bir mükellefin, seçme ve seçilme (Ehlülhalli vel akd) ehliyetine sahip bir heyet tarafından tespit edilen imama, lidere, emir sahibine itaat edeceğine ve sadık kalacağına dair söz vermesidir.
İtaat: Boyun eğme, uyma, dinleme, alınan emre göre hareket etme anlamında kullanılan bir mefhumdur. Bunun zıddı itaatsizlik, serkeşlik ve muhalefet etmektir.
İtaat; Müslüman bir mükellefin kendilerinden olan emir sahiplerine, maruf olan her emrine hoşuna gitse de gitmese de itaat edeceğine dair yaptığı bir sadakat yeminidir. Peygamberimiz(s.a.v) bu hususta bizlere şu tembihatta bulunmaktadır: "Müslümanlar hoşlarına giden ve gitmeyen her konuda, kendilerinden olan emir sahiplerine itaat etmekle yükümlüdürler. Ancak günah işlemeleri emredilirse itaat etmezler" (Buhari, Ahkâm: 4)
Biat sonucunda ortaya çıkan itaat, İslam ve ahkâmı ile sınırlıdır. Bir hayat nizamı olan İslam'ın fert, toplum ve kurumsal olarak yaşanabilmesi için biat zorunludur. İslâm âlimleri "biat ile ilgili ilimlerin, mükellef olan her erkek ve kadın üzerine farzı ayın olduğu" hususunda ittifak etmişlerdir.
İslam güç ile yaşanır ve yaşatılır. Bu ise organize olmayı ve mahiyeti ve görevi Kur'an ve Sünnette zikredilmiş bir ümmet olmayı, teşkilatlanmayı zorunlu kılar. Bu zorunluluğun gereği olarak Müslümanlar İslam'da ittifak ederek şuurlu bir topluluk haline dönüşmeleri için bir lider ve başkan etrafında toplanmaları, ona biat etmeleri İslam'ın esaslarındandır. Çünkü toplumun saadet bulması; emrine itaat edilen bir liderin, emir sahibinin varlığı ile mümkündür.
Biat ve emir sahiplerine itaat kitap, sünnet ve ashabın icması ile sabit olan İslam'ın esaslarından birisidir. Kur'an'da biat ile ilgili şu hükümler vardır: "Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmiş olurlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Kim sözünden dönerse kendi aleyhine dönmüş olur. Kim de Allah'a verdiği sözü tutarsa, yakında Allah ona büyük mükâfat verecektir." (Fetih:10) Biat her Müslüman erkek ve kadın üzerine farz kılınmış bir görevdir. "Ey Peygamber, Mümin kadınlar sana: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyilikte sana isyan etmemek üzere biat etmek için geldiklerinde onların biatını al ve onlar için istiğfar et. Şüphesiz Allah affedici, merhamet edicidir." (Mümtehine: 12)
İslam'da itaat emri kesindir: "Mümin erkeklerle, mümin kadınlar birbirlerinin dostları¬dırlar. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar, namazı kılarlar, Zekâtı verirler. Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah Aziz'dir, Hakim'dir. (Tevbe: 71)
Siyonizm'in, batının ve işbirlikçilerinin menfi telkinlerine boyun eğerek biat ve itaat farzlarını terk edenlerin "Cahiliye ölümüyle ölmeleri" kaçınılmazdır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. "Her kim boynunda biat olmadığı halde ölürse cahiliye ölümü gibi bir ölümle ölmüş olur." (Müslim, İmâre, 51) Bu ve benzeri hadisler konunun ciddiyetini Müslümanların önüne koymaktadır. Bu hadislerden birisi de şudur Peygamberimiz buyuruyor:"Kim bana itaat ederse şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur. Kim emir sahibine itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur. Kim emir sahibine isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiş olur" (İbn Mace, Cihâd, 39)Bu hadis Allah'ın rızası gözetilerek lidere yapılan itaatin gerçekte Allah'a itaat manasına geldiğini ifade etmiştir.
Müslüman hoşuna gideni, aklına geleni, nefsinin arzusuna uyanı yapan kimse olmamalıdır.
Biz bizden olmayanlara da itaat edemeyiz. Rabbimiz, bizleri, böyle bir hataya düşmekten şiddetle sakındırmaktadır: " Ey iman edenler, eğer kitap verilenlerden herhangi bir gruba bo¬yun eğerseniz sizi imanınızdan sonra kâfirler olarak geri çevirirler." (Ali İmran:100) " Ey iman edenler eğer inkâr edenlere itaat ederseniz, sizi ökçeleriniz üzerinde geri çevirirler de, siz kayba uğrayanlara döner¬siniz." (Ali İmran:149) " Muhakkak şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için dostlarına fısıldarlar. Eğer onlara itaat ederseniz muhakkak siz de müşriklerden olursunuz." (Enam:121).
Bizim örneğimiz Peygamberimiz ve Onun mübarek ashabıdır. Ashap biat ve itaat konusunda nasıl davranmışsa, bizde onlar gibi olmadan iki yakamız bir araya gelmez. Ashaptan Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: "Resülullah (s.a.v) ile kolayda da olsa, zorluklarda da olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde, iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım kınayanın kınamasından korkmayarak ve daima dinleyip itaat etmek üzere biatleştik" (İbn Mâce, Cihad: 41)
Peygamberimiz (s.a.v) ashabına şöyle buyurmuştur: "Dikkat ediniz! Sizler bana kadınların biat ettiği hususlarla birlikte; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık etmeyeceğinize, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı besleyememek korkusuyla öldürmeyeceğinize, birbirinize iftira etmeyeceğinize, dinin emrettiği konularda bana karşı gelmeyeceğinize, söz vererek bana biat ediyor musunuz?" buyurdu. Biz de: "Evet Ey Allah'ın Resulü" dedik ve bu konularda ona biat ettik. Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Kim bu suçlardan birini işlerde dünyada cezasını görürse o ceza suçun kefaretidir. Ahirette ayrıca bir ceza daha çekmez. Ama her kim de suçu işler cezasını dünyada çekmezse işi Allah'a kalmıştır, Allah dilerse affeder dilerse cezalandırır." (Müslim, Hudud: 10)
"Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal: 46)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



