- Hüseyin nerde, Hüseyin?
- Buralarda idi efendim. Çantanızı taşıyordu.
- Boşuna mı besliyoruz. Çabuk gelsin. Ona iş vereceğim.
Hüseyin bulunur ve karşısındadır bey'in.
- Beni aramanız unutmadığınızı gösteriyor.
- Çantam önemlidir Hüseyin.
- İlave bir iş vereceğinizi buyurmuşsunuz. Bakanlık filan yapabilirim.
- Bakarız Hüseyin, sonra bakarız. Sen şimdi efsanenin kitabını yazacaksın.
- Gömleğin sahibini mi kastediyorsunuz?
- Sen beni ne zaman gömlekli gördün Hüseyin? Kafamı karıştırma. One minute!
- Efsane dediniz de...
- Hiç espri anlama kabiliyetin yok Hüseyin. Yoksa çantanın ağırlığı mı seni böyle yaptı?
- Ben hayatımdan memnunum efendim.
- Ha, sen de katılsaydın şikayetçiler kervanına. Gözünüz doysun.One minute!
- Efsaneye gelsek, efendim..
- Benim romanımı yazacaksın Hüseyin. Daha anlamadın mı?
- Benim hayatım da bir roman benimkini kim yazacak efendim?
- Hüseyin Hüseyin ciddi ol. Bana mahalle baskısı yapma. Geçti o günler...
- Pardon efendim. Neydi o eski günler?
- Tamam işte! O eski günlerden başla yazmaya. Nasıl efsane oldum öğrensin herkes.
- Sizi yedi düvel yazamamış ben nasıl yazarım, efendim!
- Pazarlık kızıştırma. Karşılığını veririz Hüseyin.
- Hiç olmazsa yanıma bir yardımcı filan alsam. Sigortası, servisi, yemesi, içmesi.
- Tamam Hüseyin onu da besileriz. Haydi başla çabuk!
Neyse, devam etmek istemiyorum!
Bir gün biz de yazarız. Birilerinin kitabını değil, bu ülkenin geçmiş yıllarının nasıl yaşandığını... Orada, efsaneler de iki satır bir yer bulur kendilerine. Efsaneler ve kendilerini kırklara karışmış sananlar...
Bir takım tv kanallarında bir ikilinin yazdıkları kitab için tanıtım programları yaptığını görünce, insanın şaşırmaması mümkün değil. Mizaha mı döktüler işi diye düşünürken, örnek aldıkları T. Özal'ın hevesi geldi aklıma.
T. Özal bu ülkeye başbakan olduğunda hemen yapacağı işlerin arasında hayatının romanını da yazdırmak olduğundan, bir bayan yazarı davet eder evine. Kadıncağız onbeş gün birlikte yaşamaya onlarla ancak dayanır ve sonra isyan eder.
- Siz bir aile değilsiniz. Yazılacak hiçbir şeyiniz yok!
Demek ki T. Özal'ın tecrübesinden yararlanılmış. Solcu bayan yazar yerine kendi besilediklerinden bulunmuş.
Onun ihtiyacı da buymuş.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



