İstanbul'un, tabir caizse, 'şurup' kıvamındaki havasından sonra Avrupa'nın soğuk havası ile karşılaşmak şaşırtıcı oldu.
Geçtiğimiz Cumartesi sabahı İstanbul'dan kalkan uçağımız, Berlin'e inmeden önce havada turlar atmaya başladığında, önce alan trafiğindeki sıkışıklık aklımıza geldi.
Ancak uçak inişe geçtiğinde, Berlin'in bembeyaz bir örtü ile kaplanmış olduğunu ve inişteki gecikmenin pistte temizlik yapılması ile ilgili olduğunu anladık.
IGMG - İslam Toplumu Milli Görüş Berlin Bölgesi Hanımlar Komisyonu tarafından düzenlenen ve medyanın hala 4. kuvvet olup olmadığının işleneceği bir toplantıya katılmak üzere gittiğim Berlin, Avrupa'nın diğer her tarafında olduğu gibi havası itibariyle soğuktu ama oradaki insanlarımızla geçen üç günün her dakikası da bir o kadar sıcaktı.
Bedenleri Avrupa'da olsa da, ruhları ile yaşadıkları memleketimizdeki gelişmelerin hemen her ayrıntısını ellerinden geldiği kadar takip ettikleri ve bizimle beraber üzülüp bizimle beraber sevindikleri her hallerinden belli olan insanlarla birarada olmanın ilgi çekici bir diğer tarafı da zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor oluşunuz...
Berlin'de medyayı ve onun hala olması gerektiği gibi 4. Kuvvet olup olmadığını konuşmanın bir güzel tarafı da, zamanlamanın Milli Gazete'nin 38. kuruluş yıldönümüne geliyor oluşu idi.
Milli Gazete 12 Ocak 1973'de Türkiye'de başlayan yolculuğuna, önce Türkiye'de basılan gazetelerin gönderilmesi suretiyle, Avrupa'yı da dahil etmişti.
Türkiye'de basılıp gönderilen gazete yerine daha sonra, buradan gönderilen filmlerin ufak-tefek ilavelerle Avrupa'da basılması şekline geçildi.
Şu an itibariyle Türkiye'de hazırlanan Milli Gazete, ülke içindeki baskı merkezlerine olduğu gibi, Avrupa merkezimiz olan Frankfurt'a da data olarak gönderiliyor ve oradaki arkadaşlarımızın hazırladıkları sahife ve bölümlerin ilavesi ile oluşturulan Milli Gazete, Avrupa'nın insanımızın yaşadığı hemen her bölgesine ulaştırılıyor.
Bu sebeple, Avrupa'da Türkiye'den gidenlerin bulunduğu hangi ülke, şehir ya da kasaba hatta köye giderseniz gidin, orada Milli Gazete ile karşılaşabilirsiniz..
Berlin'de bulunduğum üç gün içerisinde, insanımızla gerçekleştirdiğimiz sohbetlerde, onlar Türkiye'deki son gelişmelerle ilgili meraklarını gidermeye bakarlarken, ben de oradaki insanımızın meselelere bakışını ve tabii ki içinde bulundukları durumu anlamak üzerine yoğunlaştım.
Son zamanlarda meydana gelen ekonomik gelişmelerin bütün Avrupa'yı olduğu gibi, Avrupa'nın hatta belki de dünyanın en sosyal devleti olan Almanya'yı da etkilediği ve bundan bizim insanımızın da etkilendiğini söylemek mümkün.
Berlin'de yağan kar ve yolların durumu, yoğun yağışta ülkemizde karşılaştığımız ve çok şikayet ettiğimiz durumların aynıyla orada da yaşandığını düşündürdü bana.
Bir Avrupa şehrinde, daha kar düşer düşmez yolların temizleneceği beklentisinin çok anlamlı olmadığını da böylelikle öğrenmiş oldum.
Belediyelerin ekonomik durumu kavramı Berlin için de geçerliydi anlaşılan. Ve anlaşıldığı kadarıyla, Berlin Belediyesi'nin maddi durumu pek iyi değildi...
Berlin'in unutulmazlarından birisi ise, oradaki arkadaşımız Menderes Singin'in maillerinden bildiğim Sabah Namazı buluşmalarından birisine katılmam oldu.
Berlin Ayasofya Camii'ndeki Pazar sabahı buluşmasına katılıp, camiyi dolduranlarla beraber namaz kılmak, Kur'an-ı Kerim dinlemek ve ardından ikram edilen çorbadan tatmak, hakikaten unutulması güç bir olay.
Hemen her pazar sabahı yapılan bu uygulamanın hoş taraflarından birisi de, buluşmaya gelmeyenlerin evlerine yapılan kahvaltı baskını imiş.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



