milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

“Ben Bir Eşeğim” Diye Bağırtılan Tarihçi

13 MART 2010
CMT 03:10

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Yakın tarihimizden bir vak'a anlatmak istiyorum. Zaman:Bundan yetmiş küsur yıl önce. Mekân: Büyükada. Bir gece bir klüpte canlılık ve hareket var. Büyük bir zat oradadır. Etrafında meddahlar. Peçeden ve çarşaftan çıkmış dekolte tuvaletli bayanlar. Köşede bir orkestra çalıyor.Yeniliyor içiliyor, rakı su gibi tüketiliyor. Şehrin seçkinleri de orada. Bir masada ünlü bir tarihçi bir iki arkadaşıyla birlikte kendi halinde yemek yiyor içiyor.

Birden, büyük şahsiyetin gözü bu tarihçiye ilişir. Gözlerinde hiddet kıvılcımları çakar.Bu tarihçi İtilaf ve Hürriyet fırkasında hizmet etmiş, İttihadçıların aleyhinde bulunmuştur. Büyük zat çakır keyiftir... Haykırır: "Masaya çık ve ben bir eşeğim diye bağır!.." Salonda bir anda büyük bir sessizlik olur. Bazı yüzlerde şaşkınlık ve hayret, bazılarında kindar bir alay vardır. Tarihçi ne yapacağını bilemez. Masaya çıkıp ben bir eşeğim diye bağırsa büyük bir felâket; çıkmasa belki daha büyük bir felâket olacak.

Ayağa kalkar, sandalyaya çıkar, oradan masaya ve kısık bir sesle "Ben bir eşeğim..." der ve sonra bitkin, rezil, ezilmiş, rengi kağıt gibi olmuş bir şekilde iner ve gider.

Tarihçinin bu darbeyi atlatamadığı ve bir müddet sonra makhuren (kahr olmuş durumda) vefat ettiği söylenir.

Bana bu hikâyeyi 1960'lı yıllarda anlatmışlardı. İnanmak istememiştim. Büyük bir adam büyük bir tarihçiyi herkesin ortasında nasıl olur da böylesine tahkir edebilirdi...

Bundan on yıl kadar önce Fransızca bir kitabı okurken yakın tarihimizin bu menkabesi karşıma çıkınca doğruluğunu anladım.

Yakın tarihimiz nice böyle utanç verici vak'alarla doludur.

Bunların bir araya getirilmesi ve kitaplaştırılması gerekmez mi?.. Her birinin kaynağı belirtilecek. Sağlam bilgilere, vesikalara dayandırılacak. Hangi kitapta, hangi hatırada yazılıysa belirtilecek.

Artık yakın tarihimizi sorgulamalı, onunla yüzleşmeliyiz.

* (İkinci yazı)

KARA BUĞDAY

Kumkapı'da Ermeni Patrikhanesi'nin yakınından geçerken, küçük bir masa üzerinde yiyecek maddeleri satan Ermenistanlı bir hanımdan iki çeşit peynir ile üzerinde Rusça yazılar, içinde İngilizce buckwheat, Fransızca sarrassin, Türkçe kara buğday bulunan bir gıda maddesi satın aldım.Bulgur gibi pişiriliyormuş. (Bir bardak kara buğdaya iki bardak su...) Bizde buğday deniliyor ama buğdaygillerle ilgisi yok, başka bir bitki familyasına ait bir tür.

Kara buğday Rusya'da, Ukrayna'da, Kazakistan'da yetiştiriliyormuş. Türkiye'de pek bilinen bir yiyecek değil.

Buğday vs. yetişmeyen zayıf topraklara ekiliyormuş. Arılar çiçeklerinden çok kokulu ve lezzetli bir bal yapıyormuş. Zararlı bitkileri yaşatmıyormuş. Sağlığa hayli faydalıymış. Tansaş marketlerinde satılıyormuş. İstanbul Fatih'teki Kadınlar Pazarı'nda da bulunur sanırım.

Muhterem okuyucularıma, sağlıklarını korumak için bu gibi gıda maddelerinden az miktarda da olsa arada bir tüketmelerini tavsiye ederim.

Ölüm dışında bütün dertlerin ilaçları, şifaları, tedavileri vardır. En iyi tedavi şekli yiyerek, beslenerek yapılandır. İnsan azar azar her gıda maddesini tüketmelidir. Halkın çoğu hiç ısırgan yemez. Halbuki bu otta nice şifa vardır. Ispanak gibi yemeği yapılır, çorbası yapılır, böreği yapılır, kavrulup üzerine yumurta kırılır, kaynamış suyu içilir.

Fransızca/passportsante.net/ sitesinde kara buğday ile ilgili ilmî ve ciddî yazıyı okudum, hayli aydınlandım. Avrupalıların ilmî yayınlarına hayran kalmamak mümkün değil. İstanbul'da oturuyorsanız bir gün Fatih'te itfaiye arkasındaki Kadınlar Pazarı'na gidiniz, çoğu Siirt, Van taraflarından gelme yöresel gıda maddelerinden satın alınız. Nasıl pişirildiklerini de dükkancıya sorunuz.

Bir pazar günü Balat'taki İnebolu pazarına gidiniz. Kırlardan, ormanlardan toplanmış sebzeler, mantarlar getiriyorlar.

Sakın hor görmeyin, senede birkaç kez şalgam yemeği yaptırın yiyin.

Ha sorayım: Siz hiç ebegümeci yediniz mi?

Tabiî yaşayın...Yapay, boyalı, aromalı, hormonlu, kimyalı, nitratlı, bin çeşit katkılı gıda maddelerinden uzak durun.

Size yetecek kadarından fazla yemeyin. Pahalı ve lüks yemekler yemeyin. Sakın israf etmeyin. Allah müsrifleri (savurganları) sevmez.

Sade yaşayanlar sağlıklarını korur. Aşırı tıkınanlar bin çeşit hastalığa tutulur.

* (Üçüncü yazı)

MEDYADA SEVİYESİZLİK

Medyadaki (basılı ve internet) üslup çok düşük. Şu başlıklara bakınız:

Tokat gibi cevap...

Filanca, açıklamadan sonra kudurdu...

Şok şok şok...

Ateş püskürdü...

Öfkesini kustu...

Böyle başlıklar ve anonslar ciddî bir medyaya yakışmaz. Haberlerin ve yorumların üslubu, sert de olsa mutlaka yüksek seviyede ve ciddî olmalıdır.

Medya, bilhassa televizyonlar yüzünden halkın seviyesi de çok düştü. Yığınlar artık dedikodu, polemik, kavga, şamata, vodvil, melodram, trajedi, bayağılık istiyor.

Vakarın, ciddiyetin, seviyenin pabucu dama atıldı.

Bazı devlet büyüklerinin de, hiç lüzumu olmadığı halde polemiğe girdiğini görerek üzülüyorum.

Demokratik bir düzende herkesin ağzı torba değil ki, büzüp susturasın. Bırakın konuşsunlar. Bir insan konuştuğu ve yazdığı sözlerin seviyesine ve derecesine göre adamdır. Devlet ve iktidar büyükleri polemik yapmamalı, herkes cevap vermemelidir.

Büyük bir uçağın baş pilotu sinirlenir, köpürür, tehevvür içinde kendini kaybederse ne olur? Uçak ve yolcuları tehlikeye girer.

Devlet ve iktidar büyüklerinin:

1. Sinirlenmemeleri,

2. Kin tutmamaları,

3. İntikam almamaları,

4. Duygusal olmamaları,

5. Bilge olmaları,

6. Son derece sabırlı olmaları,

7. Mürüvvetli olmaları... gerekir.

Bugünkü medyamız kaliteli bir medya değildir. Bu medya ile Türkiye'nin işi çok zordur. (Zor değil "çok" zordur...)

Medyanın ana prensibinin ahlâk, fazilet, doğruluk dürüstlük olması gerekir.

Ülkenin bilge ve gerçekten aydın kişileri medya konusuna eğilmeli ve halkı aydınlatmalıdır.

Çok kültürlü ama dini imanı para ve benlik. Böyle bir medyacıdan ne hayır gelir.

Yüksek tiraj ve reyting için her hokkabazlığı yapanlar ahlâksız kimselerdir.

Seviyesizlik doğru ve haklı yayınlara bile gölge düşürür.

Her ülkede hafif, sansasyon peşinde koşan bulvar gazeteleri olabilir ama onların yanında mutlaka ciddî, haysiyetli, seviyeli gazeteler ve dergiler de bulunmalıdır.

Fransa'nın Le Monde'u, İngiltere'nin The Times'i gibi bir gazete bizde niçin yok?

Bizde niçin siyah beyaz tek renkli gazete yok?

Dedikodusuz, polemiksiz, kavgasız gürültüsüz, şamatasız entrikasız, fitne fesatsız sakin bir ülkede yaşamak isterdim.

İlmin, irfanın, hikmetin (bilgeliğin), terbiyenin, efendiliğin, edebin, erkanın, şehir görgüsünün, ciddiyetin, vakarın, haysiyetin gölgesinde bir Türkiye.

Keşke Sultan Abdülhamid Türkiyesinde yaşamış olsaydım.

Çeneni tutamazdın, Padişah da seni Midilli adasına sürerdi... Olsun, bu hürriyet devrinde yazılarım ve fikirlerim dolayısıyla sanki hapislerde yatmadım mı? Sultan Abdülhamid'in sürgünü, bugünün cezaevinden daha hafifti. Ahmed Midhat Efendi'yi Rodos'a sürmüştü, maaş bağlamıştı, serbest geziyor, oradaki okulda öğretmenlik yapıyordu...Böyle sürgüne can kurban.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 13.03.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: basın, osmanlı, fransızca, uçak,

Yazar

Mehmet Şevket Eygi

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Büyük Kayıplarımız
    2. Laikçi Yobazlar!
    3. Çok Önemli ve Uyarıcı bir Hadîs-i Şerif
    4. Yalan Söyleyen Bakan
    5. Peygamber'i Gerçekten Sevmek
    6. Hak Mezhepler Niçin Lazımdır?
    7. Kötü Düzen Mutlaka Değişmelidir
    8. Mecburî Din Dersleri Aldatmacası
    9. Tevhid ve Şirk
    10. Bu Gidişle Batarız
    1. Ergenekon Nedir, Neyi Amaçlıyor?
    2. Elimize Geçen Kozları Değerlendiremiyoruz!
    3. Yalan Söyleyen Bakan
    4. Beyinsizler!
    5. Ehlisünnete Karşı Açılan Amansız Haçlı Seferi
    6. Çok Önemli ve Uyarıcı bir Hadîs-i Şerif
    7. Hangi Cemaatler Ehl-i Sünnettir?
    8. Deniz Gezmiş’ler
    9. İslam Dünyasında Rezaletler
    10. Peygamber'i Gerçekten Sevmek
    1. Yahudiler Davos’un İntikamını Alır mı?
    2. Gerçek ve İcazetli Ulemanın Müslümanları Uyarması Gerekir
    3. Cahiller İctihad Yaparsa...
    4. Kimleri ve Neleri Severim veya Sevmem?
    5. Kemakân Beye Açık Tebrik ve Teşekkür
    6. Bugün Neler Yapmalıyım?
    7. Yahudilerin Büyük Hatâları
    8. Dönen Dolapları Bilmiyoruz
    9. Yaygın Fitne ve Fesatlar
    10. Ergenekon Nedir, Neyi Amaçlıyor?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Böyle bir dayatmaya muhalefet olarak kesinlikle boyun eğmeyeceğiz
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. İrtica.org kuradan çıktı
    4. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    5. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    6. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    7. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    8. İktidar savaşı
    9. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    10. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
  • Diğer

    1. Öğretmenlere yüksek lisans imkanı
    2. Halep'teki patlamalar: "25 ölü, 175 yaralı"
    3. Suriyeli muhaliflerin sınır dışı edilmesine tepki
    4. Kampta İslam dinine saygısızlık had safhada
    5. ''Mobil'' aile hekimlerinin iş yükü hafifleyecek
    6. 881 yıldır ezan sesi yükselen cami
    7. Kazakistan'dan Kaşagan uyarısı
    8. Su kuşlarının sığınağı: Mogan
    9. RİDA, Afrika ve Türkiye'de 4 binden fazla yetime ulaştı
    10. ''Arama kurtarmadan sonra ilk yardım müdahalesi çok önemlidir''
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Derin savaş
    8. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    9. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    10. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. Türkiye tohum üretim ve ihracatında rekor kırdı
    4. Haniye İran'a gidiyor
    5. İstifa eden başkana tutuklama
    6. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    7. Sinemanın Ankara'sı
    8. Humus'ta kan durmuyor
    9. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    10. Polonya'da 62 ölü var!
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek