Zıtlar arasındaki ahenk ilkesiyle devam eden hayatta hak ve hukuk için çerçeveler çizmek şart. Bugün yaşadığımız hayat için söylenecek onlarca söz var.
Yaratılış itibarıyla toplumsal tabiatta olan insan için anlam alanlarından biri de elbette din olmuştur. Akıl, duygu, tecrübe, hayallerle kendi bilinmez alanlarını keşfetmeye mecbur olan insanın elinden dini almak çok da akılcı görülmemektedir. Din akıla çağırıp 'akıllı olmayanın dini de olmaz' derken bu konuda dindarlığı saftiriklik olarak algılamak bilgiye sığmaz vicdanları yaralar. Son üç yüz yıldır dünyanın geldiği sosyal seviyede din olgusunun olumsuzluğu gündeme getirilmekte dinden bahsedilirken hep vahim ve hurafelerden hareket edilmektedir.
İnsaf!
İslam dini modern düşüncenin tanımladığı dini olgusundan farklıdır bunu geçmişten gelen bilgi birikimi göstermektedir. Dünya genelinde var olan dinler hakkında ilerleyen vakitlerden yazılar yazarak din çerçevesinin nasıl çıkmazlarda olduğunu anlatacağım. İslam dinine gelince:
Ana kaynağı Kur'an-ı Kerim ve hadisler olan Müslümanlık içtihatlar, mahkeme kararları, Hulafayı Raşidi'nin tatbikatı, İslam yasaları ile bugüne kadar varlığını devam edip getirmiş insanlık alemine de değişik örnekler vererek esenlik kaynağı olduğunu hep vurgulamıştır.
Sosyal bir kurum olan din için izahlı tarifler yapılırken göz önünde bulundurulması gereken temel bazı referanslar olmalıdır. Akıl üstü olan din hiçbir zaman akıldışı olarak tanımlanmamalıdır. Batı düşüncesinin kutsal olan ve kutsal olmayan ayrımı yine İslam için uygulanmamalıdır. Çünkü Müslümanlıkla hayatın kutsal olanla irtibatı şart kılınmakta bağlanmanın yolları açık tutulmaktadır.
Merhum Topçu, "Din, ilimden bambaşka bir şeydir. Dindar adam, dinsizin bilmediğini bilen adam değildir. Daha çok kuvvetlere sahip olan adamdır. Din, insanlar için kuvvetler kaynağıdır. Bilgi kaynağı değildir." (Sosyoloji, N. Topçu Sh. 83.1983) der bunun izahı şart bilgi ile kuvvet arasındaki ilişkiyi sonra yazacağız.
İmdi!
Kur'an-ı Kerim'de yer alan hukuk düzenlemelerinin neler olduğuna bakmakta fayda var. Önce şunu belirtelim Kur'an-ı Kerim'in yüzde doksan beşi itikad, ibadet, ahlaki fazilet, ibretli kıssa ve öğütleri ihtiva ederken ancak yüzde beş kadar ayet hukuk ve düzen fikrine taalluk eder. Yaptığımız incelemeler 238 kadar ayetin hukuk düzenlemeleriyle ilgili olduğunu göstermektedir. Hal böyle iken din olgusunu toplumsal kaynaştırmada bir harç olarak ele almak acaba Milletimizin bekası için bir fırsat olamaz mı?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



