Yüce Rasülümüze (s.a.v) tabi olan bir topluluk olarak çetin mücadelelerin içinden geçmişiz. Var olma-yok olma noktası denilen ince çizgide ciddi imtihanlarla karşı karşıya gelmişiz... Allah'ın yardımıyla, bu imtihanlardan yüz akıyla çıkmışız. Bedir, Çanakkale ve Gazze'yi, bu devam eden çizginin dönem noktaları olarak kabul edebiliriz.
İslam şairimiz Mehmet Akif, Bedir ile Çanakkale Savaşları arasında irtibat kurar. Bedir, İslam tarihinin ilk savaşıdır. 13 sene Mekke'de sabırla direnen müslümanlar Medine'ye hicret etmişlerdir. Fakat, müşrikler onları Medine'de de rahat bırakmamış, İslam'ı yok etme, müslümanları ortadan kaldırma mücadelesine girişmişlerdir. Hicretten iki sene sonra gerçekleşen bu savaşta Müslümanlar sayı bakımından az,imkan bakımından çok zayıftılar. Müşrikler sayı ve imkan bakımından çok üstündü. Allah Rasülü (s.a.v) şöyle dua ediyordu: "Yarabbi! Bu orduyu muzaffer kıl. Değilse, korkarım ki, dünyada sana ibadet eden bir topluluk kalmayacak!"
Bedir'de Müslümanlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v) öncülüğünde, iman,azim ve sabırla müşriklere karşı direndiler. Allah'tan yardım istediler. Allah da onlara şanlı Bedir zaferini nasip etti.
Ciddi bir imtihan da Çanakkale'de verildi. Emperyalist güçler, Osmanlı'nın en sıkıntılı zamanında müslümanları ve hilafeti yok etmek, topraklarını paylaşmak arzu ettiler. Geliştirdikleri silahları ve bütün güçlerini Çanakkale'yi geçmek için seferber ettiler. Boğaz'dan İstanbul'a geçmek, oradan da Anadolu'ya açılmak niyetindeydiler. Buralar, Osmanlı'nın ana gövdesini oluşturuyordu.
Anadolu'nun yiğit erleri tehlikenin büyüklüğünü anladılar. Ölüm pahasına da olsa din, namus ve vatanlarını savunmaya azmettiler. Çağın en gelişmiş silahlarına karşı imanlarını siper yaptılar. Ölüme, "Bir gül bahçesine girercesine" koşan bu samimi topluluğa Allah yardımını esirgemedi "Yerlerin ve göklerin bütün orduları Allah'ındır." (Fetih, 4) 253 bin şehit verildi ama bir mücadele de kazanılmış oldu:
"Asım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek/ İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek."
Çanakkale Savaşları, bir kavmin öncülüğünde gerçekleşen bir ümmetin mücadelesidir. Öyle çetin bir mücadeledir ki, savaşların geçtiği arazinin her metrekaresine 6 bin mermi yağmıştır. Çanakkale'de Allah'ın yardımı gözle görülecek derecede açıktır.
Savaşın sonuna doğru,düşmana ait savaş gemileri, Boğaz'da sıraya dizilmişler, top, mermi ve alev yağdırarak ilerliyorlardı. Bir süre sonra karaya çıkacaklardı. Askerimiz ya şehit olmuş, ya da sığınağa çekilmişti. Bu manzara karşısında, ortada iki asker görünüyordu: Edremit'in Çamlık Köyü'nden Seyyid Onbaşı ve arkadaşı Ali... Koca Seyyid, tehlikenin büyüklüğünü ve sorumluluğunun derecesini anladı. Ortada, kullanılmamış son büyük bir mermi duruyordu. 276 kg ağırlığında... Arkadaşı Ali'nin yardımıyla mermiyi sırtladı. Topun merdivenlerinden çıktı. Mermiyi topa sürdü. "Allah'ım! Sen isabet ettir" duasıyla, besmelesini okudu ve "Ya Allah!" diyerek tetiği çekti. Mermi,en öndeki cephane yüklü Ocean adlı büyük savaş gemisinin bacasından isabet alarak dümen aksamından cephaneliği ateşledi. İki kere öylesine büyük bir gürültü koptu ki... Düşman gemileri, Osmanlı'nın elinde büyük bir güç var, zannıyla, hemen manevra yapıp geri çekildiler. Onbaşı rütbesindeki bir kişinin böylesine bir isabetle düşman gemilerinin gözünü korkutması, savaş tarihinde eşine zor rastlanan bir olaydır. Bunu, Allah'ın ümmet üzerine yardımından başka bir gerekçeyle izah etmek mümkün değildir.
Biz, yok olsaydık, Çanakkale'de yok olacaktık. O kahramanlardan ikisinin posteri "İki çılgın Türk!" ifadesiyle meşhur oldu. Giydikleri elbiselerin nasıl yıpranmış olduğunu gördükten sonra "İki inanmış Müslüman"ın iman ve azmi karşısında hayranlık duymadan edemiyoruz. O poster, Çanakkale'nin hangi şartlarda kazanıldığının fotoğrafı... Allahü Teala, Çanakkale'de, İslam'ın Batı kalesinin düşmesine izin vermemişti.
Son olarak, 27.12.2008'den itibaren 22 gün, Gazze'nin işgaline şahit olduk. Zalimler, topraklarını ve Mescid-i Aksa'yı savunan masum bir topluluğa karşı bombalar yağdırmıştı. Hiçbir Filistinli ülkesini terk etmedi, kararlı bir direniş ortaya koydular. Ümmetin yüzünü ak ettiler. Allah onlardan razı olsun. Emperyalist devletler ve barışı sağlamakla görevli kuruluşlar, bu işgal karşında sessiz kaldılar. Mazlumların ahı ve vicdan sahibi halkların zulüm, vahşet ve katliamı protesto eden tavırları karşısında, emperyalizm yine mağlup oldu.
Müslümanların ortak değeri, peygamberimizin miraca yükseldiği Mescid-i Aksa'nın bulunduğu toprakların savunulması, bütün ümmeti ilgilendiren bir mücadeledir. Rabbimiz orası için "Etrafını mübarek kıldık" (İsra,1) buyurur. Bu sebeple, "Gazze Çanakkale'dir'' ve Hakk-ı üstün tutan bir mücadelenin son önemli halkasıdır.
Bütün bu olaylar, hak-batıl mücadelesinin sürdüğünü ve her zaman Hakk'ı üstün tutanların galip geleceğini göstermektedir.
Zafer inananlarındır!..
Ve zafer yakındır!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



