Dikkatinizi çekiyorum: Kâr-zarar dünya hesabına göre yapılır.
Kâr zarar, ahiret hesabına göre yapılmalı, cennet-cehennem hesabına göre yapılmalıdır. Kârınızı-zararınızı dünya hesabına göre yapmayın. Mal-mülk sahibi olunca, falan makama gelince, çok paraya sahip olunca kazandık zannetmeyin.
Kişi dünyada neye sahip olursa olsun iman etmemiş ise kesinlikle kaybetmiştir. Bu kayıptan kurtulanlar inanan ve inancına göre yaşayanlardır. İman ve salih amel sahibi olanlardır.
Kur'an-ı Kerim'de iman kelimesi türevleriyle birlikte 811 defa zikredilmiştir. Bu, Allah'ın imana verdiği önemin ifadesidir. İman en büyük cevherdir, en büyük fazilettir.
İman, kişiyi dünya hayatının bir takım beşpara etmez menfaatlerine köpekçe üşüşmekten alıkoyar. Bundan dolayı kamil mânâda iman edeceğiz ve hayatımızı tanzim edeceğiz. Buna kâmil iman, salih amel denir.
Şöyle bir soru sorup cevabını da bulacağız:
Kelime-i şehadet ile Kelime-i Tevhid arasında ne fark var? Bu ince noktayı hepimizin çok iyi bilmesi lazım.
Şöyle diyebiliriz:
Temelde kelime-i şehadet ile kelime-i tevhid arasındaki fark şudur:
Kelime-i tevhitte direk inanmak var. Kelime-i şehadette ise, inanmak ile birlikte şahitlik vardır.
Mü'min, inanmış insandır.
Müslüman, inandığını tatbik eden, inanç esaslarını bütün uzuvlarıyla ispata çalışan insandır.
İman, kalbin sıfatıdır. Kabül demektir.
İslam ise, teslim mânâsında uzuvların sıfatıdır. İnanılanı yapmak demektir. Emri yerine getirmek demektir.
Kökü imana dayanmayan hiçbir amel salih amel sayılmaz. Salih amel olmadan sadece iman ile hiçbir insan hüsrandan kurtulamaz.
Eğer sadece dil ile ikrar iman olmasaydı, o zaman bütün münafıklar mü'min sayılırdı. Öyle ise iman ile birlikte amel de olursa işte o zaman kurtuluş mümkün olur.
Müslüman toplumun en önemli sorununu iyi bilmek lazım. Bunu bilmeden sorunlar çözülmez.
1.5 milyar nüfusumuz var.
Paramız var.
Petrolümüz var.
hemen hemen bütün imkânlarımız var. Buna rağmen dünyadaki etkimiz sıfır. Bunun ilk sebebi iman zaafiyetidir. Her sorunumuz iman zaafiyetinin bir yansımasıdır.
İki tür iman var:
1. Statik (ölü) iman
2. Dinamik (harketli) iman
İman hayatın bir parçası olursa, her şey yerli yerinde olur. Bir örnek vereyim:
Bir sütçü dükkanı vardı. Sütçü oturduğu masanın arka tarafına bir hadis yazdırıp asmıştı. Hadis: "Aldatan bizden değildir." mealinde bir hadisti. Lâkin bu adam süte su katardı. Bunu herkes de bilirdi. Mecbur olanlar bu sütçüden süt alırdı.
O hadisi oraya asıp süte su katmak ölü imandır. Görevi olduğu halde namusluca yerine getirmeyenler aynen o sütcü gibi sütlerine su katmış olurlar.
Bedeli ödenmemiş iman (imanın icapları yerine getirilmediği için) beleş imandır. Bunu herkesin iyi bilmesi lâzımdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



