Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana pek çok sorunla boğuşuyor. Kolay değil, yedi düvelin savaş açtığı bir 'Osmanlı'dan Anadolu'ya çekilmek zorunda kalmış Türkiye devletine en çok armağan edilen dört tarafı çevrili 'düşman'lar olmuş. Bu masal ülkesinde cetvelle çizilmiş sınırlar komşularla sorunları belirginleştirirken, içerde 'ulus' süreci 'benden gayrısı yalan' türküsüne sepet havası eklemiş.
Milli Mücadele'den çıkıldığında ortada ne Kazım Karabekir kalmış ne de diğer dostlar. Silikleştirilenlerin arasında pek çok unsur da yer alır. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözünün bir anlamı yoksa ve sürekli her söylediğinden çark ediyorsa bunda 'Dersim'e yaşatılanların payı büyük. İşin hazin tarafı Dersim'i yaşayanların aynı katliamla başkalarını korkutması. Sadece o mu?
Obama neden sözünden döndü?
Amerika ve İsrail'in coğrafyamıza ilgisi hiçbir zaman sır olmadı. Osmanlı'yı tasfiye edenlerin en değerli topraklara yerleştirmek istediği Musevilerin kurulu düzenlerini bırakmayacakları endişesidir 'siyonist' algıyı harekete geçiren. Hollywood eksenli 'soykırım yalanları'yla dolu Hitler filmlerinden biraz sıyrıldığınızda Hitler'i yönlendirenlerin kimler olduğunu da fark ediyorsunuz. Filistin topraklarını işgal eden İsrail'in önce İngiltere, ardından ABD tarafından himayelerinde İsrail'in kendi başlarına bela olma potansiyeli olduğu da açık. Obama'nın '67 sınırlarına çekilme' önerisi yatsıyı bulmadan 'yanlış anlaşıldım'a döndü. Netanyahu'nun Amerika'ya gidip 'ayar' vermesi ve halkın oylarıyla değil de lobilerin desteğiyle ayakta duranlarca alkışlanması ABD'nin asla mazlumların yanında dur(a)mayacağını göstermektedir. Libya, Suriye, Tunus halklarının yaşadığı acılar konusunda bunca duyarlı bir ükenin İsrail söz konusu olduğunda sadece tehdit gördüğü halde ses etmemesi, esir alınmış asıl ülkenin ABD olduğunu gösteriyor. 11 Eylül saldırılarının ardından 'zil takıp oynayan' ve ülkeleri yerlerinden oynatan İsrail'in elindeki hangi güçtür ABD'yi ve Avrupa'yı bile korkutan? Türkiye'de mayınlı arazileri temizlemek için ihaleye giren tek Türk firmasının yetkilisinin, 'biz kazansak bile İsrail'in verdiği cihazlarla yapacağız işi. Bu teknoloji başka bir yerde yok' demesi sıkışmışlığın bizdeki yansımasının bile çok derinlerde olduğunu gösteriyor.
İsrail'i korkutan Filistinlilerin cesaretidir. Siyonistlerin en büyük korkusu 'etkisiz bırakmaya çalıştıkları' Türkiye'nin oyunu bozacak hareketidir. Mavi Marmara'ya karşı giriştikleri katliamda dünyanın hiçbir devletinden ve gücünden 'tehdit algılamayan' İsrail'in bu çılgınlığı ve intihar eyleminin ardında 'kartondan devlet'lerinin çabucak sona erme korkusu var. Bu yüzden tüm teknolojileri bünyesinde topluyor ve herkesi kendine mahkum hale getiriyor.
İsrail ve Amerika'nın Kuzey Irak'ta çevirdikleri filmleri biliyoruz. Güneydoğumuzda ise Çekiç Güç üzerinden meseleyi içinden çıkılmaz hale getirdikleri de sır değil.
Partiler 'derin engel'le karşılaşıyor
Düşünsenize sizin ülkenizin silahlı gücünün içinde kendi halkına 'silah sıkarken' mutsuz olmayan ve bombalar patladıkça memnun olan bir komuta kademesi oluşturuldu. Siyasette ise bu oyuna gönüllü katkı verecek 'tahterevalli'ler icat edildi.
80 İhtilâli sonrası oluşturulan Diyarbakır Cezaevi işkenceleri, 90'larda bölgede girişilen katliamlar ve meclisten yaka paça atılan milletvekilleri.
Türk milliyetçilerinin 'nefret' söylemleri artık Kürt milliyetçilerinin 'nefret' dillendirmesiyle kolkola gidiyor. Dün bölgede azılı bir düşmanlık sergileyenlerin karşısına şimdi karşı tarafın azılı söylemleri çıkıyor. Devletin içinde 'düşmanlık üretme merkezi' gibi çalışan yerlere siyasetin neşterinin geldiğinde önce siyaseti dizayn edenler tek sıra haline geliyor ve 'ellettirmeyiz' diyorlar.
Bu seçimde hangi parti bölgeye gitmişse 'derin engelle' karşılaşır olmuş. BDP Efendi'nin izin verdiği ölçüde siyasi çalışma yapabiliyorsunuz. Ağalar 'geçirtmem' diyorsa geçemiyorsunuz. Kepenkler kapatılınca size içerde gofret yemek düşüyor, yoksa sokakta kurşunu yiyeceksin!
BDP'nin etrafı savaş alanına çeviren çığırtkanlıklarına bakınca aklıma aynı oyunu Türk tarafından oynayanlar geliyor. 'Aynı sahne nasıl bir kez daha yaşatılır Rabbim' demekten kendimi alamıyorum. Allah'tan bu ülke insanı faşist duygularla nefrete yönelmiyor. Kürtler üzerinden oynanan oyuna gelmiyor. Sesi çok çıkanlara baktığınızda gerçekten ortada bir oyunun döndüğüne tanık oluyorsunuz. MHP ve BDP'yi aynı yol üzerinde farklıymış gibi yapılan çizgide buluşturan nedir Allah aşkına. Televizyonun sesini kısarak Bahçeli ve Demirtaş'ı izleyin bakın bakalım fark nerede?
Bu seçimde insanı şaşırtan başka durumlar da var. Kürt siyasetsizliğinin dışında duran ve çözümü kovalayan Altan Tan'ın 'şiddetin dili'ne teslim olduğunu görünce 'iş bu rivayet yeni çıktı' diyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan partisinden aday göstermedi, değer vermedi diye bu kadar mı teslim olunur Öcalan diline. Türk askerinin gücünü öne çıkarıp 'vuralım' diyenlerle PKK'nın gücünü gösterip 'vururuz' diyenlerin farkını bize nasıl açıklayacak Altan Tan. Söylemlerindeki iticilik ve çözümden uzaklaşma çabası çok sırıtıyor çok!
Altan Tan da korkutursa!
Güneydoğu meselesinde Erdoğan'ın yapması gereken pek çok şeyi ertelediğini düşünüyorum ama Altan Tan'ı dinleyince de Türk siyasetinin çözüm üretme noktasında 'askeri dil'e itildiğini görüyorum.
Şiddetin canı cehenneme Altan Tan. Mahmut Alınak diliyle, Abdullah Öcalan diliyle 'çok kötü şeyler olacak çok' diyerek kehanetlere sığınmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz. Kötü şeyler olduğunda tek biz mi yanacağız. Size özel korunaklı alan mı inşa edecekler.
Nefreti Kürtler ve Türkler arasında bunca yaygınlaştırmanın ardından ne geleceğini biliyor muyuz? Siyasetin içinde kalarak meselelere çözüm aramanın bir yolunu bulamayacak mıyız? İlle konvoylara saldırı, Etiler'de bomba patlatma, Cizre'de imam hatip yurdu basma ve yakmayla mı çözüm arayışı olacak?
Ben size meselenin ne olduğunu söyleyeyim. Eğer Türkiye kendi içinde bu sorunu hallederse İsrail'in silah patronlarının canı sıkılacak. Filistinliye doğrultulan silahın ardındaki korkağın yüreği patlayacak. Türkiye kendi iç barışını gerçekleştiremezse 'militarist dil'e teslim olursa sadece mayınları temizlemeyecek İsrail, bölgenin verimli topraklarından bizleri de temizleyecek. Hem de Kürt ya da Türk olduğumuza bakmadan.
Balyoz gibi bir harekatı düşünenlerin taşeronluğu kabul etmeyeceğini mi düşünüyorsunuz. Altan Tan, Türkiye'ye düşmanlık değil AK Parti iktidarına muhalefet yap. Çözüm için iktidarların yapmaları gerekenleri en iyi sen biliyorsun. Ve günde beş kez en adil olanın karşısına çıkıyorsun.
Bu memleketi bir kez olsun 'ırk' celadetinizle değil 'ümmet' bilinciyle düşünün.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



