Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın konuşması gündemde hayli yer aldı. Kendisini duyarlı bir müslüman olarak tanımlayan birisi olarak bu konuşmadan hayli etkilendim. Ben kişi ve kurumları kategorik olarak ayırmam. Doğrular nerede olursa olsun alırım. Benim sürekli önyargım ya da ön kabulüm yoktur. Benim doğrum, dürüstlük, İslam ahlak ve fazileti üzerine kuruludur. Sayın Baykal'ın konuşmalarından rahatsız olmanın alemi yok. Hemen, iyi de Baykal şunu da yaptı bunu da yaptı diyerek kapıları kapatmak kime ne fayda verir. Bu arada kişisel kanatimi belirtmek istiyorum. Baykal bana göre Sol gelenek için bir fırsattır. Laik jakobenizm yerine özgürlükçü Baykal'ı tercih ederim. Baykal sayesinde CHP ve din barışabilir. Baykal'ın konuşmasını okudum ve dinledim. Bu sözlere katılmamak mümkün mü ?
Bakın ne demiş Sayın Baykal: "Hazret-i Muhammed'in Miladi Takvime göre 20 Nisan 571'de Mekke'de doğduğunu biliyoruz. Babası doğumundan kısa bir süre önce hayatını kaybetti. Adını dedesi koydu. Muhammed Bin Abdullah yani Abdullah'ın oğlu Muhammed. Dedesi, neden bu ismi koydun diye soranlara "Gökte hak, yerde halk onu hayırla ansın" diyerek bu ismi koyduğunu ifade etti.
Muhammed Bin Abdullah'ın dedesi Hazret-i Abdülmuttalib'in bu içten dileğiyle başlayan hayatı 40. yaşından itibaren hakkın ve halkın hayırla andığı, alemlere rahmet olarak gönderilen, insanlık tarihinin son Peygamberi Hazret-i Muhammed olmuştur. Artık Hazret-i Muhammed, Resulüllah, Allah'ın Resulü, Allah'ın elçisidir.
Yüce Allah'ın insanlığa en büyük hediyesi insanlık bilincinin ve bu bilincin oluşturduğu tüm değer ve erdemlerin vücut bulduğu bir şahsiyet olmuştur. Dolayısıyla biz, Hazret-i Muhammed'in hayatına baktığımızda 23 yılı Peygamberlik devresi olan 63 yıllık yaşamına baktığımızda sadece Kur'an'ı insanlar için bir açıklama, Allah'ın kendisinden korkanlar için doğru yolu gösterme anlamında bir öğüdü olduğunu ifade eden ayeti kerimeyle tanımlanan Kur'an-ı Kerim; bize Kur'an-ı Kerim'le Hazreti Peygamber arasındaki bütünlüğü aynı zamanda ortaya koymuştur.
Hazreti Peygamber gelen vahyi tebliğ etmesiyle, canlı ve hayatla iç içe kişiliğiyle Kur'an ayetlerini hem fiilleriyle (davranışlarıyla) hem de kavliyle (sözleriyle) temsil etmekteydi. Hazret-i Muhammed'in hayatı Kur'an-ı Kerim'in bizzat bir tefsiridir. Böylece Hazreti Peygamber Kur'an-ı Kerim'in yaşanılabilir olduğunu ortaya koymuştur. Ulaşılmaz hiçbir kimsenin tümünü gerçekleştiremeyeceği afaki, soyut talimatlardan ibaret bir anlayışı sergilemediği, hayata geçirilebilir, uygulanabilir, yaşama dönüştürülebilir bir anlayışla Kur'an-ı Kerim'in benzemiş olduğunu hepimize göstermiştir."
Bu sözlerin altına imza atmamak mümkün mü? Sen bunları söylüyorsun da Baykal başörtüsüne karşı diyenler olabilir. Bu noktada CHP'nin yaklaşımını, tavrını haksız buluyorum. Ben de eleştiriyorum ama başörtüsünün çözümü için bile anlamak ve diyalog şart.
Bu arada Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök'ün Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazısı da anlamlı ve güzel. Özkök'ün günahları olabilir, darbe yanlısı olabilir, bugüne kadar bilerek ya da bilmeyerek Müslüman camianın canını yakmış da olabilir. Ancak ona da bir kapı açmak, onu da anlamaya çalışmak gerekir. Peygamberimiz Mekke'yi feth ettiği zaman Mekkelilere şunu sordu. Bugün size ne yapmamızı bekliyorsunuz ? Onlar da "Ya Resullah biz senden ancak iyilik ve merhamet bekleriz" buyurdular. Bu Mekkeliler ki, O güzel insanı yurdundan yuvasından etmişlerdi. Çok zulüm ettiler. Ama O mübarek insan: "Bugün hepiniz özgürsünüz." diyerek onları bağışladı. İslam'da hüsnü zan esastır. Biz iyi niyetle yaklaşalım. Ayrıca Yüce Allah'ın rahmet ve mağfiretine ipotek koymayalım.
Bizim görevimiz insanları dışlamak ya da niyetlerini sorgulamak değil onların iyi güzel yönlerini görmektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




