İçerde yandaş basın İstanbul'da yürütülmekte olan soruşturmadan başka bir şey düşünmemizi istemiyor. Adeta yalanyolu haline gelen haber dizileri birbirini izliyor. Aynı medya hükümetin yapacağını açıkladığı ve tamamen Amerika-İsrail ortaklığı gibi görünen 'açılım' konusunda da sadece olumlu düşünceler ifade edilmesini istiyor. Muazzam bir gürültü koparıyorlar ve bilgi kirliliği oluşturmaya çalışıyorlar.
Ancak gerçekler gizlenemeyecek kadar ortada duruyor. Örneğin son günlerde Yunanistan'ın On İki Adalar civarında yaptıkları bunun bir göstergesi. Aslında Yunanistan son birkaç yıldır Kardak'tan başlayıp Meis'e kadar uzanan geniş bir alanda bu girişimlerini sürdürüyor. Son zamanlarda bu faaliyetlerine daha da hız verdiği anlaşılıyor.
Yunanistan'ın oldu-bitti haline getirmeye çalıştığı konulardan birisi de Ege denizinde petrol aranmasıyla ilgili. 1970'lerin ve 1980'lerin en netameli ve hızla tırmanarak kriz çıkaran konusu Atina tarafından tekrar uygulamaya konulmuşa benziyor. Bütün bunlar olurken Türk Dışişleri Bakanlığı'nın, bu kriz çıkarma gayretlerini Yunan iç politikasına bağlama çabaları ise tam bir komedi gibi.
Ege Denizi'nde aidiyeti Lozan'da ve sonrasında devletler arasında yapılan anlaşmalarla belirlenmemiş çok sayıda ada, bitişik ada, adacık, kayalıklar ve bunlara benzer coğrafi formasyonlar olduğu biliniyor. Kardak krizi ile gün yüzüne çıkan bu meseleyi Yunanistan kabul etmiyor ve Türkiye'nin kendi sınırlarından üç mil ötesinde hakimiyet iddia edemeyeceğini söylüyor. Ancak buradaki mesele, Türkiye'nin bu adalar, adacıklar, bitişik adalar ve kaya parçaları üzerinde hak iddia edip edememesi değil, Yunanistan'ın bunlara sahiplenme hakkının olmadığıdır ve Atina hükümetleri ısrarlı bir şekilde bu konuyu görmezden geliyor.
Aynı şekilde Türkiye'nin ortaya koyduğu sorunların hiç birisinin varlığını dahi kabul etmiyor. Hava sahası sorunu, adaların silahsız kalması meselesi, kara suları gibi konuların hepsi Türkiye'nin tek yanlı tahrikleri olarak addediliyor. Türkiye ile tek sorunun Doğu Ege adaları ile Türkiye ana kıtası arasındaki kara sularının nereden geçeceğinin belirlenmesi olduğunu belirtiyor. Bunun çözüm yeri olarak da Uluslararası Adalet Divanı'nı gösteriyor.
Ancak Uluslararası Adalet Divanı'na gitmek için, Atina'nın kendi karasularını on iki mile kadar çıkarmasının ulusal egemenlik hakkı olduğunu kabul eden bir tahkimnameye imza koymamız gerekiyor. Ancak o zaman Yunanistan UAD'ye gidiyor. İşin kötü tarafı ise, bütün bu Yunan tezlerinin AB belgelerine geçmiş olması. Başbakan Erdoğan ile o zamanki Dışişleri Bakanı Gül'ün 18 Aralık 2004 tarihinde Ankara'ya zafer edasıyla getirdikleri zirve kararlarında da bunlar vardı. Sonrakilerde de var.
Yunanistan Ege'de kendi altı millik karasularının dışında petrol arama ruhsatı verir ve ruhsatı alan şirketler rahatça Ege'de petrol aramaya başlarsa o zaman Yunanistan'ın egemenlik iddiaları teyit edilmiş olur. Daha evvelki krizler bundan dolayı çıkmıştı. Sonuçta Yunanistan'ın ruhsat vermemesi üzerinde zımni bir uzlaşma sağlanmıştı.
Bu iki konuda Yunanistan'ın Türkiye'nin üzerine gelmesi birkaç sebepten kaynaklanıyor olsa gerektir. Birincisi Ankara'da AKP iktidarda iken AB yoluyla Türkiye'den Kıbrıs ve Ege konularında ne koparabilirlerse kârdır düşüncesi. İkincisi Kıbrıs konusunda 24 Nisan 2004 referandumu ve sonrasında kendileri açısından ortaya çıkan fırsatları, daha fazlasını alabilecekleri düşüncesiyle zamana bırakmalarının doğru olmadığını görmeleri. Dolayısıyla kaybedilen Kıbrıs fırsatlarını Yunan kamuoyu nezdinde Ege üzerinden telafi etme fikri. Ayrıca Ege'de patlak verecek bir krizden sonra AB'nin zorlamalarıyla konunun Atina'yı tatmin edecek bir tahkimname ile UAD'ye gönderilebileceği beklentisi...
Öte yandan Atina'nın bu girişimlerini diğerlerinden yani Ermenistan sınır kapısını açtırma çabalarından, Barzani'yi korumak amacıyla başlatılan açılımlardan tamamen bağımsız görmek doğru olmaz. Türkiye'den istediklerini AB yoluyla almayı amaçlayanların hepsi harekete geçmiş durumda. Bakalım alabilecekler mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




