Türkiye'de,"vesayet"i sona erdirme noktasında yeni söylem geliştirmek başkadır, isabet kaydetmek başkadır. "Dünya değişiyor, eski zamanlarda oluşmuş siyasi söylemler bugünün sorunlarına uymuyor" düşüncesinden hareketle yeni bir söylem geliştirmek önemli bir adımdır. Bu her yirmi yılda bir yapılır. Ancak isabet kaydetmesi açısından her yenilik bunu sağlamaya yeterli olmayabilir. Bunun için geniş bir ufuk lazım. İşte tam da bu noktada, gündeme getireceğiniz yeni söylemin, bu ufka başkaldırı biçiminde olmaması büyük önem taşır. Bu önemin farkında olanları yeni bir söylem çerçevesinde bir araya getirmek ise daha büyük bir önem taşır.
Her kesim için yenilenme ve daha kapsayıcı, daha realist söylemler geliştirme, siyasi partiler için elbette yararlıdır. MHP oylarının rahmetli Türkeş'ten sonra artması; aynı şekilde CHP'nin 1930'ların, 1950'lerin söylemiyle değil, 1970'lerde yeni bir lider ve yeni bir söylemle gelişmesi bunun örneğidir. Bugün CHP'deki hareketlenmenin de sebebi yeni lideri ve onun yeni söylemidir. Ancak, bu gelişmelere, kuklayı izleyen gözüyle bakmakla, kuklacıyı takip eden bir gözle bakmak arasında fark vardır. Siyasi tarihimizde 1969 yılı bu farkın ortaya konduğu yıldır. Yenilenme sürecinde, bu farkı ortaya koyan ufka başkaldırmak, yenilenmeyi sağlayamayacağı gibi belirgin olan "fark"ı da zamanla ortadan kaldırabilir. Bu açıdan başkaldırmak, yenilenmenin yolu değildir. Geniş ufuklu olanlardan istifade etmek, yeniliğin muhtemel israfını önleme noktasında en önemli bir tecrübe birikimidir.
Burada önemli olan diğer bir husus ise "büyüme" olayıdır. İktisatta da önemli bir tartışma konusu olan "büyüme mi kalkınma mı" tartışması, siyasi partiler için daha da tartışmalı bir durumdur. Her şeye rağmen büyüme, bir süre sonra her şeye rağmen çürümeyi getirebilir. Burada, büyümenin sınırları ve süreç yönetimi, beğenelim ya da beğenmeyelim, bayrağı bugüne getirenlerle yapılacak istişarelerle belirlenmelidir. Böylece, hem bayrak yarışının selameti hem de ipi göğüslemedeki onurun paylaşılması sağlanacak, "gölgede kalmayın" diyerek başımıza güneş geçirmeye çalışanların heveslerini de kursaklarında bırakılacaktır.
Bütün insanlığın saadeti gibi geniş bir ufka sahip insanların, "vesayet demokrasisi"nin tartışıldığı bugünlere nasıl gelindiğini iyi tahlil etmelidirler. Bugün bunu tartışabiliyor isek, yaptığımız siyasetin ne derece ilmi olduğunu da tartışabiliriz. İlmi siyaset sayesinde, gerektiğinde yenilenmeyi başaracak başkaldırıyı yapacağımız gibi, yenilenme gibi gözüken ama istişareyi baltalayan başkaldırıları da yapabileceğimizi göstermeliyiz. Birileri için boş vaad olan ama inananlar için bir ideal olan "yeni bir dünya" vizyonuna uzak durmak bir yana, bu vizyona daha da yakın ve fonksiyon icra edecek düzeyde yeni söylemler geliştirmek zorundayız. Belki de bu açıdan, muhafazakar olmak yerine maneviyatçı olduğumuzu millete tekrar hatırlatmak ve "Allah insanın sakalına, bıyığına, dış görünüşüne değil, kalbine ve zihnine bakar; iyi insan mısın, kalbinde adalet ve sevgi var mı?.." diye sormak durumundayız.
Bu soruyu yeniden sorma ve kendimizi yeniden sorgulama adına yeni söylemler geliştirmek, aslında sahip olduğumuz sorumluluğun bir yansımasıdır. Bu işin ne bizim ne de arkadaşımızın kişisel davası olmadığından hareketle, bu mesele milletin davasıdır, Yeniden Büyük Türkiye'yi inşa etme davasıdır noktasında, herkesten katkı sağlamalarını beklemek ve bu süreci hızlandırmak görevimizdir. Gün, bu mücadelenin, bu topraklarda yeniden hakkı, hukuku, adaleti tesis etme mücadelesi olduğunu milletimize yeniden hatırlatma günüdür. Kimsenin kalbini okuyamayız ancak davranışına yön verebiliriz. Bu milletin kalbi doğrudan yanadır ancak davranışları düzeltilmelidir. Bu ise, biz düzeldiğimiz ölçüde gerçekleşecektir. Siyaset, kamplaştıran, ötekileştiren, yabancılaştıran bir üslup üzerine devam ettirilmek istense de, biz ilmi siyasetimiz gereği, bütün Türkiye'yi derleyip toparlayacak bir üslup üzerine siyaseti yeniden inşa edeceğiz. Asıl başkaldırımızın bu noktada olacağı biline...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



