Başbakan'ın ne söyleyeceğini, nasıl söyleyeceğini elbette biz belirleyecek değiliz. Herkesin kendine has bir üslubu vardır ve ona göre konuşur. Ancak, icranın başı olan Başbakan'ın nereye çekersen oraya giden hem menfi hem de müspet yorumlanabilecek sözler etmemesi gerekir.
Çünkü, Başbakan'ın söylediği her söz sadece kendisini bağlamıyor, toplumu ilgilendiriyor ve toplum arada kalıyor. Sadece kendisini ilgilendiren bir konuda kimsenin söyleyecek bir sözü olmaz. Söz gelimi domuz gribi aşısı ile ilgili olarak parti grubunda yaptığı konuşmada "Ben aşı yaptırmayacağım. Bu konuda Bakanımla aynı düşünmüyorum" demek suretiyle tüm toplumun kafasını karıştırdı.Başbakan'ın bu sözlerinden sonra toplumda genellikle aşıya karşı bir tavır gelişti. Sokaktaki insanlar ya "Önce Başbakan aşı yaptırsın sonra da ben yaptırayım" ya da "Başkan yaptırmıyorsa ben niçin yaptırayım?" şeklinde görüş belirtiyor. Kısacası Başbakan'ın şüpheli ve yararsız bulduğu bir aşının niçin ithal edildiğinin cevabının verilmesi gerekiyor. Gelişigüzel aşı ithal edilebilir mi? Eğer Başbakan aşıya şüphe ile yaklaşıyorsa bu şüphesinin sebeplerini topluma açıklamalı ve ardından da hemen aşılamaya son verilerek dağıtılmış olan aşıların toplanarak imha edilmesi gerekir.
Başbakan her fırsatta, "Zorla kimseye aşı yapılamaz.Vatandaş kendisi isterse aşı olur istemezse olmaz" diyor. Çünkü bu ülkede yüzlerce aşı kampanyası yapılmış ve hiç birinde de insanlara olup olmayacağı sorulmamıştır. Sanıyorum aşı konusunda Başbakan bir şeylerden korkuyor. Toplumun bilmediği kendisinin bildiği bir şeyler varda bunun için aşı olmayacağım diyorsa böyle bir aşı insanların isteğine bırakılamaz. Bırakılmamalı. Aşı konusunda Başbakan'ın kafa karıştıran ilk açıklamasının ardından medyada yeni bir açıklaması daha yer aldı. Buna göre Başbakan "ABD'nin kullandığı aşı ile bize gönderilen aşı farklı" diyerek aşıyı niçin yaptırmadığını izah ediyor gibiydi. İyi de bu aşıyı ABD'den vatandaş almadı ki, Hükumet olarak siz ithal ettiniz. Siz derken elbette Başbakan'ı kastetmiyorum. Başbakan bu işlerle doğrudan kendisi ilgilenmedi ama Sağlık Bakanlığı ilgilendi. Gerçekten ABD Hükumeti kendi vatandaşına başka bir aşı kullanırken Türkiye'ye farklı bir aşı, hatta yan etkileri olan bir aşıyı göndermiş ise bunun hesabını her halde vatandaş değil Hükumet sormalıdır. Bu noktada Hükumetin başı olarak Başbakan şikayetçi makamında olamaz. Olsa olsa gördüğü yanlışlığı düzeltme konumunda olabilir.
Daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi "Başbakan kafa karıştıran olamaz". Eğer oluyorsa bu işte bir terslik, bir yanlışlık var demektir. Hemen belirtelim ki Başbakan'ın sözünü ettiğim iki açıklamasının ardında gönüllü olarak kimse aşı yaptırmayacaktır. Ancak, buna karşılık zorunlu aşı yaptırılan yüz binlerce insan vardır. Bunun başında sağlık personeli geliyor. Eğer yan etkisi varsa onlara da aşı yapılmaması gerekir. Kaldı ki şu ana kadar aşının ciddi bir yan etkisinin olmadığı yetkililerce açıklanıyor. Mademki ciddi bir yan etkisi de yoktur öyle ise Başbakan'ı korkutan ne ise bunun insanımızla paylaşılması gerekir.
Başbakan sıkça ifade ettiği gibi "Hiç kimseye zorla aşı yaptırılamaz" değerlendirmesi gerçekle de bağdaşmaz. Gerekirse herkes aşı olmaya zorlanabilir, mecbur bırakılabilir. Her sene okullarda senede birkaç kez çocuklara aşı yapılıyor. Hepsinde de mecburiyet var. Eğer öğrencilerin isteğine bırakılsa en az yarısı aşı olmak istemez. Bu bakımdan Başbakan'ın kimse aşı olmaya zorlanamaz tezi geçersizdir. Böyle olunca da yapılan aşılarda bir eksiklik ya da zararlı bir madde olduğu akla geliyor. Bu takdirde de hiç kimseye aşı yapılmaması icap eder.
Kısacası Başbakan'ın farklı anlamlara gelebilecek sözler etmekten kaçınması gerekir. Sadece aşı konusunda değil Genelkurmay ile ilişkiler konusunda da aynı dikkate ihtiyaç vardır. Çünkü Başbakan'ın bir soruya verdiği cevap farklı gazetelerde değişik şekilde yer aldı. Başbakan'ın cevabı bir gazetede "Başbuğ ile güven sorunumuz yok", bir diğer gazete de "Görevden almaya çalışmış" bazılarında ise "Askeri Yargıya Adli Tıp uyarısı" ya da "Rapor yeter" başlığı altında yer aldı. Farklı başlıklar altında bir haberin verilmesinin yadırganacak yanı yoktur ama birbirine zıt anlamlara gelebilecek başlıklar atılıyorsa ortada bir yanlışlık var demektir.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



