Terör devlet olduğunda, ben henüz doğmamışım.
Filistin'de ikinci işgal hareketi sırasında dünyaya gelmişim.
Bir parça sorup araştırınca insan öğrenmek zor olmuyor tabii ki.
Terör devlet olmadan, Yahudiler Filistin arazisinin yüzde 5,7'sine sahip olabilmişler. BM'yi birleştiren devletler eliyle 1947'de icad edilen "devlet"ten sonra Yahudiler, Filistin topraklarının yüzde 57'sine sahip olmuşlar.
Bizde bazılarına sorsanız Araplar topraklarını satmış.
Efendim onlar da satmasalarmış!....
Pekiyi nasıl olmuş bu iş?
Siyonist örgütler, başta Osmanlı sonrası bölgeyi işgal eden ve 1917'den 1947'ye kadar burada kalan İngilizler olmak üzere Batılı emperyalistlerin marifetiyle bu tarihten sonra birkaç ay zarfında, Filistin topraklarının x'ini işgal etmiş.
Biraz daha soruşturalım bakalım:
1900 yılların ilk devresinde bu topraklarda 850 bin Müslüman ve Hıristiyan yaşıyor. Yaklaşık 30 bin civarında Yahudi var. Terör "devlet" olduğu sıralarda Filistinli nüfus 1 milyon civarında. İngilizlerin ve Siyonist örgütlerin gayreti, organize yahudi göçleri ve Nazi katliamına rağmen bölgede Yahudi nüfusu ancak 150 ila 200 bin arasında...
Siyonist örgütler, yüzlerce Arap köyünü yok ederek ve insansızlaştırarak işgal ederler. Filistin topraklarını dörtte üçünden fazlası İsrail tarafından işgal edilmiş olur.
Filistin halkının çoğu sürgün edilir ya da göçmek zorunda bırakılır.
O günden günümüze milyonlarca Filistinli Arap dünyasına, Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya'ya dağılmış durumda.
Batı Şeria Ürdün, Gazze de Mısır toprakları içinde bırakılır.
Her iki bölge de 1967'de İsrail tarafından işgal edilir. İsrail 1948'de Filistin'in x'ini 1967'de ise kalan "'sini işgal eder.
Batı Şeria ve Gazze, eski Filistin'in yaklaşık beşte birlik bakıyesi. Filistinliler şimdi bu kalan kısımda savaş veriyor. İsrail hâlâ Batı Şeria'nın yarısından fazlasını kontrol ediyor. Gazze'den çekilmek zorunda kalsa da bildiğimiz gibi karadan, havadan ve denizden ablukayı sürdürüyor.
Şimdilerde BM'de Filistin devleti ite kaka gündeme getiriliyor...
Ne saadet!... Lütfediyor beyler...
Paramparça olmuş, aralarında İsrail işgal güçlerinin denetim duvarları bulunan Batı Şeria, Kudüs, Gazze... devlet olacakmış!..
Oysa bir vakitler BM kararları ile kayıt altına alınmış (ne kıymeti varsa) ki; Batı Kudüs'ün büyük bölümü Araplara aitmiş...
Aç kalınca helvadan mamul putlarını yiyen Mekke müşrikleri gibiler.
Ne aldıkları kararların, ne yazdıkları kayıtların bir değeri var.
Yani işgal edilen topraklar nasıl olsa işgal edilmiş. Zaten kınamışlar da arada bir...
Yetmez mi?..
İnsanlar hem de çoğu kadın ve çocuk şehid edilmiş, evler yakılıp yıkılmış, araziler istimlak edilip paylaşılmaya devam ediliyor...
Filistin devlet olacak ya...
Biz önümüze bakalım.
Devlet aklı taşımayan bu şizofren/paranoyak terör organizasyonunu, İslam coğrafyasının göğsüne yediği herzelerden sonra mide bozumu yaşayan bu Batı emperyalizmi kustu.
Şimdi resmi sınırları belli olmayan bu tek devletin bu topraklarda nasıl kurulduğunu bilmeyen herkese anlatmak gerekmez mi?
Ki Filistin cephesinde dedelerimizin "vatan" diyerek işgalcilere karşı mücadele verdikleri bu topraklarda Osmanlı Araplarının emlak ofisleri değil, şehid makberleri bulunduğunu öğrensin birileri.
Irak'ta, Lübnan'da, Şam'da ve diğer arap diyarında öyle büyük bir isyan hareketi yaşanmadığını, Hicaz'da Şerif Hüseyin'in ayartılması ve bedevilerden kurulu paralı askerlerin ve bazı küçük çaplı kalkışmaların dışında bir Osmanlı'ya ihanet hareketinden söz edilemeyeceğini daha yeni yeni öğreniyoruz. Nice Arap şehidimiz yatar Çanakkale'de ya da Balkanlarda.
Bir asra yakındır Filistin ile İsrail arasında sürüp giden bir kavgadan sözedilir. O gün bugündür iki taraf arasında bir savaştan bahsedilir. Bir uzlaşmadan, barış müzakerelerinden, arabuluculuktan... Böylece mesele karartılmaya ve saptırılmaya çalışılır...
Şimdinin İsrailli bir kısım devlet görevlileri, eskiden Filistin köylerini, mülteci kamplarını basan, cinayet işleyen militanlarıdır. Ve oysa sözkonusu olan bir "İŞGAL"dir İşgale karşı direniş mücadelesidir.
Biz misak-ı milli içinde ulus devletimizle sükun bulduktan sonra (!), açılmış olan bu cephede, bıraktığımız bu topraklarda, değişen çevre şartları içinde istiklal harbi Filistinliler eliyle sürdürülmektedir.
Şimdi Barack Obama, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısındaki konuşmasında "Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olmayı hak ettiklerini ancak bunun sadece İsrail'le yapılacak görüşmelerle sağlanabileceğini söylemiş.
"...Onyıllardır süren bir çatışmayı bitirmek için kısa yol olmadığını düşünüyorum" demiş.
Başka ne demiş?
"Barış, açıklamalar ve BM kararlarıyla gelmez. Eğer bu kadar kolay olsaydı, şimdiye kadar barış sağlanırdı" demiş.
Doğru söze ne denir?
Barış bu!... İşgal gibi kolay olmuyor elbet!...
Bir de "aralarında bölünme yaşatan konularda anlaşmaları gerekiyor"muş iki tarafın. "sözkonusu olan biz değiliz" demiş sonra.
Ve unutmadan eklemiş:
"Ancak Amerika'nın İsrail'in güvenliğine bağlılığı sarsılmaz; İsrail'le dostluğumuz derin ve kalıcıdır"
Fark ettiğiniz üzere sözkonusu olan "biz değilmişiz".
Bana öyle geliyor ki şu ifadelerdeki sizi-bizi bir kavrayabilsek mesele çözülecek aslında...
Filistin devlet olacak ha!...
Aklıma yatmayan bir tarafı var, ne yapayım.
Haklı olabilirler, belki siyasi ya da diplomat olmadığım için idrakta zorlanıyorum...
Gerçi reel politik denen mereti de yalama olmuş vida kadar sevmem.
Onun için içim yanınca sivil sivil diyebiliyorum;
Senin devlet tanımanı da...
Terör devletinin özrünü de...
Tazminatını da...
Oh bee!
Bağışla aziz okuyucu,
Mubarek Cuma günü!...
Diyeceğim o ki,
Yine, yeniden...
Gazan mubarek olsun Hamas!...
İyi ki direniş var!
Şükür ki Allah (CC) var!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



