Türkiye onu daha çok TRT için yaptığı "Sınırlar Arasında" programları ve Çağlayan Meydanı'ndaki Gazze Mitingi'nde yaptığı konuşmayla tanıdı. Batı ülkeleri de dahil pek çok gazete ve televizyon kuruluşunda görev yaptı. Seri yazılar yazdı, belgeseller yayınladı. TRT Muhabirliği yaptı. Türkiye ve dünyanın gidişatına merak etti. Ciddi araştırmalar yaptı. Türkiyeli ilk kadın gazeteci olarak dünyanın en karışık ve problemli bölgelerini dolaştı. Dünyada işleyen mekanizmanın çarpıklığını fark etti. Dünyanın huzur ve barışını bozan, haksızlığı politika haline getiren güçlere ve devletlere karşı ciddi eleştiriler yöneltti. TRT için yaptığı "Sınırlar Arasında" programı bazı çevreleri rahatsız ettiği için yayından kaldırıldı. Uyutulan coğrafyaların insanlarını uyandırmaya çalıştı. Kuşatılmışlığın bilgisizlikten kaynaklandığına inandı. Okumayan toplumların parçalanıp yutulmaya müsait olduğunu gördü. Bazı program ve kitaplarında okuma ve araştırmayı sevdirmeye çalıştı. Sınırlar Arasında, Avrasyalı Olmak, Hangi Avrupa?, Böl ve Yut, Hangi Dünya Düzeni? gibi kitaplara imza attı. Pek çok ödülün de sahibi. İletişim dalındaki yüksek lisansını Londra City Ünivesitesi'nde yapan Banu Avar 1955 Eskişehir doğumlu.
Banu Hanım, geçtiğimiz hafta Denizli'deydi. Halka ve üniversiteli gençlere birer konferans verdi. Mahalli televizyonlarda konuşmalar yaptı. Yine, farklı ve ilginç konulara temas etti. "1940'tan sonra ABD'nin Türkiye'ye bir rol verdiğini, kendisiyle dost olacak partileri iktidara getirerek, ekonomik destek olduğunu" söyledi: "ABD'nin menfaatlerini koruyan insanlar iktidar oldu. Atatürk'ün kapattığı Mason Localarını açtılar. Başımıza öyle çoraplar örülmektedir ki, bunlardan ancak birlikte hareket ederek ve milli bir hükümetle kurtulabiliriz."
"Sanki bizi İsrail yönetiyor. Programlarımın sansürlenmesi ve TRT'den atılmamda İsrail'in rolü var" diyen Banu Avar Hükümet'in politikalarını da eleştirdi: "İsrail'e karşı çifte standart uygulanıyor. Her şeyin bir görünen, bir de görünmeyen tarafı var. Bir taraftan "one minute" denirken, diğer taraftan İsrail her işimize müdahale ediyor. Emperyalizm'e karşı hep birlikte mücadele edelim."
Misyonerlik faaliyetleri ile Türkiye'nin küçük küçük parçalara bölünmek istendiğini belirten Avar, bu hükümet döneminde Hıristiyanlık propagandasının arttığını anlattı: "Akdamar, Sümela gibi kiliselerde ayinler yapılıyor. Hiçbir dönemde böyle Hıristiyanlık propagandası görülmedi."
İstanbul'un Kültür Başkenti olduğu sözünü de eleştiren Avar, "Bu sözü kim çıkarıyor? Bu nasıl rezalettir? Hangi masonik kuruluşlar bunu yapıyor?" diye konuştu.
Emperyalist güçlerin suni olaylar çıkardığını, onların gözünün Türkiye'nin zengin yeraltı kaynaklarında olduğunu söyleyen Banu Hanım, Dersim olaylarını örnek gösterdi: "Dersim 'gümüş yurdu' anlamında. Gümüşhane gibi. Oradaki madenleri ele geçirmek için bu olayları kasıtlı olarak çıkardılar."
Üniversitelilere hitabında da "Emperyalizm'in aile kurumunu hedef aldığını" söyleyen Avar, şöyle devam etti: "Aile,eş ve çocuk olmayan, sorumluluktan uzak ve metres hayatı üzerine kurulmuş bir ömür sürmeyi özendiriyorlar. Beyni bana ait olsun, eş olarak tek insana bağlı kalmasın, istiyorlar. Vücudunun her yanını teşhir eden insan tipi oluşturmaya çalışıyorlar. Diyalogu başkası ile yaptırmayı teşvik ederken, birbirimizle diyalogtan uzaklaştırıyorlar."
Banu Hanım bütün bu sıkıntılara rağmen ümitsiz değil. Bugünkü kaosta Emperyalizm'e karşı birlikte mücadele ederek çıkacağımıza inanıyor: "Ne kadar dibe vurursanız, yukarıya çıkışınız o kadar hızlanır. Ümitliyim, Türkiye yukarıya yükselecek."
Banu Avar'ı dinlerken, 41 senedir benzeri düşünceleri seslendiren Milli Görüş'ün muhterem lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan'ı düşündüm. Özellikle Türkiye ve dünyayı ifsat eden, açlık ve zulümle insan haklarını hiçe sayan bir anlayışa karşı verdiği destanlık mücadeleyi hatırladım. Türkiye ve insanlığın sıkıntıları konusunda çıkış yolu arayan aydınların var olmasından mutluluk duydum. Türkiye sevdalısı vasıflı insanların artması ile kurtuluş yolunun daha da kısalacağını tefekkür ettim.
"Biz, insanlığa en son gönderilen dinin mensuplarıyız. 10 sene sonra Batı tamamen bitik olacak. Kafamızı batıcılık denen kanserden kurtarmalıyız" diyen Banu Avar'ın İsviçre'de yaşayan gençlerimize yaptığı şu tavsiyeleriyle yazımı bitirmek istiyorum: "Sevgili kardeşim! Seni tuzağa düşürmelerine izin verme! Vereceklerinden çok, alacakları vardır onların. Önce ruhuna el koyarlar, kimliğine, ekmeğine... Ne kadar iyi köle olursan ol fark etmez. İşlerine yaradığın sürece varsın! Aksi halde, işten ilk atılacak olan sensin!"


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




