Sinema sektörünün kendini idame ettirebilmesi ve ayakta kalabilmesi için en önemli aktörlerden biri festival ve ödül sistemidir. Özellikle 'sanat sineması' dediğimiz alandaki yapımların kendilerini gösterebilmeleri için vazgeçilmez, bazen de yegane alan oluyor, festivaller. Ödül sistemi de bu alanın göstergesidir.
Festival ve ödül sisteminin bahsettiğimiz manada istisnası ise Oscar'dır. Zira Oscar'da yarışan ve ödül alan ve hatta alamayan filmlerin hemen tamamı gişe açısından sıkıntı yaşamaz.
Ancak Oscar ödüllerinin önemini anlayabilmek için ayrıntısına bakmak gerekiyor.
Oscar (Akademi Ödülleri), Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences) tarafından 1929'da Los Angeles'da verilmeye başlanır.
Akademi, 2007'den itibaren oy verecek 5830 üyeye sahiptir. 1311 üye sayısı ile oyuncular bu üyelerin yaklaşık yüzde 22'lik bir kısmını oluştururlar.
Anlı-şanlı Oscar'lı filmler ise ABD'nin yerli yapımlarıdır. Yarışmanın 'yabancı film' kategorisi ayrıca düzenleniyor (ülkemizdeki film festivallerinde olduğu gibi).
Oscar'ın istisna olması, ödüllerin, dünyanın diğer festivallerinden farklı olarak 'popüler sinema' eserlerini ödüllendirmesidir. Elbette Hollywood yapımı filmlerin tamamı sanattan yoksun değil. Ancak 'sanat sineması' dediğimiz bağlamda değerlendirilecek yapımların sayısı oldukça az.
Oscar'ın yabancı film kategorisinde yarışan eserler ise genelde 'sanat sineması' diyebileceğimiz türdendir.
Ve lafı artık bağlamalıyım.
Türkiye'den bu yıl Oscar'a aday olarak seçilen film Bal oldu.
Açıkçası haberi gördüğümde çok sevindim. Çünkü geçtiğimiz yıl yaşanan Güneşi Gördüm garipliğinden sonra Bal gibi bir filmin 'bizi' temsil edecek olması güzel bir haber.
Bal'ın Türkiye sineması açısından ne ifade ettiğini; Bal'ın nasıl bir gözle ve kimler tarafından özellikle izlenmesi gerektiğini bu sayfada daha önce neşretmiştik. Yeniden ve defaatle ve de ısrarla/inatla altını çiziyorum ki; Bal, Türkiye sinemasında zirvedir ve 'bizi' temsil etme noktasında etkin/yetkindir.
Güneşi Gördüm'ü Nokta'ya tercih eden 'hata' sonrası Bal gibi bir kararın hayırlı olacağını düşünüyorum. "Bal, Oscar'ı alacak" diyecek kadar iddialı değilim. Zira, ne kadar da yabancı film kategorisi sanat sineması eserlerine açık olsa da, Amerika, Amerika'dır. Oscar da Amerika'dır. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, Bal, 'aday adayı' olmaktan çıkıp 'aday' kategorisine alınma konusunda ümitliyim. Ödülü alma noktasında bir 'sürprize' imza atmasını ümit etmenin ötesinde beklentimin de yüksek olduğunu belirtmekle beraber, 'ben bu işi biliyorsam' gibi bir cümle kurmanın yanlışlığına binaen, 'öyle' bir cümle kurmuyorum.
Bal'ın yönetmeni Semih Kaplanoğlu'na değinmeden geçemeyeceğim. Yusuf Üçlemesi'nin son filmi olan Bal, Kaplanoğlu'nun ve Türkiye sinemasının en önemli eserlerinden biri. Kaplanoğlu, sinemaya ve dünyaya bakışı mükemmel bir insan. Tam bir sanat adamı ve kendini ifade etme noktasında sinema gibi bir 'aracı' mükemmel kullanan bir yönetmen.
Kaplanoğlu'nun şu açıklamaları birçok şeyi anlatıyor:
"Çok parçalı bir dünyada yaşıyoruz ve bu parçalanma sürekli devam ediyor, bizi çokluğun birliğinden uzaklaştırıyor. Bu uzaklık ise bir yığılmaya sebep oluyor, kendi varoluşumuza dair soracağımız soruları aza indiriyor ve erteliyor. Bu nedenle 'azaltmak', sanatta bugün korunabilecek en politik duruşlardan birisi bence. Çünkü bizi kendimizden uzaklaştıran her şey, aynı zamanda ahlaktan ve vicdandan da uzaklaştırıyor.
Bugünkü medeniyet çok fazla insan odaklı. İnsana sadece insandan bakan, bunun her şeyi halledebileceğini ve tüm soruları cevaplayabileceği düşünen bir algı var. Fakat insan acizliğini kabul etmediği sürece kendi varoluşuna dair soracağı sorular hep geçiştirici olacaktır. Çünkü acz duygusu senden daha büyük ve daha önemli bir varlığa işaret eder. Ama aynı anda o yüce varlığın 'en güzel sureti' olmayı da içerir. İnsanın fıtratına O'nun yaratılış sırrına yaklaşma çabasıdır filmlerim."
Ödül almak için sinema yapmadığından emin olduğum Semih Kaplanoğlu'na, Oscar yolunda başarı, hakikati arayış yolculuğunda ise Allah'tan yardım diliyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



