Uçaktan iner inmez Bakü'de daha çok prestijli misafirlerin ağırlandığı Ambasador Otel'e yerleşiyoruz. Her zaman yaptığım gibi şehri konakladığım otelin balkonundan kuş bakışı izlemeyi ümit ediyorum. Fakat bu hevesim daha ilk dakikada kursağımda kalıyor. Balkon şöyle dursun odalarda pencere bile yok. İnsanın izlenimlerini bir odadan da olsa anlatabilmesi için hiç olmazsa izleyebileceği ufacık bir pencere olması gerekir. İşte o burada yok. Dört bir yanı duvar olan oldukça geniş sayılabilecek bir odada arayıp da bulamadığım pencereyi çaresiz içime çekilerek bulmaya davranıyorum. Yoksa pencere var da acaba ben mi göremiyorum diye odayı hazırlayan görevli gence odada pencerenin yerini sormaya çalışıyorum.
Ne demek istediğimi zorlukla anlayan genç ayrıcalıklı olduğumuzu ima ederek bu odaların bizim için özellikle hazırlandığını söylüyor. Belki bu sefer anlar diye bir kez daha şansımı deniyor ve odalarda neden pencere olmadığını soruyorum. Otelin oda görevlisi genç gayet kendinden emin bir şekilde yine 'Siz bizim önemli misafirimizsiniz!" anlamında şeyler söylüyor. Anlam veremesem de çaresiz teşekkür edip konuyu kapatıyorum. Aslında dört bir yanı duvarlarla kaplı, beş yıldızlı fakat sıfır pencereli otel her şeyi gayet net olarak anlatıyor. Uzun yıllar Sovyetler Birliğinin hâkimiyetinde yaşayan Azerbaycan hâlâ demir perde -taş duvar zihniyetini sürdürmektedir. Uzun yılların tahribatını elbette birden ortadan kaldırmak öyle kolay kolay mümkün olmuyor. En iyisi pencere arayışını dışarıda sürdürmek diyerek bir grup şair arkadaşla şiir şöleni açılış programının yapılacağı Azerbaycan Devlet Rus Dram Tiyatrosu güzergâhına doğru yola çıkıyoruz. Gece daha saat 9-10 iken bile buralarda İstanbul hareketliliğini hatırlatan hiçbir şey yok. Sokaklar 4 milyonluk bir şehre göre oldukça tenha. Azerbaycan halkının bu saatte sokağa çıkma alışkanlığının olmadığını, genelde insanların evlerinde vakit geçirdiklerini öğreniyoruz. Bu insanlar evlerinde ne yaparlar, nasıl vakit geçirirler diye merak edip sorduğumda orada yaşayan bir Türk öğrenci Azerbaycan halkının akşamları yoğun olarak televizyonlardan Türk kanallarını izlediklerini söylüyor. Bu diziler içerisinde en çok izlenense tahmin edeceğiniz gibi 'Kurtlar Vadisi'. Bakü sokaklarında birkaç saat gelişigüzel dolaştıktan sonra yaklaşık üç kilometre uzaktaki otele geri dönmek için bir taksiye atlıyoruz. Taksi şoförü fazlasıyla konuşkan ve bir o kadar da dertli. Bakü'yü daha net görebilmek için aradığımız pencereyi belki de bu takside bulabilirdik. Bir şehri tanımak istiyorsanız onu birinci derecedeki tanıklarından dinlemelisiniz. Taksiciler şehrin birincil tanıklarıdır aynı zamanda. Artarda sorular soruyoruz ve taksici sorularımız hiç eğip bükmeden doğrudan cevaplıyor. 'Yeniden eski komünist düzene geçmek ister misiniz diye bir anket yapılsa Azerbaycan halkı buna nasıl cevap verir' sorumuza taksici oldukça rahat cevap veriyor: Yarı yarıya! En az yüzde ellisi eski Sovyet hâkimiyetindeki yıllara geri dönmeye şimdiden razıdır. Neden diye sormaya gerek kalmadan cevaplayıveriyor taksici: Sovyetler döneminde her şey bedavaydı. Sağlık, eğitim, yeme-içme... Şimdi işsizlik var, yoksulluk var!
Azerbaycan'da bir polis ne kadar maaş alır, diye soruyoruz. Taksici bu soruyu da kinayeli cevaplıyor: Azerbaycan'da polisler maaş almazlar rüşvet alırlar!
Taksi şoförünün anlattığına bakılırsa Azerbaycan'da en hızlı işleyen çark rüşvet çarkı. Devlet memurlarının maaşı ülke şartların göre çok düşük. Bir öğretmen 100, bir doktor yaklaşık 150-200 dolar maaş alabilmekte. Kiralar alınan maaşın beş-altı katı. Bu açığı kapatmak için 'benim memurum işini bilir' tekniği devreye girmekte. Bakü sabahına rüzgârlı bir havayla uyandık. Sırada şehitlik gezisi var. Önce devlet şehitliği ardından Türk şehitliği gezilecek. Şehitlik civarına yaklaştıkça rüzgâr hızını daha bir artırıyor. Tabii ister istemez hazırlıksız baş ağrıları da işin cabası. Bugüne mahsus bir esinti olmadığını anlıyoruz Bakü'de Türk şehitliğinde yeniden gönderlere çekilen ay yıldızlı bayrağı dalgalandıran rüzgârı içimizde hissedince. Bakü demek 'rüzgârı çarpan' demekmiş. Rüzgârın bizi gözüne kestirdiği yerden ustalıkla süzülerek Anadolu'nun değişik illerinden gelip de Azerbaycan'ın bağımsızlık savaşına destek verip şehit düşen askerlerin künyelerinin yazıldığı taşlara doğru yaklaşıyoruz. Burası Azerbaycan'ın Çanakkale'si adeta. Bakü şehitliğinde esen rüzgâr Çanakkale rüzgârı.
(Sürecek)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



