Geliverdi bahar! Siz, dalıp gitmiştiniz bütün bir hayatın dışında dönüp duran şeylere... Kitaplar, dergiler ve gazete sayfalarından oluşan bir kafesin içinde dönüp durmaktaydınız...
Bahar, ansızın geliverdi...
Bu gelen şiirin göveren çağıydı. Kış yüzyılının arkasından, yeni bir çağ.
Yeni bir şiddetin sıcacık nefesiydi bu.
Gürüldeyen gök, şimşeğe duran bulut, toprağı delen yıldırım: Diriltici ses:
"Hamdülillâh geldi bahar eyyamı"
Bahar, yaşadığı ve yaşattığı sancıdan da anlaşılacağı gibi, zorlu bir doğumun, sıkı bir hayatın, uç bir isyanın mevsimidir.
Baharın gelişi, tantanalı bir şiirin ortalığı perişan edivermesidir. Has atların azgın koşusu gizlidir bahar şiirinin kalbinde. Nasıl atar o, ama nasıl çılgınca...
Hızla renk değiştirir bahar toprağı. Griye usturuplu bir sille sallayıp yeşil, mavi, al... Renk renk cümbüşler sunar:
"Hep ağaçlar uçmak donun giyerler."
"Cennet misal oldu sahralar çöller"
Çağlayan, boz bulanık akarsular, köpüren şelale dipleri, gümbürdeyerek ilerleyen azgın akıntılar...
"Suda kalmış şimdi taşlar kayarlar
Hep ırmaklar sel olduğu zamandır"
Sancı, ses, renk, şiddet derken, kokuya geliyoruz. Hayatın kokusu da değişmez mi baharın selam verdiği lâle, sümbül, menekşe sabahlarında?
"Türlü şükûfeler türlü kokular
Türlü halet verir cihana bûlar"
Onun ayak seslerinin duyulması, kendisiyle zıt konumda olan her şeyin tası tarağı toplaması, ortalıktan çekilivermesi anlamına gelmektedir.
"Şita hengâmının şiddeti geçti."
Bu senfonik yapının böyle ani, sert, rengârenk, değişik seslerle, türlü nefeslerle gelivermesi, ortalığı kasıp kavuruvermesi nasıl etkiler köhne nitelikli şiirleri?
Demiştik ya, yok ederek...
Ama şöyle: Baharın geliş zamanına kadar kendilerine yaldızlı cümleler düzülen çuvallar şimdi patlayacaktır. İçlerinde samandan gayrı bir şeyin bulunmadığı ortaya çıkacaktır. Akabinde, bahar şiirinin kanatlarından fırlayan rûzigâr, iteleyecek, uçurumdan aşağı sallandırıverecektir o çuvalları...
Ne çuvallarını?
Ortamın şiir çuvallarını...
Kötü günün temsilcisi şiirin...
Kirli şiirin çuvallarını...
Gövdesinde uyumsuzluk hücresi bulunmayan, esaretliğe razı, çalkantısız, tenafürlerle anılan şiirleri...
Daracık mesafeleri seslendirdiklerinden çığlık dahi atamayacaklardır. O saat "şiir, şiir, ille de şiir" diye mırıldanıp kalacaklardır, ama nafile!
"Şita iklimini fethettim deyi
Donanma eylemiş nevbahara bak"
Bu, bir zaferin terennümüdür elbet. Haklı olarak, keyfine bakacaktır bahar şiiri...
Böylece, hayatın her bir ânına mührünü vuran bir şiirin heyecandan heyecana sevk eden, ürperten, taze ömürler bahşeden günleri yaşanmaya başlanacaktır.
İlk kez yürünen yolların diriltici mesafeleri bu şiirle yürünüp aşılacaktır.
Evrensel mesajlar sunan kaynaktan daha sağlam beslenme imkânları bulunacaktır...
Adresimiz: P. K. 205, Ulucami, Bursa.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



