Bir pazar günüydü (9 Ocak 2011). Erken sayılabilecek bir vakitte yakın olduğu için kahvaltıdan sonra bir değişiklik yapalım diyerek yürümek ve gezmek bahanesiyle Bağdat caddesini tercih ettik. Ara sokaklardan birine girip İSPARK'a arabayı emanet ettikten sonra caddede yürümeye başladık. Hava da biraz soğuk olduğu için olsa gerek ki, ayaklarımız bizi Şaşkınbakal'da oldukça büyük bir mağazaya götürdü. Öğleden önce olduğu için mağaza kalabalık değildi, müşterilerin büyük çoğunluğu da orta yaş ve orta yaş üzeri hanımlardan oluşuyordu. Görebildiğim kadarıyla tek başına alışverişe gelmiş erkek müşteri de yoktu.
"Ne var ne yok" diye sağa sola bakarken, eşimin beğendiği bir iki parça ürünü denemek için kabinin yolunu tuttuk. Kabinlerin bulunduğu koridorun başında bir hanım duruyordu. Önce tesadüfen orada bulunuyor sandım, sonra yerinden hiç ayrılmadığını fark ettim. Kabinlere giysi denemek için giden hanımlara metalden yapılmış rakamlar veriyordu. 2, 3, 4, 5 gibi...
Ben, görevli hanıma yakın bir yerdeydim. Merak ettim, "Bunlar ne anlama geliyor, bu rakamları müşterilere niçin veriyorsunuz?" dedim. Görevli hanım, "Kabine kaç tane ürünle girdiklerini gösteriyor bu rakamlar" dedi. "Nihayetinde onlar sizin ürünleriniz, deneyip çıkaracak, kaç tane ürünle girdiği, sizi niçin bu kadar ilgilendiriyor?" demem üzerine, "Ürünü ya çantalarına koyuyorlar ya da üzerlerine giyip gidiyorlar. Bunları tespit edemediğimiz için kaç tane ürünle girdiyse o kadar ürünü çıkarken getirip teslim ediyorlar" demez mi?
Şaşkınlığım daha da arttı. Görevli hanımın sözleri ilgimi çektiği için olup bitenlere dikkat kesildim. Sokakta görseniz afrasından tafrasından geçilmeyecek bakımlı (!) hanımlar, denemek için aldıkları ürünleri ellerindeki rakamlarla birlikte, görevli hanıma getirip kuzu kuzu teslim ediyorlardı. Çok kısa zaman içinde görevli bayanın yan tarafında bir giysi yığını oluşmuştu.
İhtiyarî ya da gayri ihtiyarî olarak, bulunduğum yerden ayrılamadım, olduğum yerde kalakaldım. Duyduklarıma ve olup bitenlere inanamıyordum. Olamaz böyle bir şey diyordum içimden, İstanbul'un en mutena olduğu söylenen ve oldukça varlıklı insanların yaşadığı bir semtte böyle şeylerin yapılabileceğine... Dikkat ettim, müşteriler Bağdat caddesi bölgesine aitti. Çünkü dışarıdan gelenler giyim kuşam gibi dışa ait göstergelerin yanı sıra hal ve hareketlerinden de belli oluyorlar.
Şaşkınlığımı kelimelere döküp, "Gerçekten burada böyle şeyler oluyor mu, bu hanımlar böyle hırsızlıklara tenezzül ediyorlar mı?" dedim. "Hem de nasıl?" demez mi? "Bir bilseniz kaç tanesini tespit ettik. "Ay bir yanlışlık olmuş" diyerek çok da pişkin davranıyorlar yakalandıklarında!"
Görevli hanım görev yerinden hiç ayrılmıyor, bütün dikkatiyle kabine girip çıkan hanımları pür dikkat gözetlemeye çalışıyordu. Görevli hanımla konuşmaya devam ettim ve kanaatimi ifade eden şu cümleyi kurdum: "Bırakınız böyle bir şeyi yapmayı, insanın aklından geçirmesi bile yüzkarası bir hal" dedim. Diyalogdan önce kabine girdiğimiz halde, görevli hanımın bize rakam vermediğini de belirtmeliyim. Pozitif ayırımcılık mı yapmıştı yoksa?
Bir başka Bağdat caddesi hatırası da şöyle! Başka bir semtte oturan iki kız kardeş gezmek, görmek ve beğendikleri bir şeyle karşılaşırlarsa almak maksadıyla modernliğin sembolü haline getirilen Bağdat caddesinde dolaşmaya çıkarlar. Arkadaşlarından duydukları ve daha önce kendi tecrübelerden bildikleri kadarıyla kimsenin kendilerini rahatsız etmeyeceğini düşünürler... İki kafadar emin adımlarla avare avare sağa sola bakıp mağazalara girip çıkarak caddede yürürlerken... İkisi de başörtülü olduğu için olsa gerek ki gezdikleri ortamın atmosferiyle(!) bağdaştıramayan "fötr şapkalı yaşlı", belli ki "Bağdat caddeli" bir adam, "Sizin buralarda ne işiniz var?" diyerek elindeki bastonuyla kızların üzerine yürür... Kızlar da, bu adam sapık mı ne diyerek kaçmakta bulurlar çareyi!...
Bağdat Caddesi'nde yaşayanlara neler oluyor, anlamakta güçlük çekiyorum. Bu bölgede oturan başörtülü bir genç kıza da, bir başka gün yaşlı bir kadın sözlü tacizde bulunur... Genç kız, sokakta "Bağdat caddeli yaşlı bir bayan"la karşılaşır. Hemcinsimdir diyerek yanından güven içinde geçmeyi düşünürken, yaşlı kadın ters ters bakarak, "Sizin ne işiniz var buralarda?" der. Bu bölgenin jandarması olduğu vehmine kapılarak kendisi gibi olmayanlara tahammülsüzlük göstermeye yeltenir...
Münferit gibi görünen bu tür hadiselerin, sosyolojik anlamda iyi analiz edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlar normal insanların yapabileceği hususlar değildir. Toplumda ters giden bir şeyler var. Vicdanların MOBESE kameralarına havale edilmesiyle sorunlar halledilmiş olmuyor, vicdanlar devre dışı kalınca her şey yapılabilirlik alanına giriyor.
Benim Şaşkınbakkal'da bizzat gördüğüm ve şaşa kaldığım bir hususu hem kayda geçirmek hem de paylaşmak istedim. Kim bilir bizim görmediğimiz ve bilmediğimiz daha ne vicdansızlıklar, bağnazlıklar ve ilkellikler yaşanıyordur Bağdat caddesinde? Evet Bağdat Caddesi'nde MOBESE kameraları yok.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



