Bir yıldız daha kaydı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hakk'a yürüdü. Değerli bir bilim ve siyaset insanı darı bekaya intikal etti. Yakın tarihimize damga vuran bir isimdi Erbakan. İTÜ'de başlayan Almanya'da devam eden akademik başarıların ardından, "Halka hizmet hakk'a hizmettir" şiarıyla insanlığa adanmış bir ömürdü onunkisi.
Yıl 2004...
Bünyamin Yılmaz'la ilk tanışıklığımız. Beyoğlu'nda Broy Yayınevi'nde editörlük yaptığım, öğrenciliğimin son demleri olan yıllar. Bünyamin Yılmaz'la tanışıklığımız ileri bir derece kazanıyor, ardından gelen teklif üzerine haftada bir gün Millî Gazete'nin kültür-sanat sayfasında yazmaya başlıyorum... Gel zaman git zaman güzel bir dostluk başlıyor aramızda, yeni insanlar, yeni arkadaşlar bir sürü yeni şey... Yazıların sıklığı artıyor... Haliyle gelip gitmeler de... Vakit buldukça Millî Gazete'ye uğruyorum... Sıcak sohbetler demli çaylar... Tanıdıkça sevdiğim, sevdikçe ön yargılarımızın yıkıldığı bir süreç... 2004'ten 2011'e kadar uzanan süreçte dolu dolu tam 6 sene geçmiş... Evet işte ben bu dolu dolu geçen 6 sene içinde Millî Gazete yazarı olmam hasebiyle rahmetli Erbakan Hoca'yla sıklıkla bir araya geldim. Özel toplantılarında bulundum, davetlerine iştirak ettim...
Benim Erbakan Hoca ile yaptığım görüşmelerde gözlemlediğim en önemli hususlardan biri son derece nazik ve kibar oluşuydu. Kendisinden yaşça küçük olanlara dahi 'bey' diye hitap ederdi. Sadece bize değil diğer çalışma arkadaşlarına da aynı tevazu ve hoşgörü içersinde yaklaştığını bizzat tanıklarından dinledim. Son derece duru ve akıcı bir Türkçesi vardı. Sözcükler ağzından tel tel dökülürdü. Konuşma üslubu o üslubun endamı bambaşka bir zerafetti. Asaleti kendinden menkul değildi.
Erbakan Hoca'nın müthiş bir hafızası olduğu kanaatindeyim. Mühendis olmasına rağmen sosyal bilimlere de iyi derecede de hakimdi. Bu hakimiyetinden dolayı kendisini zevkle dinlettirirdi. Bir araya geldiğimiz zamanlar dünyada ve Türkiye'de yaşanan olayları değerlendirir madalyonun arka yüzünü gösterirdi. Hiçbir yerde okumadığınız, okuyamayacağınız konular hakkında bilgi verir, değerlendirmeler yapardı. Şaşırtırdı. Hoca'nın akademik kariyerine, analiz yetisine Türkiye'de söz söyleyebilecek bir kişinin olduğunu düşünmüyorum. Geçelim diğer fasılaya...
Erbakan Hoca aristokrat bir ailenin çocuğuydu. Babasının ağır ceza hakimi olması nedeniyle devlet içinde önceliği ve ayrıcalığı olan bir insandı. Ama o bütün bu ayrıcalıkları reddederek bir sıfır önden başlayabilecekken, sıfırdan hatta eksiden başlamayı tercih etti. Tercihini haktan ve halktan yana kullandı. Türkiye'nin bulunduğu yeri hak etmediğini düşünüyordu. Tıpkı geçmişte olduğu bugün de Anadolu dünyanın merkezi olmalıydı. Planı ve projesi hazırdı. Türkiye'de ilk defa pancar motorunu üretti, ağır sanayi hamlesi dedi, yine ilk defa 'Devrim' arabasını yaptı. Ve daha birçok ilk.
Bu ilklerden biri de her ne şekilde olursa olsun hesaba katılamayan, horlanan itilen dindar muhafazakar kesimlerin sözcüsü olmasıydı. Erbakan Hoca samimi ama çekingen, ürkek ama çalışkan, dindar ve muhafazakar Anadolu insanına güven aşıladı. Dini hassasiyetlerinden dolayı merkezin çevresine konumlanmak zorunda kalan Anadolu insanı, Hoca ile birlikte yavaş yavaş kabuğunu kırdı, temsil yetkisi kazandı. Hiç tükenmek bilmeyen bir enerji ve azimle çalıştı Erbakan Hoca. Türk insanını tarihi ve inancıyla yeniden tanıştırdı ve en önemlisi barıştırdı. Ufuk çizdi, yön tayin etti, rehberlik yaptı. Düşlediği bir dünya kurmak istediği adil bir düzen vardı.
Türkiye'nin en karanlık yıllarında aydınlık bir çehre olmayı başardı. Türkiye'nin sigortası oldu. Kendisinin arkasından yürüyenler kadar yürümeyenlerin de haklarına riayet etti. Burun dahi kanatmadı. En çetin hava şartlarında kaptanlık yaptığı gemiyi sağ salim limana ulaştırdı. Küresel güçlere boyun eğmedi, tefeci bezirganlara, emperyalist güçlere pabuç bırakmadı. Yerliydi. Milliydi. Bu millete yıllarca nasıl soyulduğunu anlattı. 1.5 yıllık iktidarıyla da 72 yıllık soygunu gün yüzüne çıkardı.
Erbakan Hoca, hiçbir zaman derin odaklarla, kirli ilişkilerin içinde hiç olmadı. Kendisine altın tepsi içinde sunulan istekleri kabul etse 8 değil 108 yıl iktidarda kalırdı. Ama o zor da olsa, inandığı değerleri savunmayı tercih etti, bir avuç insanla başlattığı mücadele bugün dünyanın her yerinde uç vermiş durumda. Erbakan Hoca'yı uzun uzun anlatmaya gerek yok. Cenazesine bakıldığında her şey ayan beyan ortaya çıkıyor. Dünyanın her yerinden her düşünceden insanın bir arada olduğu muazzam bir katılıma tanıklık ettik. En önemlisi dün ona kara çalanlar bugün nasıl bir yanlışa imza attıklarını anladılar. Anladılar ama iş işten geçti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



