milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye

17 NİSAN 2009
CUM 00:10

[-] Normal [+]
  • Dünya
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz


Başkan Obama, seçim kampanyası sırasında kendisine büyük bağış yapan Amerika'daki Ermeni diyasporasına bazı sözler vermiştir. Bu vaatler ışığında, Türkiye'deki sözleri ve ABD stratejik çıkarlarına ilişkin olarak Türkiye'den istedikleri birbiriyle nasıl bağdaştırılacaktır? Bunu da 24 Nisanda birlikte göreceğiz.

Bugün Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan üçgenindeki gelişmeler henüz açıklığa kavuşmuş değildir. Konu sadece Ermenistan sınır kapısının açılması olmayıp, Türk halkının tepkisi, Azeri-Türk ilişkileri, Kafkasya'daki dengeler, Türkiye-Türk dünyası ilişkileri, Azeri halkının endişe ve tepkileri olmak üzere birbiri ile ilişkili birçok olay ve dengeyi de içermektedir.

Ermenistan'ın niyet ve talepleri:

Ermenistan, uzun bir süredir planlı bir şekilde şunları elde etmeye çalışmıştır:

w Türklere "Özür dileterek" psikolojik bir başarı elde etmek

w Türklerden "savaş tazminatı" talep etmek ve almak. (Özür dilenirse, hata kabul edilmiş farz olunacağına göre, özür dileyenin diyet ödemesi gerekir diye).

w Türklerden "eski tarihi krallıkları'nın" topraklarını geri alarak sınırlarını Ağrı Dağ'ına kadar genişletmek.

w Bunları gerçekleştirmek için her türlü işbirliği mübah görmek ve modern siyaset ve propaganda taktiklerini kullanarak, dünya kamuoyunu Türkler aleyhine çevirmek. Tüm bu baskılar sonucunda Türklerden tavizler  kopartmak.

w Ermeniler hızlı ve etkili lobi çalışmaları ile Avrupa'nın hemen hemen tüm ülkelerinde "soykırım" iddiasını kabul ettirmiş ve onların parlamentolarından veya belediye meclislerinden kararı geçirtmişdir. ABD'de de aynı şeyi yapmak için çalışmaktadırlar. Bu kararlar tamamen siyasi kararlardır. Sadece İsviçre ve Fransa, "böyle bir soykırım olmamıştır" demeyi suç sayan bazı kanunlar da çıkarmış bulunmaktadırlar.

Türkiye'deki son gelişmeler:

Özel konuşmalarda ne sözler verilmiştir bilinemez, ama olayların akışına bakılarak bazı tahminler yapılabilir. Ortada ciddi endişeler mevcuttur.

İleriki yıllarda bugünün olaylarının sonuçları ile yaşıyacak, hayatları etkilenecek olan yine bu Türk ve Azeri halklarıdır. Bugünün politikacı ve bürokratlarının hata veya başarılarını da bu toplumlar yaşamaya devam edecektir. Dolayısı ile ortak bir paydanın bulunması elzemdir.

Türkiye, Ermeni sınır kapısını bugün Amerika ve AB etkisi altında açmaya karar verirse, bu çok aceleye getirilmiş ve hatalı bir karar olmaktan öteye geçemez.

Türkiye, hem Anadolu topraklarında gözü ve talebi olan ve hem de Azerbaycan topraklarını haksız olarak işgal edip Hocalı'da Azerileri soykırıma tabi tutan Ermenistan'ı protesto etmek ve bu saldırganlığa "dur" demek için Doğu yani "Dilucu" kapısını kapatmıştır. Durum ve şartlar değişene kadar da, kapalı tutacağını ilan etmiştir. O halde bu şartlar gerçekleşmeden, acele ile hiçbir adım atılmamalıdır.

Kıskaçtaki Türkiye:

Türkiye, değişik yerlerden gelen baskılar arasına sıkıştırılmaya çalışılmaktadır.

w Birincisi hiç böyle bir yetkileri olmadan sırf siyasi sebeplerle "sözde Ermeni soykırımı iddialarını" kabul eden Avrupa parlamento ve devletlerinin oluşturduğu baskıdır. Bu hâlâ gizlice yürütülen psikolojik savaşın bir parçası olarak kabul edilmelidir.

w İkincisi ise AB (Avrupa Birliği) ilerleme raporu içine yerleştirilen (Tavsiyeler bölümünde) ve Türkiye'yi komşuları ile iyi geçinmeye ve ilişkilerini düzeltmeye davet eden, adeta mecbur kılan şartlardır. Bunları da ekonomik ve siyasi baskı olarak algılamak gerekir. Türkiye'ye bunlar dayatılırken, Ermenistan'a herhangi bir mesuliyet veya görev dayatılmamaktadır.

Verici taraf sadece Türkiye'dir. Bu asla gözden kaçmamalıdır.

Acaba, Batı'nın 1918'de bitiremediği bazı işleri, bu sefer yeni bir taktikle yani "savaşsız yoldan" mı halledilmek istemektedir? Cevaplar önemlidir.

w Üçüncü olarak, AP (Avrupa Parlamentosu) son yılların bütün raporlarında Ermeni-Türk ilişkilerini ele almayı ve Türklerden taleplerde bulunmayı adet haline getirmiştir. Ermenistan'dan bir defa bile Azeri topraklarından çekilmeleri veya Türk toprakları üstündeki "taleplerinden" vazgeçmeleri istenmemiştir.

w Dördüncü olarak, Karabağ konusunda Ermenistan'ın yaptıkları, işgali ve Hocalı'daki katliam ve soykırımları bizzat Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev tarafından Avrupa Konseyi'nde anlatıldığı halde, Avrupa Konseyi Ermenistan'ı, Azerbaycan'dan önce üyeliğe kabul etmiştir.

Bu olaylardan birçok ders çıkartmak, ona göre hazırlanmak gerekmektedir.

w Beşinci baskı ise Amerika'dan gelmektedir. ABD Başkanı Obama'nın Türkiye gezisinde de "yumuşak güç" taktiği ile sınır kapısının açılması dile getirmiş ve "Tarihle barış" çağrısı yapmıştır. Sonra da, kapalı kapılar ardında neler konuşulmuştur, bilinemez...

Ama ne var ki, Başkan Obama, daha bölgeden ayrılmadan, Ermenistan

Savunma Bakanının, Türkiye'ye karşı "kafa tutup, tehdit eder" bir konuşma yapmış olması da dikkatlerden kaçmamalıdır.

Türkiye, bu "sıkıştırma ve kapana kıstırma" taktiklerine baş eğmemeli ve baskı ile  taviz verme yoluna gitmemelidir. Bunun yapılması Türkiye'nin itibar ve prestijini zedelediği gibi, onu dışa bağımlı kılıp, başını eğdirmek olur ki bu da milletçe kabul edilebilir bir durum değildir.

Alternatifler:

1- Türkiye'nin mevcut sınırını ve toprak bütünlüğü, Ermenistan tam ve eksiksiz olarak kabul edip, anlaşmaları o şekilde imzalamalıdır. Mevcut her türlü talep ortadan kaldırılmalıdır.

2- Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve güvenliği, büyük bir dikkatle korunmalı, kollanmalı ve işgal altındaki Karabağ topraklarının Azerbaycan'a iadesi için gerekli tüm çalışmalar eksiksiz yapılmalıdır. Hiçbir taviz kabul edilmemelidir. Gösterilecek bir zaaf, hem Türkiye-Azeri ilişkilerini ve ahengini bozar, hem de Kafkaslar'daki dengeleri zedeler. Etkisi geniş ve kalıcı olur.

3- Bu 21. yüzyılda, Kafkasya her zamankinden daha büyük bir önem kazanacaktır. Böylesine kritik bir dönemde Türkiye'nin uzun vadeli düşünüp iyi ve dengeli kararlar vermesi gerekmektedir. Bu sebeple dış baskılarla alınan kararlar belki kısa vadeli kazançlar sağlar ama bunlar uzun vadede zarara dönüşebilir. Dikkatli olmak gerekir.

4- Azerbaycan maddi ve manevi her yönden, ırki ve dini/kültürel açılardan Türkiye için fevkalade önemli bir ülkedir. Ayrıca, stratejik, güvenlik ve enerji açılarından da  büyük bir öneme taşımaktadır. Ermenistan bununla karşılaştırıldığında tamamen ölçü dışı kalmaktadır. Arz ettiği önem de Azerbaycan ile mukayese kabul etmeyecek kadar küçüktür.

5- Türkiye, her sene tekrarlanan "24 Nisan hezeyanı"nın "demoklesin kılıcı" gibi başının üstünde tutulmasına izin vermemelidir. Sürekli endişe ile doğru bir siyaset yürütülemez. Korkuya dayanan kararlar yalnış olmaya mahkumdur. Tavizler ülkelere hiçbirşey kazandırmaz. Türkler ve Osmanlılar, Ermenilerin iddia ettiği gibi bir soykırım yapmamışlardır. Bu sebeple Türkler bundan emin olarak, kendilerine güvenerek, akıllı bir mücadele yürütmelidirler.

Bu gerçek, her türlü bilimsel ve akademik yollarla ispatlanmalı, derin ve güvenilir çalışmalar ortaya konulmalıdır. Türkiye ve Türk diyasporası çok ciddi boyutta, uzun soluklu kulis ve propaganda programları yürütmeye hazır olmalıdırlar.

İşte, Türkiye'nin aydın ve yazarlar, diplomat ve siyasetçisine düşen görev de bunlardır. Yoksa, elinde hiçbir somut delil olmadan, yabancı mecmualara mülakat vererek veya yalan romanlar yazarak; yahut da ABD'de bazı üniversitelerin koruması altında Türkiye aleyhine konferanslar vererek "aydın" olunamaz. Sadece "ajan" olunulur.

Diğer taraftan AB baskılarına dayanamayıp, biran önce AB isteklerini yerine getirmek için "özür kampanyaları" başlatanların da tam olarak kime ve neye, yani 3-T programına mı, yoksa Türkiye çıkarlarına mı hizmet ettikleri açıkça anlaşılmalıdır.

Toplum, sağduyu ve mantıkla tepkilerini kontrol etmeli ve uzun vadeli parametreler içinde planlar yapılmalıdır.

Türkiye, mutlaka bu kıskaçlardan ve çevirme hareketlerinden kurtulmalı ve özgüvenini yitirmeden, soğukkanlı bir çalışma içine girmelidir. Başkalarının çıkarları için veya başlalarını memnun etmek için değil, kendi ve öz kardeş Azerbaycan'ın çıkarlarını düşünerek ve bölge dengelerini hesap ederek kararlar verip, adımlar atmalıdır.

Geçtiğimiz yıllar içinde zor ekonomik dönemler yaşayan Ermenistan'a, Türkiye, yine de "komşuluk hatrına" gıda yardımı yapmış ve hatta son yıllarda 50.000'den fazla Ermeni'nin Türkiye'de "kaçak işçi" olarak  çalışmasına göz yummuştur.

Yine iki yıl önce bir "iyi niyet jesti, bir komşuluk jesti" olarak Van Gölü'ndeki adada bulunan tarihi Akdamar Kilisesini (eski Ermeni kilisesi), Kültür ve Turizm Bakanlığı projeleri arasında tamir ettirmiş ve ülkeler arasında "resmi tanıma" olmadığı için, bir jest daha yapıp uçak gönderip, Ermeni hükümet yetkililerinin ve din adamlarının Türkiye'deki açılışa gelip, dönmelerini sağlamıştır. Cumhurbaşkanı Sn. Gül'ün futbol maçına katılması olayı da unutulmamalıdır. Buna karşılık Ermeni tarafının tutumu ne olmuştur? İncelenmeye değer:

w Ermeni diyasporası yıllardır yalan ve ispatlanamamış iddialara dayandırılarak geliştirdiği "1915 sözde Ermeni soykırımı" propagandalarından hiçbir an vazgeçmemiş ve dünyanın her yerinde olduğu gibi, ABD'nin her eyaletindeki meclislerde bunu kabul ettirme çabalarını sürdürmüşlerdir.

w Türkiye ile hiçbir ortaklaşa çalışma yapmadan, Osmanlı, İngiliz ve Rus arşivlerine girmeden ve kendi arşivlerini de Türklere göstermeden haşin ve çarpıtılmış propagandalarını sürdürmeye devam etmişlerdir.

w Türkiye iyi niyet jesti yaptıkça, bunu sanki "kendi haklarıymış ve hatta daha da fazlasına layıkmışlar" edası ile tenkitlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bunun bir suçluluk psikolojisi ile yapıldığını ortalığa yaymışlar ve kendi 3-T planı olarak bilinen (Tarihten özür diletmek, tazminat almak ve toprak edinmek) planlarını yürütmeye devam etmişlerdir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Dünya bölümü’nde 17.04.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: oya, akgönenç, dr,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 2 yorum|yorum rssrss

  • üstü kapalı kurtuluş savaşı veriyoruz

    Türkiye kurtuluş savaşından sonra en fazla dış tehdid altına girdiği bir dönemin içindeyiz. Hükümetin teslimiyetçi politiklarına karşı milletçe uyanık olmalıyız İyiki Oya Akgönenç hanım gibi hocalarımız, geniş ufuk sahibi milli menfaatlerimizi bilen alimlerimiz var.

    Ben Dış Politika açısından TÜRKİYE ALARM diyorum.

    Aytaç Samrıoğlu

    aytacsam | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 23 Nisan 2009 15:57

  • çok güzel yazmışsınız

    mondoros mütarekesi imzalandıktan sonra türkiyede paylaşılmayan yer kalmadı ama bu milletten savaşarak toprak alınamayacağını acı şekilde gördüler,taktik değiştirerek milleti uyuşturup para karşılığında aldılar örnekler antalya etrafında kurulan ingiliz rus italyan köyleri kiliseleri kendi bayraklarının dalgalandığı okulları var.milletimiz aslını unutmuş durumda ecdadımız biz sadece ALLAH önünde eğiliriz dediği için islamı tam anlamıyla yaşadığı için bukadar uzun ve geniş alanlara yayılmıştır. şimdi bu dediklerinizi AKP mi yapacak satılmayan oralar kalmıştı oralarıda tazimat olarak verirler

    ahmednoyan | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 17 Nisan 2009 17:29

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Prof. Dr. Oya Akgönenç

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Jandarmalığa hayır: NATO, Afganistan ve Türkiye
    2. Avrupa'nın ekonomik ve siyasi krizinin yeni yüzü
    3. Avrupa'da seçimler ve değişimler
    4. NATO'daki tehlikeli gelişmeler
    5. Bu kadar Ermeni nereden çıktı?..
    6. İstanbul'da barış, Kabil'de ise savaş adımları
    7. Türkiye, Suriye'ye müdahale edecek mi?
    8. Sömürgeci taktiklerinin adı strateji mi oldu?
    9. Suriye'de ölüm yarışı
    10. Cive Pakistan... Daha nice yıllara!
    1. Cendere daralıp, sıkıntılar artarken...
    2. Avrupa'da İslam Korkusu ve Irkçılık
    3. Amerika ve İran arasında oynanan satranç oyunu
    4. Lübnan’daki gelişmeler; Ortadoğu’da domino etkisi
    5. Dicle – Fırat sularında tehlike kapıya dayandı
    6. Avrupa’yı anlamak ve mesajlarını doğru okumak gerekir
    7. Sirtaki ya da Ege Zeybeği diplomasisi
    8. Türkiye’deki garip gidişata dur diyecek yok mu?
    9. Pamuk ipliğine bağlı ilişkiler
    10. İşin biraz da eğlenceli tarafına bakalım
    1. “Gazze ablukasını” hemen kaldırın veya kırın!
    2. Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye
    3. Mayın temizleme işinde durum ‘toz-duman’ -1-
    4. Ortadoğu’da barış çok zor
    5. ‘Ermeni açılımı’nda cevap bekleyen sorular
    6. Kıbrıs’ta yeni politik oyunlar
    7. “Çok yaşa Gazze”! Zafer yakındır!! -1-
    8. Suriye'de zulüm durmalı Beşşar Esad gitmelidir
    9. Değişim rüzgarları: Haniye'nin Türkiye ziyareti
    10. ABD’nin stratejisi değişirken, Türkiye’nin tercihleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Dünya

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. Yunan gazeteciler greve çıktı
    4. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    5. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    6. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    7. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. Avustralya Dışişleri Bakanı: Suriye'deki katliam acımasız ve alçakça
    10. Müslüman Kardeşler: Esed rejimi, zulümde Cengiz Han'ı geçti
  • Diğer

    1. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    2. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    3. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    4. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    5. Hac kuraları yarın çekilecek
    6. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    7. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    8. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek