milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

“Azaltılmış İslâm” modeline içeriden desteğin sırrı nedir?

27 ŞUBAT 2008
ÇAR 00:18

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Yakın geçmişte, "kerameti kendinden menkul Türkiye tipi laiklik" modelini "Ortadoğu ve İslam ülkelerine örnek ülke Türkiye" klişesiyle böbürlene böbürlene pazarlama derdinde olan laikçi ve muhafazakâr kesimler bugün küresel güçlerin her fırsatta dile getirdiği "ılımlı İslam" söylemini sıkı sıkıya sahiplenme arzusu içindedirler. Medeniyetler ittifakının görünmeyen bir yüzünde Batı için kontrol altına alınmış, ılımlılaştırılmış Müslümanlık ideali vardır. Türkiye’ye biçilmeye çalışılan gerçek rol de, "azaltılmış, "radikalizmi"! törpülenmiş bir İslami yaşam biçimi ile küresel, modern, seküler dünyaya entegre olmak"tır.  

 Azaltılmış İslam projesi için destek sağlayan bizdeki yerli laikçi efendiler ise, Bizantinist/baskıcı (devlet kontrolünde din) laiklik modelini çok ehven birşeymişcesine İslam ülkelerinin gözünün içine sokmaya kalkarken utanmadan İran’ın geriliğinden dem vurmakta, İran’a benzemesinden korkulan Türkiye’yi cümle İslam âlemine mahcup etmektedirler.

Sivil toplumun kendi içindeki dini örgütlenmesi Cumhuriyet döneminde resmi kurumlar tekeline bırakılınca dini eğitim ve dini yaşam üzerinde hükümferma olan kutsal devlet, bu kutsiyetini aslında sekülerleştirme ve yukarıdan modernleştirme projeleri çerçevesinde kurucu iradenin dayattığı resmi söylemden almıştır. Yerli efendilerin sekülerleştirme çabalarının beslendiği ana kaynak tam da bu düşüncedir.  

Bu söyleme destek veren elitist cumhuriyetçiler ilerici, bu teze karşı duran kesimler ise gerici damgası yemektedir.  Fikri namus taşıyan kimi aydınlar dayatmacı devlet anlayışının bir ideolojik şemsiye etrafında varlığını devam ettirmesini asıl gerici hareket olarak nitelemektedirler. Bu fikri cesurca dile getiren İdris Küçükömer, "Düzenin Yabancılaşması" isimli eserinde, esas ilerici kesimin elitist-statükocu cumhuriyetçilerin karşısında duran ama özde cumhuriyet fikrine karşı durmayan, ancak cumhuriyetin bu haliyle milletin üzerinde bir baskı aracı haline getirildiğini savunan kesim olduğunu ifade etmiştir.

 Toplum mühendisliğine soyunan Elitist Cumhuriyetçiler bazen sol bazen Kemalist kisve altında toplumun dindarlaşmasına karşılık olarak seküler bir yaşam tarzının ilerlemenin temeli olduğunu tezini savunmuşlardır. Oysa hakikatte halkın benimsediği din özünde kalkınma ve gelişme fikrinin karşısında değildir. Cumhuriyetin ilk döneminde Mehmet Akif ve benzeri aydınların savunduğu tez tam da bu noktada devreye girmekte idi. "Müslüman kalarak Batı Medeniyetinin fende, teknikte ve ilimde ortaya koyduğu gelişmeyi merkeze almak".

 Bu merkez etrafında pozitif ilerlemeci anlayıştan farklı olarak kökeninde maneviyat olan bir kalkınma modelini savunmak bu tezin ana çerçevesini oluşturuyordu. İnkârcı rasyonalite ile milli-manevi dinamikleri tercih eden kalkınma-gelişme modelleri arasındaki savaş tabii olarak devlet düzeni ve din ilişkilerini de yakından etkilemekteydi.

 Bugüne gelindiğinde dünyanın jandarması ABD ve yandaşlarının ürettiği İslami Terör, Ilımlı İslam, Radikal İslam BOP vb yaklaşımlar aslında içerideki pozitivistlerin, laikçilerin ve seçkincilerin de işine yaramaktadır. İslam kavramı ile yan yana anılması hakikatte mümkün olmayan terör, şiddet vb kavramların ürküntü üreten iticiliği etrafında şekillendirilen senaryolar İslam ülkelerinde bir bir uygulanarak, aslında İslam’ın şiddet ve terör ürettiği, radikalizmle yan yana olduğu imajı dünya egemenlerinin kontrolündeki medya tarafından bütün dünyaya pompalandı. Oysa adı radikal konulan direnişçiler esasında işgal edilmiş topraklarında özgürlük mücadelesi vermekteydiler. Özellikle Filistin sorunun çözümüne İsrail menfaatlerini kollayan politikalar üreten kesimler bu kesimlerin karşısında durdular, ABD ve İsrail’in ekmeğine yağ sürdüler.

 Türkiye’de ise bu imajın gölgesinde (zararlı ilan edilen İslam) kendisini konumlandırmak isteyen kimi Türk aydını da bu söylemlere mal bulmuş mağribi gibi saldırdı. Hatta ve hatta Anti-Amerikancılıkla nam yapmış kimi Marksist-sol aydınlar bile, altına imza atmakla kendilerini yükümlü gördükleri toplum mühendisliği projelerine bu küresel söylem üzerinden meşruiyet ürettiler. İşin garabet noktası da burada ortaya çıkıyor.

 ABD tarafından radikal, terörist olmakla suçlanan yerel direnişçi hareketler adına ortaya çıkarılan Amerikan destekli sahte örgütler bütün dünya kamuoyunda en azılı terörist akımlar olarak lanse edildi. Filistin’de, Çeçenistan’da bağımsızlık mücadelesi veren dini hassasiyetler açısından da henüz yozlaşmamış kimi grupların Türkiye’de sahte uzantıları icat edilerek aslında terör kavramı ile yan yana durması mümkün gözükmeyen kesimler töhmet altında bırakıldı.

 ABD burada bir taşla iki kuş vurmaktaydı. Bir yandan Ortadoğu’da bağımsızlık mücadelesi veren gerçek vatanseverler terörist ilan ediliyor, diğer taraftan diğer İslam ülkelerine model gösterilen Türkiye’deki dindar, gerçek Anti-Amerikancı, zulümle yan yana durmak istemeyen kesimlerin budanması gerçekleştirilmiş oluyordu.

 Haklarında üretilen şaibeler üzerinden İslam’ın kendisi hedef alınarak irtica yaftası altında dini özgürlükler ve örgütlenme özgürlüğü kısıtlandı. Devlet tekelinde garantili din anlayışının yanı başına bir de "ılımlı İslam gereği" söylemi eklenerek darbe gerekçeleri üretildi, İslami kesimlerin sivil örgütlenmeleri 28 Şubat sürecinde budandı. Çünkü Müslüman Türklerin yeniden sıçramalarının ve tarih sahnesinde güçlü bir Türkiye olarak yeniden yerlerini almalarının ana motivasyonunun gerçekte İslam faktörü olduğu biliniyordu.

Bu ülkenin ana çimentolarından en önemlisinin İslam olduğu ABD düşünce kuruluşları tarafından da çok zamandır ABD’nin patronlarına rapor ediliyordu zaten. Rand Corporation vb kuruluşlar daima İslam dünyasındaki gelişmeleri takip ediyor, politika yapıcılara bu gelişmeleri raporluyor, yorumluyorlardı. İslami taleplerin yükselmesi hem içerideki azaltılmış İslam taraftarlarını hem de ABD’yi ciddi şekilde rahatsız etmekteydi.

 ABD tarafından tezgâhlanan ve meşruiyetini Huntington’un medeniyetler çatışması tezinden alan "Yeni Düşman İslam ve Müslümanlardır" konsepti üzerine oturtulan "Azaltılmış İslam Projesi" yerel arenada müşterilerini bulmakta gecikmedi. Burada da ılımlı İslam model arayışları tartışmaya açıldı. Kimi köşe yazarları İslam’ın bir vicdan meselesi olduğunu, kimi aydınlar ise ancak Protestan tipi Müslümanlığın (‘tövbe haşa’) modern kapitalist dünya ile barışık kalabileceğini dile getirmekten utanmadılar.

 Gerçekte Amerikan çıkarlarına ve Ilımlı İslam modeline hizmet eden bu söylemler Türkiye’deki yansımalarını bulmakta gecikmediyse de laiklikte örnek ülke söylemi ile birleştirilen ılımlı İslam modellemesi arkasında, esasında İslam’ın zulme ve adaletsizliğe karşı duran tarafının toplumsal alanda makes bulmasını engelleme çabasının bulunduğu açıkça ortaya çıkmış oldu. 

Bu tezgâha gelmeyeceğini ifade eden aydın ve yazarlar düşman, radikal, gerici ilan edildiler. Küresel modern söylemin yanında duran ABD çıkarları ile Türkiye’nin çıkarlarının zulme rıza göstermek adına da olsa birleştirilebileceğini savunanlar ise baş tacı oldular. Amerikan güçleri İslam topraklarını ezip geçmeli, arkasından bir Müslüman ülke buradan kendisine ticari ve sınai çıkarlar devşirmeliydi. Üstüne üstlük harap edilen İslam şehirlerinin imarı için Müslüman müteahhitlerin önü açılmalı, gerekirse uluslar arası finansman bile küresel egemenler tarafından sağlanmalıydı ki Türk-Amerikan dostluğu bozulmasın!

 İran-Rusya-Türkiye üçlüsünün Amerikan çıkarlarına çomak sokacağı düşüncesi ve İsrail’in devlet terörü yanılgısının Türkiye’de resmi bir ağızdan dile getirilmesi ABD tarafında bir takım huzursuzluklara sebebiyet verdiyse de, ABD, Ilımlı İslam modelinin bütün İslam coğrafyasında gerçekleştirilmesi projesinin hatırına Türkiye’ye yakın durmayı yeğlemektedir. BOP’un Ortadoğu’da ABD tarafından Amerikan çıkarları lehine bir yeniden yapılanmayı mümkün kılacak öngörüleri için Türkiye önemli bir stratejik müttefik olarak görülüyor. Bu ittifakın Türkiye açısından hangi ağır maliyetleri getireceği birileri tarafından dile getirilince bunu ciddiye almayan bizdeki bazı Amerikan sevdalıları bu kimseleri modern dünya ile barışmamız gerekir diyerek sessizleştirmeye çalıştılar. Hatta BOP’a entegre bir vakıf kurulunca o vakıfta sorumluluk bile aldılar.

 İslam’ın ılımlısı, ılımsızı, beyazı, siyahı, azı çoğu yoktur. Allah’ın dini hakikatte tektir. Bir zamanlar yeşil kuşak projesi için hızlı adımlar atan ABD bugün ılımlı İslam yutturmacası ile yeniden kirli senaryolar tezgâhlamakta, İslam ülkelerinden, içlerindeki "radikalleri" ve "mürtecileri" temizlemelerini talep etmektedir. Bu ahlaksız teklife çanak tutanlar varsa bu ağır vebalin altına nasıl girdiklerini şimdiden sorgulasınlar. Başörtüsü meselesinde laikçiler tarafından koparılan kıyametin bu ahlaksız teklifle yakından ilişkili olduğunu unutmamak gerekir. Azaltılmış İslam projesine içeriden verilen desteğin sırrı da tam bu noktada düğümleniyor işte!

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 27.02.2008 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Akif Çarkçı

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Seviyesiz siyaset
    2. Yırtıcı kapitalizmle yüzleşmek...
    3. Küreselleşme ve kapitalizm
    4. Adakent’in çilekeş çocukları
    5. Bizde istifa geleneği neden yok?
    6. Üretmeden tüket, sonra da iflas et!
    7. Horozu bol çöplüğün sabahı olmaz
    8. Cumhuriyeti monşerlerden kurtarmak
    9. Açılımın pas geçtiği noktalar
    10. Ülkede herkes provakatör, gerçek zanlılar nerede?
    1. Atatürk’ün ordu-siyaset ilişkilerine bakışı nasıldı?
    2. Alim ve arif arasında fark var
    3. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    4. Şehir, kültür ve medeniyet...
    5. Küreselleşme ve kapitalizm
    6. Neo-Con’ların İslâm’la mücadele stratejileri ve Türkiye yansımaları
    7. Ortadoğu’nun şımarık çocuğu Türkiye’den ne kadar güçlü?
    8. Milli Şairimiz Mehmet Akif Teşkilat-ı Mahsusa’ya çalışmış mıydı?
    9. Bir Ömrün Hikâyesi: Sabahattin Zaim
    10. Seviyesiz siyaset
    1. Alim ve arif arasında fark var
    2. Otomobil mi yiyip içeceğiz?
    3. İdam cezası geri mi gelmeli?
    4. Sorunlu olan, cemaatlerin politize olmasıdır
    5. Tümden yapılanma ihtiyacı
    6. Dini, ticarete alet edenler...
    7. Şarlatanlar, deliler, cimriler ve asalaklar
    8. Oligarşik güçlerin demokrasi tahayyülündeki arızalar
    9. “Azaltılmış İslâm” modeline içeriden desteğin sırrı nedir?
    10. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Böyle bir dayatmaya muhalefet olarak kesinlikle boyun eğmeyeceğiz
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. İrtica.org kuradan çıktı
    4. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    5. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    6. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    7. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    8. İktidar savaşı
    9. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    10. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
  • Diğer

    1. Öğretmenlere yüksek lisans imkanı
    2. Halep'teki patlamalar: "25 ölü, 175 yaralı"
    3. Suriyeli muhaliflerin sınır dışı edilmesine tepki
    4. Kampta İslam dinine saygısızlık had safhada
    5. ''Mobil'' aile hekimlerinin iş yükü hafifleyecek
    6. 881 yıldır ezan sesi yükselen cami
    7. Kazakistan'dan Kaşagan uyarısı
    8. Su kuşlarının sığınağı: Mogan
    9. RİDA, Afrika ve Türkiye'de 4 binden fazla yetime ulaştı
    10. ''Arama kurtarmadan sonra ilk yardım müdahalesi çok önemlidir''
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. Derin savaş
    7. BÇG'yi de görün
    8. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    9. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    10. Bilmece yumağı
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. Türkiye tohum üretim ve ihracatında rekor kırdı
    4. Haniye İran'a gidiyor
    5. İstifa eden başkana tutuklama
    6. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    7. Sinemanın Ankara'sı
    8. Humus'ta kan durmuyor
    9. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    10. Polonya'da 62 ölü var!
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek