Edebiyat-sanat dergilerinin az ama nitelikli okurla yoluna devam ettiği bir dönemdeyiz. Her yeni dergi hayatına büyük umutlarla başlar. Zaman içinde nitelik ve okur bulamazsa umudunu kendini yitirir.
Köklü edebiyat dergilerimiz Dergâh, Türk Edebiyatı, Yediiklim, Varlık vb. hem kendi okurunu oluşturmuş hem de kabul görmüş dergilerdir. Dergicilik bir sektöre hitap etmiyor, kapalı devre yayın yapmıyorsa muhakkak okur ilgisini çekmeyi başarmak durumundadır. Okur ilgisi, istikrar ve nitelik kelimelerinde gizlidir.
Kırklar dergisi çıkmaya başladığında her ayında birinde muhakkak ya Ağaç kitabevine ya da gazete bayiine gider heyecanla dergiyi sorardım. Aldığım her "Evet geldi" cevabı karşısında bir sonraki sayının da aynı istikrarla geleceğine dair inancım tam olurdu.
Ayraç dergisinin editörlerinden Yunus Emre Tozal da aynı şeyleri söyledi. 11. sayıya ulaşan dergiye karşı önceleri "Acaba devam edecek mi, bakalım kaç sayı yayınlanabilecek?" gibi kuşku dolu bakışlar varmış. 11. sayı yine de erken bir sayı sayılabilir ama dergi istikrarlı ve nitelikli biçimde çıkmaya devam ettikçe okur teveccühü de artmış. Şimdi önlerine güvenle bakabiliyor, her yeni sayıda daha çok çalışmaları gerektiğini söyleyebiliyorlar.
Buradaki çok çalışmak kavramı her yeni sayıda okurun önüne dolu dolu dosyalar, dolu dolu bir dergi sunmak içindir.
Yapılan her güzel iş, sayı derginin kalitesini ve okurunu arttırmaktadır.
Derginin felsefî alanda ve tahlil alanında yazılara, dosyalara ağırlık vermesi, kitap ve eleştiri meselesini bu yönde kullanması bazı eleştirilerin de belirmesine sebep olmuş. Dergiyi "ağır" bulanlara karşılık editör, sonraki sayılarda yine aynı ağırlığın devam edeceği notunu düşüyor.
Ayraç, 11. sayıda "Türk romanı ve modernite" başlığıyla çıkmış.
Enis Batur'la yapılan hayli uzun sohbet konuyu derinlemesine konuşma imkânı sağlamış. Roman ve modernite bağlamında Ahmet Hamdi Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Hasan Ali Toptaş, İhsan Oktay Anar romanları üzerine inceleme-tahlil yazıları yer alıyor.
Enis Batur söyleşisinde bazı sözlerinin altını çizdim. Onları sizlerle paylaşmak istiyorum: "Ben bugün Türkiye'nin kültürel ortamında magazinel olmayan iktidarın Müslüman cephede olduğunu düşünüyorum." Yıllar önce E dergisinde İlhan Berk benzer bir cümle söylemiş, Müslüman şairlerin daha güzel, daha ciddi şiirler yazdığını vurgulamıştı.
İşine önem verenler, bir kuyumcu titizliğiyle çalışıp sanatının hakkını verenler şüphesiz bunun karşılığını kısa zamanda alıyor.
Enis Batur söyleşisinde yerlilik ve tercüme meselesi geniş bir bölüm oluşturuyor. Hatta Orhan Pamuk ve genelde romana dair söylediği birkaç tatlı rekabet cümleleri olmasa söyleşinin omurgasını bu iki meselenin oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Batur'un kültürel havza ve hafızası söylediklerini önemli kılıyor.
Yerlilik meselesinde verdiği Yusuf Atılgan örneği bu konudaki pek çok sorunun cevabı olacak nitelikte; "Yusuf Atılgan -bir yanıyla hiç tanımamış birinin gözünden sadece kitaplarından onu tanıyan biri için- oldukça Batılı bir yazar figürü olarak durabilir. Ama Yusuf Atılgan safkan bir yerliydi." Atılgan'ın yerliliği ve yerlilik meselesi üzerine söyleşi içinde önemli bilgiler ve örnekler var.
Derginin son sayılarında düzenli İbrahim Tenekeci de yazılarıyla yer alıyor. Daha önce Haydar Ergülen'i yazan, sonra "Şiirde Kelime Seçimi" başlıklı bir yazı kaleme alan Tenekeci bu sayıda "Müslüman Bir Çığlık: Ali Emre ve Şiiri" başlıklı yazı ile yer alıyor. Tenekeci, Hüseyin Akın ve Ali Emre şiirlerini yazarak edebiyat dünyasında birlikte yürüdüğü arkadaşlarına karşı vefa duygusunu hakkaniyet ölçülerinde yerine getirmektedir. Zira bu yazılar, olabildiğince övme, yüceltme anlamı değil tamamen şiirden, metinden hareketle bir karakter ve tahlil yazıları olarak öne çıkmaktadır.
Mustafa Kutlu'nun "Zafer Yahut Hiç" kitabı hakkında Ali Görkem Userin'in kaleme aldığı yazı hem derginin amacını yansıtmakta hem de kitap hakkında son derece derinlikli bir tahlil-inceleme yazısı olarak dikkati çekmektedir. Userin son zamanlarda Kutlu hakkında dillendirilen "toplumsal olandan bireysel olana" yöneldiğine dair eleştirilerin doğru olmadığını vurgulamakta, kitaplarda yer alan karakterler üzerinden Kutlu sosyo-kültürel irdelemelerde bulunduğunu işaret etmektedir.
Zafer Yahut Hiç'in meselelerin neresinde ve nasıl durduğunu görmek, anlamak isteyenler için Userin tam bir tahlil ortaya koymuştur.
Ayraç, derinlikli ve nitelikli yazılara yer verdiği, istikrarlı biçimde okurun huzurunda yer aldığı sürece edebiyat tarihimizdeki yerini sağlamlaştırmaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



