Dergilerde öncelikle şiirleri okurum. Otuz küsur yıldır sürdürdüğüm ferdî bir gelenek halini almıştır bu bende.
Şiirleri yüksek sesle terennüm ederim. Bu esnada bir yandan da herhangi bir farklılığa, ilginçliğe, dahası güzelliğe rastlarsam, kurşun kalemle işaretler koyar, altını çizerim.
Şiirlerden sonra okuduğum metinlere gelince, onlar da şiirle ilgili şeylerdir. Şiir tahlilleri, poetik yazılar, eleştiri ve tanıtımlar. Eğer vaktim olursa, edebiyat dergilerinin diğer yazı çizilerini de gözden geçirir, kimisini de elbet okurum.
Şiir merkezli bu okumalarımı yaparken yıllardan beri, hep bir ukdeyi büyütüp besledim. Fakat fırsat ve imkânlarım olduğu halde, bir türlü fiiliyata geçemedim. Hep erteledim, hep bekledim. Neydi o?
İşte şimdi harekete geçiyor, yıllardır büyüttüğüm macerayı fiilen uyguluyorum: Ay boyunca okuduğum dergilerdeki şiirleri sizlerle müzakere etmek. Bakalım ne tür bir yolculuk bekliyor bizi.
Türk Edebiyatı dergisinin Ocak sayısında on bir yerli şairle bir yabancı (Kırgız) şairden şiirler yer alıyor. Yerli şairlerimizden Mustafa Ruhi Şirin'in ise tek başına on bir küçük metni bulunuyor dergide.
Mehmet Narlı'nın Şehir ve Cengizhan Orakçı'nın Hikâyenin İçindeki Çocuk şiirleri benden yüz bulan metinler olarak kayda geçmiş. İşte bu şiirlerden beğenimi kazanan bölümler:
Mehmet Narlı: "gidenin gelenden farksız olduğu bir şehir / olsa da olur haritada olmasa da / ya kaybetmeli insan şehirde kendini / ya bulmalı".
Cengizhan Orakçı: "Bir hikâyenin içinden geçse geçse / Bir çocuk geçer, elinde çember / Çevirir gider, sonsuza doğru / Bir anne ardından bakakalır".
Türk Edebiyatı'nda Mahmut Bahar'ın şiirinin adına da yüz vermişim: Bir İnsanı Sevmekten Doğan Sevabın Yarısını Sana Bırakıyorum. Bu ayrıca şiirin de bir dizesi.
Yedi İklim'deki şair sayısı on dört. Bunlardan ikisi yabancı. Yerli isimlerden Yeprem Türk ve Mehmet Aycı ikişer metinle dergide yer alırken, Ali Haydar Haksal üç manzumeyle okurun karşısına çıkıyor.
Dergide Mehmet Aycı'nın Bir Yaprak Düşerken Üç Şey Söylenir'ini (Türk Edebiyatı'nda da bir şiiri vardı. Sahi, bir de Edep'te!) bahse değer görmüşüm. Özellikle ikinci bendinin bir kısmını çizip almışım: "Ben bir yaprak olsaydım, yaprak üstünde bir böcek / diye şaşırtırlar bazen, doğanın gözlerini / Buluttan kederlenmek, güneşten gülümseme / Devşirirler, sonbahardan savrulmak".
Mehmet Habil Tecimen'in Na't'ı Yedi İklim'de müthiş bir şiir. Hz. Peygamber'e yönelik samimi terennümlerin sürekli kabardığı bu metnin tamamını okuyun derim. Ben son kısmını buraya alıyorum: "Nebim var benim diyorum su gibi kana kana içiyorum / Şımarıyorum; kalabalıkta fark etmen için habire zıplıyorum / Boyum çok küçük endam zayıf önümde ne büyükler var daha / Şımarıyorum milyonların içinde beni fark etmen için nefesime aldırdığım yok / Beni görüyor musun ya Resulullah / Beni görüyor musun? // Zerrelerimle sana yalnız sana sarılıyorum".
Edep dergisinde on iki şiir yer alıyor. Bunlardan Çağatay Telli'nin Geri Tepmesiz Şiir'inden şu mısralar dikkatimi çekmiş: "Bütün otobüsler çehrene kalkıyor / Biraz tren getirseler biraz deniz kokusuyla / Saatler birden buğulanıyor". Nurettin Durman'ın Güz Kırgınlıkları'ndan da birkaç dize var sizinle paylaşacağım: "Ben burada ancak hiç yoksa varım / Müptezel dünya hali bırakmıyor merhamet".
Edebiyat Ortamı'nda yedi şair görünüyor. Bunlar arasında Esver Ölüç'ün Saklambaç'ı çocukluk çağından devşirilmiş saflık ve samimiyetleri ihtiva ediyor. Buna söyleyiş güzelliğini de ekleyelim: "çocukken bir mezarlıkta / saklambaç oynuyorum / ikindi, mezar ve gölge / meğer geçmişim öteye / hâlâ saklanıyorum".
Bir Nokta'nın dokuz şairi var, biri yabancı. Adem Turan'ın Beş Derste Hayat Bilgisi başlıklı şiirde Adem Turan farklı bir üslubu deniyor. Tahkiye ve tekrarlarla örülmüş öfkeli bir metin: "Bağrındaki o amansız ateşle akşamın alacasında / Fotoğrafın içine fotoğrafın içine fotoğrafın".
İbrahim Eryiğit'in Hurûfât'ları iki harfle (Ayın, Gayın) Bir Nokta'da devam ediyor: "Cesaretimi toplayıp gitsem aşka Ayınla / Aldırmam etrafım çevrili olsa da mayınla".
Firar diye bir başlık atsa da, Mürsel Sönmez çarpıcı bir münacat yazmış: "Göçmendim, kapına pösteki serdim / Allah'ım / Sen olmasan nereye giderdim // Söz çölünde kaldım budur günahım / Senden sana kaçıyorum Allah'ım".
Dergâh'ın 263. sayısı. Tuğba Çelik'in Nasıl Bilirdiniz? adlı metninden bir parça: "bir çılgınlık yapmalı kapatmalı belgeyi, / Ne farklı kaydetmeli ne değişmeli ismi / kitap 1, kitap 2 hepsi isimsiz şehir".
Son olarak okuyup inceleme fırsatı bulduğum diğer dergileri sayayım: Berceste, Bizim Külliye, Sincan İstasyonu, Varlık...
Bakalım gelecek ay hangi şairler ve onların hangi şiirleri öne çıkacak...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



