milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Aydınların cinneti

12 EYLÜL 2010
PAZ 01:20

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Kurtuluşu batılı değer yargılarıyla oluşmuş bir dünyada gören batıcılar arasında yıllardır sürüp giden tuhaf bir ittifak var. Özellikle Jön Türklerle başlayan İttihat Terakki ile yönetimde söz sahibi olan yazar-çizer takımı, ne yapar yapar bir yolunu bularak bazı müşterekler etrafında birleşip anlaşmayı sağlarlar. Mason dernekleri gibi ancak belli kişilerin ve konuların etrafında gündem belirlemeyi ilke edinerek, bürokraside kültür hayatımızda hakimiyet sürdürürler. İttihatçı Türk Ocakları ile Halkevleri, sonra da Edebiyatçılar Birliği ve Yazarlar Sendikası bu yolda ortaya çıkmış, belli görüşleri hakim kılmak için oluşturulmuş aydın kuruluşlardır.

Aydınların halkla ilişkilerinde, milletin tarihi ve kültürel değerlerine yabancılıklarında en belirleyici temel sebep, bu insanların ailelerine olduğu kadar sokaktaki insana da yabancılık sayılabilecek tutumlarıdır. Halbuki ister politikacı olsun, isterse sanatçı olsun bir insanı öncü ve yönetici olarak besleyecek en önemli kaynak kendi halkıdır. Halkından kopan aydın, bir tür cinnet içinde yalnızlığa mahkum olarak yaşar ve anlaşamadığı insanlar arasında yalnız ve mutsuz olarak yaşar. Bu da bile bile bir cinneti seçmekten başka bir şey değildir.

Yalnız ve mutsuz aydınlar

Tanzimat dönemi şair ve yazarlarından bazıları bu yalnızlığı ve mutsuzluğu yaşamış, bunlar arasında intihar ederken ölüm hakkındaki duygularını kanıyla yazan Beşir Fuat çıkmıştır. Abdülhak Hamid ile Recaizade Ekrem de hayatlarının sonlarında bir hayli yalnız ve mutsuz olmuşlardır. Ahmet Mithat Efendi'nin umutlu iyimserliği, biraz da çalışkanlığıyla ilgilidir.

Servet-i Fünun dergisindeki yazı ve şiirleriyle bir "ömr-i muhayyel" hülyası geliştiren şahsiyetlerde olduğu kadar, İttihat Terakki Merkez-i Umumi binasında oturarak Türkçülüğün Esasları'nı yazmaya çalışan Ziya Gökalp'in yalnız ve mutsuz olduğunu söyleyebiliriz.

Cumhuriyet'in ilk dikkati çeken şair ve yazar kadrosundan Peyami Safa ile Necip Fazıl, A. K. Tecer ve A. H. Tanpınar da bir hayli yalnızdır ve eserlerini yalnızlığın hüznü besler. Cahit Sıtkı, Behçet Necatigil, F. H. Dağlarca ve Attila İlhan bu hüznün ağırlığı altında ezilir. Yalnız Necip Fazıl bu yalnızlıktan beslenen trajik duygularla düşünce buhranı yaşar ve felsefi bir çıkış ararken Bir Adam Yaratmak hülyasının insanı soktuğu Çile ile karşılaşır. Bununla birlikte yeni bir dünya görüşü, hayat ve insan anlayışının eşiğine gelir. Bu mutlu bir istisnadır.

Onun dışındaki Türk aydınları toplumdan ve çağından kopuk sanal dünyada yaşar. Bu ortamda yetişen aydınlar, sanat ve edebiyat gündemini belirlerken, ya resmî ideolojiyi ölçü almış yahut da ahbap-çavuş hukukunu ön planda görmüşlerdir. O yüzden bu toplumun tarihi kimliği ile milli menfaatlerini hiç dikkate almayan, dünya görüşü olarak benimsediği Komünizm'in Sovyet yorumunu her şeyden önemli gören Nâzım Hikmet'e resmi ideoloji düşman olunca memur aydınlar da düşman olmuşlardır. Bu politika değişince Nâzım Hikmet ve benzerleri bir dönem için fikir ve sanat özgürlüğünün sembolleri gibi görülmüştür.

Ayrıca basında da epeyce bir zaman tek seslilik söz konusudur... Sanki Abdi İpekçi ile Uğur Mumcu'dan başka öldürülmüş gazeteci yoktur... Sadece 12 Eylül öncesinde sadece sosyalist aydınlarla akademisyenler öldürülmüş, terör kurbanı olmuştur. Basın epeyce bir zaman yalnız bunları yazıp katilleri olarak darbeye zemin hazırlayan derin çeteleri değil sıradan insanları veya Müslüman halkı göstermeye çalışmıştır. Besleme basınla zavallı sözcülerinden başka ne beklenir ki...

Halk düşmanlarının ittifakı

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında kurulan Edebiyatçılar Birliği, ya resmî ideolojinin yok saydıklarını görmedikleri veya ahbap-çavuş ilişkileri yüzünden dağılmış ve fonksiyonsuz kalmıştı. Pek çok sanat ve kültür derneği bu türden tavır alışlarla politize olmuş ve hiç bir şey yapamayacak hâle geldiği, bir ölçüde çıkar anlaşmazlıklarına konu olduğu için kapanıp gitmiştir. Şimdilerde Yazarlar Sendikası da bir hayli köhneleştiği halde, varlığını koruyor görüntüsü verirken zaman zaman bu yüzden tartışmalara konu oluyor. Buradaki önemli anlaşmazlık konusu, Zekeriya Sertel'in Nazım Hikmet'le ilgili hatıraları yüzünden çıkmıştı. Bu kitapta Nazım Hikmet yurt dışına kaçtıktan sonra perişan günler yaşamış bir Türk şairi olarak anlatılıyor; Nazım'ın banyo yapmayı sevmediğinden tutun da orda burda sürtüşüne kadar pek çok şeyi söz konusu ediliyordu. Zekeriya Sertel bunları "Nazım'ın insan yanları" diye anlatırken, onun adı etrafında bir destan oluşturmaya çalışanlar bunu hainlik diye nitelendiriyordu...

Nazım Hikmet'in hususi hayatıyla sosyalist şöhreti arasındaki çelişkileri tartışanlar, Yazarlar Sendikası'nda oluşturulan kurulun Zekeriya Sertel'i aralarından atarak yazdıklarını ayıplamak biçiminde ortaya çıkan kararı, üzerinde durulacak önemde "klinik bir olay"dı. Bunların davranış tarzı ve Nâzım'ı anma kurulunun kararı, gerçekten tuhaf bir tarafgirliği vurgulamaktadır. O dönemde Yazarlar Sendikası başkanı olan Aziz Nesin'in bu kuruluşta yazar özgürlüğünü savunmak zorunda kalması, gerçekten tuhaf bir ironik durumu sergilemekteydi.

12 Eylül'den sonraki yıllarda fikir özgürlüğünü savunmak adına, "dilekçeci aydınlar"ı "vatan haini" sayan Kenan Evren'le polemiğe giren Aziz Nesin, zamanla öylesine pusulayı şaşırdı ki, açıklamak mümkün değil. Müslüman halka karşı geliştirmeye çalıştığı muhalefet için hem kendisine "vatan haini" diyen Kenan Evren'le ve hem de İslâm düşmanlığından rant sağlamaya çalıştığını iddia ettiği Salman Rushdie ile işbirliğine girişen Aziz Nesin, aydınımızın geçirdiği cinnetin çok çarpıcı bir örneğidir. Demek ki dostluklar kadar düşmanlıklar da belirli bir asabiyetle oluşuyor. Ardından da fikir özgürlüğünün hiçbir manası kalmıyor.

Toplumların, zaman zaman bazı aydın ve yöneticiler tarafından çılgınca işlere yöneltildiği görülmüştür. Kalabalıkların, suçluluğu kesin olmayan insanları linç etmek için galeyana gelmek ve taşkınlık göstermek gibi, hatta iç savaş ortamına girmek gibi şuurunu yitirdiği dönemler olmuştur, olmaktadır. Kimi zaman bu tuhaflık, bazı insanları putlaştırmak biçiminde de ortaya çıkabilir. Hatta hususiyle kişiler için kanunlar çıkarıp dokunulmazlıklar oluştururlar. Adlarına enstitüler kurarak hatıralarına millî bir nitelik verdikleri de olur. Bunlardan bazılarının milli kültürümüz ve beraberliğimiz için elbette faydaları vardır. Yunus ve Mevlâna muhabbeti, Dede Korkut ve Nasreddin Hoca gibi büyük şahsiyetler için yapılanlar böyle sayılır.

Bu türden sevgi gösterileri bir dereceye kadar anlaşılabilir ve aydınların buna iştirakleri veya eleştirileriyle farklı yorumları ve tartışmaları da sık sık kendini gösterir. Ne de olsa avamla havas arasında bir derece farkı vardır; aydınların her şeyi hemen benimsemeleri ve belli kalıplarla ezber tazelemeleri beklenemez. Sorgulayıcı ve araştırıcı aydın tavrı, temel meselelere ve herkes tarafından benimsenen şahsiyetlere farklı bakış açılarıyla bakmayı gerektirir. Fakat bizdeki aydınların çoğu bu tavırdan uzak bir çılgınlığı yaşıyorlar; halkın değerlerini küçümsüyor, halkın çoğunu ilgilendiren şahsiyet ve değerlere ilgi duymuyor, mesele edinmiyorlar. Bu aydınlar için bir tarih ve toplum sorumluluğunun hiç bir önemi yoktur.

Bir kısım aydınlar için yalnız kendi sevdikleri uğruna dünyayı ayağa kaldırmak, bu konuda dış destek ve tavsiye de alarak her şeyi yapmak, sanki vatanı işgalden kurtarmak gibidir. Bu türden mübalağayı anlatabilmek için toplu bir cinnetten bahsedilebilir. Bu uğurda olup bitenler de yalnız okur-yazarları değil, sokaktaki insanı da tiksindirebilir. Maalesef aydınlar arasındaki taraftarlıklar futbol takımı tutar gibidir, fanatik cinnetleri andırır, medeni bir ülke için utanç vericidir. Bunlardan kurtulduğumuz zaman, gönüllü sömürge aydınlarından da kurtulmuş olacağız. Gelişme ancak çok yönlü olarak gerçekleşebildiğinde bir anlam taşır.

Aydınlarımızın bu saydığımız tuhaflıklardan kurtulabilmesi, halkına ve kendi değerlerine güvenle mümkündür. Vatanına ve milletine ihanet eden aydın ne kadar talihsiz ise, gerçeği sorgulamadan basit ve sığ taraftarlıklara düşmesi de o kadar talihsizdir. Aydınları cahil olan milletler elbette ne kendilerini ve ne de dostlarını mutlu edebilir.

Cinnet derecesinde halkına ve milli değerlere yabancı ve düşman olan bir aydın topluluğu yüzünden devletin pek çok kurumu, yüz yıldan fazla bir zamandır toplum mühendisliğine yönlendirildi ve devletimiz küçüldükçe küçüldü; bize yakışmayan hallere düştük. Bütün bunlardan kurtulmamız, öncelikle iyi yetişmiş, sağlıklı aydın, sanatçı ve yönetici ile mümkündür.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 12.09.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: tanzimat, serveti fünun, edebiyet,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Mustafa Miyasoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Ölüm yıldönümünde Üstad N.Fazıl:M.Miyasoğlu / Necip Fazıl Muhabbeti
    2. Gaziantep'te geçen gün ve bu şehrin kültürü
    3. Ay Vakti ve Şeref Akbaba
    4. Şehir Tiyatroları Nereye Gidiyor?
    5. Antakya'da bir gün
    6. Şehir Tiyatroları devrimi
    7. Klasiklerin yayınlanması ve okunması
    8. Kur'an Öğretimi ve Din Eğitimi
    9. Demokratik basamaklar ve siyaset gündemi
    10. Ömer Seyfeddin dünya dillerinde
    1. Golyat’a atılan taş Gargat ağacı
    2. Hüseyin Rahmi ve Şıpsevdi Romanı
    3. Salih Baba, Dede Paşa ve Abdürrahim Efendi
    4. Dünyayı değiştiren liderler
    5. Çağdaş Türk romanı seminerleri
    6. Konya Kitap Dünyası kitapları
    7. Zaferlerimiz ve Destan Edebiyatımız
    8. Edebiyat geleneği üzerine
    9. “Fatih’in Şiirleri” ve “Şiirin Sultanları”
    10. Kıbrıs’ta Çanakkale Şehitleri ve Gençlerimiz
    1. Naipaul rezaleti ve Türkiye öğretmenliği
    2. Ay Vakti ve Şeref Akbaba
    3. Sultan Vahdettin üzerinden siyaset yapmak...
    4. Numan Kurtulmuş ve Türkiye’nin Gündemi
    5. Mesut Uçakan’ın sinema hayatı
    6. Bu bizim hayatımız
    7. Hanefi fıkhı ve sünnetin yüceltilmesi
    8. İki rahmetli aydının sorumluluğu
    9. Zaferlerimizi çalanlar
    10. Enderun Teravihleri ve Cumhur Müezzinliği
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek