Pagan dönemden kalma ilkel psikolojiyle hareket eden ve Bosna-Hersek'i etnik olarak temizlemek isteyen Sırplar, Boşnaklara karşı yirminci yüzyılın en büyük soykırımını gerçekleştirdiler. Sırp saldırganlığının resmen başladığı 30 Mart 1992'den, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği 12 Ekim 1995 tarihine kadar geçen süre içerisinde 250 bini Boşnak olmak üzere toplam 312 bin kişi hayatını kaybetti.
Rakamlar sadece dile kolay geliyor. Srebrenitsa ve Zepa başta olmak üzere Bosna-Hersek topraklarındaki Sırp şiddet ve soykırımının boyutlarını anlamak için Bosna-Hersek Kayıpları Araştırma Komisyonu Başkanı ve aynı zamanda Demokratik Eylem Partisi Milletvekili Amor Masovic'in su sözlerine dikkat kesilmek yeterlidir: "Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bugüne kadar tespit edilen toplu ya da tek tek Müslüman mezarlarını haritadan işaretlerseniz, karşınıza çıkan haritanın, Sırp Cumhuriyeti'nin (Republika Sırpska) sınırlarıyla örtüştüğünü görebilirsiniz. Sırp Cumhuriyeti'nde, savaştan önce Boşnakların ve Bosnalı Hırvatların, Sırplarla birlikte yaşadığı ve savaştan sonra toplu mezarın bulunmadığı bir toprak parçası yok. Eğer, şuan tespit edilen kadarıyla, Sırp Cumhuriyeti haritasına 3,700 nokta koyarsanız, karşınıza çıkacak tek hakikat bu toprakların büyük bir toplu mezar olduğudur."
Bu kanlı şarlatanlığın müsebbibi olan Sırp siyasi ve askeri katillerinin, sadece isimlerinin yazılacağı liste bile yüzlerce sayfa tutar. Ancak bu isimler arasında en ön planda yer alanlar: Slobodan Miloseviç, Ratko Mladic, Radovan Karadzic, Biljana Plavsic, Dragomir Milosevic ve "Kapetan Arkan" lakaplı Zeliko Rajnatovic'dir. Peki, bu isimler bugün nerede ve ne yapıyorlar? Slobodan Milosevic, savaş suçlarından yargılandığı Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesi'nde yaptıklarının hesabını veremeden 11 Mart 2006'da Lahey'de [Den Haag] öldü(rüldü). Nikâh törenlerinde halay çekerken [kolo] görüntülenen Sırp komutan Ratko Mladic ise halen kaçak durumunda. Temmuz 1995'de on bin civarında Müslüman'ın şehit edildiği Srebrenitsa katliamı başta olmak üzere, birçok katliamın emrini veren Mladic, ne hikmetse, on beş yıldır bulunamıyor.
Yıllarca savaş suçlusu olarak aranmasına rağmen yeri tespit edilemeyen Radovan Karadzic, Dragan Dabic takma adıyla yaşarken, 21 Temmuz 2008'de Belgrat'ta bir otobüste yakalanarak, Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanmak üzere Lahey'e götürülmüştü. Karadzic, Ratko Mladiç ile birlikte, 1992-1995 arasındaki Saraybosna kuşatmasında 14 bin insanın ölümü ve Srebrenitsa şehrindeki on bin Boşnak'ın katledilmesi dâhil olmak üzere, toplam on bir ayrı savaş suçu ve insanlığa karşı suçla itham ediliyor.
Sırpların yaptığı toplu katliamlar
Bosna, Kosova ve Karadağ'da yaptığı toplu katliamlar ile adını duyuran bir diğer isim "Kapetan Arkan" lakaplı Sırp paramiliter Zeliko Rajnatovic. Tıpkı Milosevic gibi Zeliko Rajnatovic de, "Tüm dünyayı özellikle ABD Dışişleri Bakanı Madeline Albright'ı hayrete düşürecek bilinmeyen olayları açıklayacağım. Bu geçmişteki bazı olaylara ışık tutacak bir enformasyon bombası olacak" açıklamasını yaptıktan kısa bir süre sonra 2000 yılında, Belgrat Intercontinental Oteli'nin lobisinde otururken maskeli kişiler tarafından taranarak, yaptıklarının hesabını veremeden öldü.
Bosna-Hersek'teki Sırp bölgelerinde yaşayan yüz binden fazla Boşnak ve Hırvat'ın ölümüne sebep olan etnik temizliğin sorumlusu olan Sırp eski Devlet Başkanı Biljana Plavsic, insanlığa karşı suç işlemekten 2003 yılında, BM Savaş Suçları Mahkemesi tarafından on bir yıl hapse mahkûm edilmişti.
1992-1995 savaşı esnasında, bugün Lahey'de yargılanmakta olan Bosnalı Sırp lider Radovan Karadzic'e yardımcılık yapan Plavsic, 2000 yılında meclisten istifa etmiş, Bosna'daki Sırp bölgelerinde yaşayan Boşnak ve Hırvatlara karşı yürütülen etnik temizlikte rol aldığını BM mahkemesinde kabul ederek 2003 yılında on bir yıl gibi hafif bir hapis cezasıyla kurtulmuştu. Mahkemeyle yapılan anlaşma neticesinde bu suçunu kabul ederek, aralarında soykırımın da olduğu diğer suçlamalardan kurtulmuştu. Ancak, ölen yüz binlerce masumu umursamayan, Avrupa adaleti için on bir yıl da çok geldi. Sırpların, Boşnaklara karşı giriştikleri katliamların "anası" olarak nitelendirilen Biljana Plavsic, "iyi hali ve ıslah olduğuna dair belirgin kanıtlar" gerekçe gösterilerek, İsveç hükümetinin geçtiğimiz günlerde aldığı karar ile 11 yıllık cezasının henüz 2/3'lük kısmını tamamlamışken tahliye edildi.
Denizde kum, Sırplarda insanlık suçlusu... İsimlerin sonu gelecek gibi değil. Fakat üzerinde durulması gereken bir isim daha var: 2004 yılında Lahey Mahkemesi'ne teslim olan Bosnalı Sırp komutan Dragomir Milosevic.
Bosna Savaşı esnasında 44 ay süren Saraybosna kuşatmasıyla "devlet terörü" yaratmak ve çoğu Boşnak 14 bin kişi ölümüne sebep olmakla suçlanan Bosnalı Sırp komutan Dragomir Milosevic'in, Lahey Savaş Suçları Mahkemesi'ndeki yargılaması neticesinde otuz üç yıl hapse mahkûm edildi. Mahkemenin 2007 yılında verdiği kararı beğenmeyen Milosevic'in karara temyiz başvurusu da geçtiğimiz günlerde neticelendi.
Mahkeme, Miloşeviç'in cezasını yirmi dokuz yıla indirdi. Muhtemelen Avrupa'nın vicdanı el vermez ve kısa süre sonra o da Biljana Plavsic gibi salıverilir.
Müslümanlara karşı insanlık suçu...
İnsanlık suçu işleyen Sırp katillere karşı olabildiğince vicdan ve merhametle yaklaşan Avrupa konu Müslümanlar olduğunda tamamen farklı bir yaklaşım izliyor. Bunun son örneği Slovenya milletvekillerince Avrupa Parlamentosu'na sunulan vize muafiyeti uygulamasında yaşandı. Avrupa Parlamentosu, Karadağ, Sırbistan ve Makedonya'ya uygulanan vizenin kaldırılması için, yapılan oylamada üç ülkeye yönelik vize uygulamasını kaldırma kararı aldı. Aynı haktan yararlanmak için bekleyen Bosna-Hersek ve Arnavutluk'a ise onay verilmedi.
Avrupa Parlamentosu'nda alınan bu kararın ne alma geldiğini daha iyi izah edebilmek için bir örnek verelim. BM Savaş Suçları Mahkemesi tarafından on bir yıl hapse mahkûm edilen, ancak cezasının tamamlamadan serbest bırakılan Biljana Plavsiç'e, Stockholm'den ayrılırken, eşlik eden kişi bugün Bosna-Hersek'te gerçekleştirilmek istenen her reformun önüne set çeken Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik'den başkası değildi.
Biljana Plavsic, Sırbistan başkenti Belgrat'a, kendisini Stockholm'deki Arlanda Havalimanı'ndan alan, Sırp Cumhuriyeti hükümetine ait bir uçakla geldi. Ardından da pistte bekleyen bir otomobil ile ailesine ait Belgrat'taki bir daireye gitti. Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik'in, evine kadar eşlik ettiği Plavsic, Bosna-Hersek ve Sırbistan çifte vatandaşlığına sahip.
Gelelim bunun Avrupa Parlamentosu'nun aldığı vizesiz seyahat hakkı kararıyla bağlantısına. Srebrenitsa başta olmak üzere Bosna-Hersek'in Müslüman yaşayan her bölgesinde etnik temizlik yapan Sırp kasabı Ratko Mladic, katliamların anası Biljana Plavsic ve Biljana Plavsiç'in "oğlu" Milorad Dodik Sırbistan pasaportuyla Avrupa'da vizesiz seyahatin zevkini çıkarırken, Bosnalı kurbanların yakınlarını tekrar cezalandırmış oldu.
Avrupa Parlamentosu'nun, katillere vize muafiyeti getirirken Müslüman Boşnakları devre dışı bırakması; Bosna-Hersek'in etnik bölünmüşlüğüne resmiyet kazandırırken, milliyetçi Sırp politikacıların reformları engelleme taktiklerini de ödüllendiriyor. Avrupa Birliği'nin, açık bir şekilde yaptığı, Sırp destekçiliğine devam etmesi önümüzdeki günlerde Bosna-Hersek başta olmak üzere tüm Balkanlardaki hoşnutsuzluğu artıracaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



