milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Avrupa’daki biz

25 NİSAN 2009
CMT 04:10

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bu satırları kaleme aldığım sırada uçağımız Almanya istikametinde yol almaya devam ediyor. Rotamız Münih üzerinden Oslo (Norveç). Son durağımız ise kısmetse Stavanger.

Geçen ayki İtalya seyahatinden sonra bu ay içinde Almanya'ya da planlanmış bir yolculuk yapacağımı yazmıştım. 12-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirdik bu seyahati. Şimdi de 23-27 Nisan arası Norveç...

Geçtiğimiz yüzyılda Batı'ya gidenlerimiz, döndüklerinde orada gördükleri "kâşâneler"i anlatıyordu. Batı'nın gelişmişliği, disiplin, tertip ve düzen anlamına gelen modern hayat, Batılı insanın çalışkanlığı vs... "Dinleri işimiz, işleri dinimiz gibi" tesbitiyle Batının bu "büyülü dünyası"nda kamaşan gözünü İslâm Dünyası'na çeviren aydınımız, bu sefer de "viraneler"den bahsedecekti. Aslında bizim öyle olmamız gerekiyordu. Gelişmişlik, kalkınmışlık, temizlik... Batılı insandan önce bizim insanımızın alamet-i farikası olmalıydı. Oysa bizim insanımız tembel, miskin, "mütevekkil" ve "geri" idi.

Sebep?

Sebep Avrupa görmüşlerimiz tarafından kolayca teşhis edildi: Yanlış din anlayışımız! İslâm Dünyası'nda modern dinî duruşu temsil edenlerin istisnasız tamamının ortak teşhisi buydu. Muhammed Abduh-Rediş Rıza'nın el-Menâr tefsiri, seküler bir çalışma/üretme anlayışının İslâm nasslarından temellendirilişinin "mükemmel" örneklerinden birisidir...

60'lı yıllardan itibaren Batı'ya vermeye başladığımız göç bu bağlamda nerede duruyor diye baktığımızda, normalde şu iki durumdan birisini görüyor olmamız gerekirdi:

A. Bir bakış açısına göre Batı'ya işçi olarak giden ilk nesil olmasa bile, onlar tarafından oraya aldırılan ikinci nesil ve nihayet orada dünyaya gelen üçüncü nesil, aradan geçen yarım asır içinde ülkemizin ve İslâm Dünyası'nın modernizasyonuna kayda değer bir katkı sunmalıydı.

B. Bir başka bakış açısına göre Batı'ya aktardığımız potansiyel, Batı'nın İslâmlaşması yolunda dikkat çekici gelişmelere sebebiyet vermeliydi.

Ancak ne bu oldu, ne de öteki. Hatta Batı'ya aktardığımız nüfus, büyük ölçüde orada "kalıcı" olmayı kabul ettiği/içine sindirdiği ve bunun tabii bir uzantısı olarak oralarda hayatın her alanında varlık gösterir duruma gelmeye başladığı halde, Ermeni lobileri kadar dahi varlık gösterip ülkelerinin uluslararası problemlerinin çözümüne kayda değer bir katkı sunabilmiş değil.

O halde soru şu: Avrupa'da 20 milyona baliğ olduğu söylenen Müslüman (kökenli) nüfus ve bu cümleden olarak sayılarının 5-6 milyon olduğu tahmin edilen yurdum insanları orada ne adına bulunuyor, ne yapıyor?

Oralardaki varlığımızın, kaybolanlarla kendini bulanların oluşturduğu denklemde, eşitsizliğin hangi yanının ağır basmasına yaradığı sorusu, hayatî önemde olmasına rağmen ne buradakiler ne de oradakiler tarafından hak ettiği ölçüde gündeme alınmış değil.

İşin bir de şöyle bir boyutu var: Batı'ya giden insanlarımız arasında, kaybolanları bir kenara koyalım, oradaki teşkilatlar vasıtasıyla kimliğini muhafaza edebilmiş olanların da problemi çözdüğünü söylemek mümkün değil. Ümmet-i Muhammed'e modern zamanlarda arız olan kafa karışıklığı, gönül bulanıklığı, oralarda daha bir keskince yaşanıyor.

Karşı karşıya bulunduğumuz fikrî, siyasî, ekonomik, kültürel... problemler, en başta istikametimizi etkiliyor. Kendisini dört koldan dayatan ve itikadımıza doğrudan müdahil bulunan modern Batılı hayat tarzı, burada da orada da bir kısım insanımızın hayat ve din algısını derinden etkiliyor, dönüşümlere, kırılmalara, savrulmalara sebebiyet veriyor.

İşte Daru'l-Hikme'nin hayatın merkezine ilişkin söylem ve tesbitleri tam da bu noktada vazgeçilmezliğini hissettiriyor. Bizi dört yanımızdan kuşatan modern değerleri, telakkileri, bilinç altı operasyonlarını... önce fark edebilmek, arkasından da etkisizleştirebilmek, öncelikle ve özellikle kendi aidiyetlerimiz sayesinde mümkün olabilecektir. Hayata, fikirlere ve olaylara kendi aidiyetlerimiz ekseninde bakmak, bilincimizi oluşturan temel kodların farkına varmakla ve o kodların modern hayata ne dediği konusunda kafa yormakla mümkündür.

Farkında olsak da olmasak da, İslâmî kodların modern hayata "uyarlanması" suretiyle hayatı meşru/kabul edilebilir kıldık büyük ölçüde. Ehven-i şer(reyn) anlayışı, maslahat anlayışı, kolaylık/teysir anlayışı... (ki bunlar aslında birer şer'î kaidedir) hep bu meyanda devrede olan kodlardır.

Ancak nasıl bir hayatı tercih edeceğimiz konusunda temelli kararlar verirken üzerinde hareket ettiğimiz bu zeminin doğru seçilip seçilmediğinden emin olmak için elimizde yeterli sebep bulunduğunu söylemek kolay değil.

Söz gelimi birisi, gerek Batı'da kalıcı olmayı artık kabul etmiş olan "oradaki" insanımıza, gerekse Batı kaynaklı sistem, kriter ve kavramları büyük bir azim ve kararlılıkla benimseyip savunma noktasında bulunan "buradaki" insanımıza "def'i mefasid celb-i menafiden evladır" kaidesini hatırlatsa ve hal-i hazırımızı bir de bu kaide zemininde gözden geçirmeyi teklif etse ortaya nasıl bir sonuç çıkar dersiniz?.. Yani Avrupa'da kalıcı olmak son tahlilde bize fayda (dinin onayladığı maslahat) olarak mı, yoksa zarar (mefsedet) olarak mı dönüyor? Bu sorunun cevabı zarar lehine verilecekse burada yaşamamız son derece tartışmalı hale gelecektir...

Bu meseleyi bu köşede detaylı olarak tartışmak boynumuzun borcu olsun...

(Benim buralarda ne yaptığımı soracak olursanız, onu daha sonraki bir/kaç yazıda anlatayım.)

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 25.04.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: avrupa, batı, din, tefsir,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Dr. Ebubekir Sifil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İtiraz
    2. Çocuklarımız kime teslim?
    3. Bir itiraz-2
    4. İtiraz
    5. "İslamî kesim"in çetin imtihanı
    6. Okuyucu Soruları-3
    7. Kabirler Üzerine Türbe Yapmak-3
    8. Nâzûratu'l-Hak
    9. Kabirler Üzerine Türbe Yapmak-2
    10. Sağduyunun sesi
    1. Fethullah Gülen Hoca ve Bahailik
    2. İmam maturidi kim? Maturidilik ne?
    3. Kadın üzerinden din sorgulaması yapmak
    4. Ruhu’l-Beyan tefsiri ve vitir namazı (1)
    5. Hocaefendi’nin açıklaması
    6. Modernizme kelamî bakış
    7. “Çağdaş Nurculuk” mu, “Bid’atkârâne bir hıyanet” mi?
    8. Mana Önderlerimizden
    9. Erkeklerin altın zinet kullanımı - I
    10. Okuyucu soruları-2
    1. Bediüzaman ve Risale-i Nur - 14
    2. Hocaefendi’nin açıklaması
    3. “Cemaatli” Olmak, “Cemaatçi” Olmak
    4. İslam’da yorum tekeli
    5. 2010: Kuran yılı
    6. Bediüzzaman ve Risale-i Nur (4)
    7. Meal sahiden yeterli mi?
    8. Diyanet’in “İslam’a Giriş” serisi (2)
    9. Hepsi bu mu?
    10. Kandiller
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kardeşliğin zirvesi
    2. Vakit Nakittir
    3. İftira edenlerden Allah korusun
    4. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    5. Çocuklarda okul fobisi
    6. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    7. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    10. Gençlerde çatışma
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek