Gazete ve televizyonlarda hemen hemen her hafta sonu kötü bitmiş 'zoraki evlilikler'le ilgili haberler okuruz. Bu tür haberlerde ince bir şekilde kullanılan ifadelerle İslam'a göndermelerde bulunulur. "Muhafazakar", "Mutaasıp" ailelerin kızlarını istemediği biriyle evlendirdiği üzerine kurulur haber metinleri.
Bu tür haberler İslam ve Müslüman karşıtlığının had safhaya çıktığı Avrupa'da İslam ve Müslüman karşıtı olmanın gerekçesi olarak sunuluyor.
En solundan en sağına kadar Batılı gazete ve televizyonlar zorla evlilikleri bir şekilde İslam'la ilişkilendirip, hükümetlerin bu konuda çıkardığı yasaları haklı çıkarmaya çalışıyor. Almanya'dan, İsveç'e, Hollanda'ya, Fransa'dan İngiltere'ye kadar birçok ülke 'zorla evlilikle mücadele' yasaları çıkarıldı. Yasanın amacı; "Zorla evlendirilmiş Müslüman kadınları medeniyetten nasibini almamış Müslüman erkeklerden kurtarmak!" şeklinde tanımlanıyor (Tam olarak bu şekilde tanımlanmasa da bu mesaj veriliyor)
Öyle ki, Fransa'nın lumpen Cumhurbaşkanı Sarkozy bile Müslüman kadınları özgürlüklerine kavuşturmak için burka yasağı koyabiliyor ya da Alman Merkel Türklerin akraba evliliği yapmasına karşı çıkabiliyor.
Sarkozy ve Merkel, dünyanın gözü önünde gerçekleşen, zorla evlendirilen bir kadının düğün merasimine katılıbiliyor aynı zamanda. Hikaye şöyle: Geçtiğimiz haftalarda Monaco Prensi 2. Albert, Güney Afrikalı milli yüzücü Charlene Wittstock ile evlendi. Ancak evliliğin hiç de öyle Wittstock'un rızasıyla gerçekleşmediği ortaya çıktı. Zira, üç ayrı gayri meşru ilişkiden üç çocuğu olduğu ortaya çıkınca Prens'in, Wittstock Güney Afrika'ya bir daha Fransa'ya dönmemek üzere geri dönüşü olmayan bir bilet alarak Nice havaalanına gitti.
Uygar Fransa'nın kendisini engelleyeceği aklının ucuna bile gelmeyen zavallı Wittstock, Sarkozy'nin polislerince durduruldu ve pasaportuna el konuldu. Fransızların 'ikna edilerek' dediği ancak seyahati kısıtlanarak zorla geri getirilen Wittstock Prens'le zorla evlendirildi.
Üstelik bu zorla evliliğin mimarı Prens Albert kadar küçük Sarkozy idi. Zira Albert, Sarkozy'e haber verince o da Wittstock'u engellemek için polis teşkilatına haber verdi. Bu olay ancak Müslümanlara yakıştırılan 'zorla evlilik' kapsamında görülmedi. Üstelik Sarkozy'den Merkel'e kadar dünyanın birçok uygar ülkesinin lideri Prens'i kutladı. Yine, zorla gerçekleştirilen bu evlilik için Müslüman ülkelerin medyası 'Hıristiyan kız zorla evlendirildi' başlıklı haberler yayınlamadı.
Peki hiç düşündünüz mü eğer bu olayın kahramanları Müslüman olsaydı ne olurdu? Emin olun ki; Sarkozy'den başlayarak tüm Batılı liderler Müslüman kızın zorla evlendirilmesini kınarlardı. Batı medyası bir kez daha İslam ve Müslümanların gericiliğine vurgu yapan haber başlıkları kullanır ve bu tür medeni olmayan durumların ancak Müslümanlara ait bir kültürde olabildiği mesajını vererek, Batı uygarlığının üstünlüğünü bir kez daha tescil ederlerdi. Bizim medya bile zorla gerçekleştirilmiş bu evlilik için "Peri Masalı" ifadelerini kullandı. Zira üstün bir uygarlığa mensup Prens'in evliliği zorla gerçekleştirilmiş olsa da bu bir 'Peri Masalı'dır.
Bu olay şunu gösteriyor ki; zorla evlilikler her ülkede, medeniyette, kültürde ortaya çıkabilir. Ama Batılı Prenslerin ve para babalarının bu tür evlilikleri 'zorla' kategorisine alınmaz. Zira kadının bir Prens'le ya da para babasıyla evlenmiş olmasının onu (kadını) yücelttiği varsayılır. Çünkü Batı medeniyeti kadını da erkeği de parayla alınıp satılabilen bir meta olarak görür.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



