Bu konuya niçin temas ettik? Çünkü parlamentomuz sil baştan yeni bir anayasa yapmak için çalışmalara başladı. Bu münasebetle bu konuda ortaya atılan tekliflerin ve temennilerin bir bir ele alınıp yeniden değerlendirmeye alınması zarurettir.
Tekliflerden hangisi gerçektir, hangisi değildir? Bütün verilerin ehemmiyetle incelenmesi gerekir.
Bilindiği gibi Mustafa Kemal Paşa, kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra Balıkesir'de Zağnos Paşa Camii'nde, minbere çıkarak milletimizin tümünün tasvihini kazanan şu konuşmayı yapmıştır:
"EY MİLLET ALLAH BİRDİR, ŞANI BÜYÜKTÜR, ALLAH'IN SELAMETİ, HAYRİ ATİFETİ ÜZERİNE OLSUN PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ HAZRETLERİ CENABI HAK TARAFINDAN İNSANLARA HAKAYIKI DİNİYETİ MEMUR VE RESUL OLMUŞTUR. KANUNİ ESASİSİ, CÜMLEMİZİN MALUMADUR. KUR'AN-I AZİMÜŞŞAN'DAKİ AYETLERDİR. İNSANLARA FEYZ RUHU VERMİŞ OLAN DİNİMİZ, SON DİNDİR. EKMEL DİNDİR ÇÜNKÜ DİNİMİZ AKLA MANTIĞA HAKİKATE tamamen tevafuk ve tetabuk ediyor.
Anayasamızın, Kur'an ahkamı olduğunu ilan ve kabul eden bu görüş ve bu istikamet ne derece isabetli ise, Maalesef bu istikametten sapılmış, iddia edilenin tam tersine, batıdan ceza kanunu, medeni kanunu, borçlar kanunu, ticaret kanunları almış tamamen kozmopolit bir keşmekeşe edebiyat verilmiştir. Milletimizin inancına, dayatmacı metotlarla uygulamaya başlamasından doğan sıkıntılar ortamına itilmiştir.
İstiklal harbini kazanan biz olduğumuz halde, savaş alanlarında şehid kanıyla elde edilen zaferler, Lozan Konferansı'nın gizli oturumlarında tamamen hezimete ve teslimiyete dönüştürülmüştür.
Yahudi hamamı Hayim Nahum efendi İsmet paşanın danışmanı olunca, kurt İngiliz politikacı Lord Kürzon'un teklifiyle, İslam esaslarına tamamen zıt şartlar uygulananmış, taklitçi bir batılılaşma modası başlatılmıştır.
Bu, milli karakter, ahlak ve ananelerimize zıt kanunlar sanki az gelmiş gibi bizim medeniyetimiz yenik düşmüştür, ezikliğiyle ille de AB'ye girelim fikri sabit, iç ve dış politikamızın temeli sayılmış, bu sefer batıdan süratle kanunlar alınmış, Meclisimizde tabu gibi telakki edilen bu kanunların, tüzüklerin noktasına, virgülüne bile dokunulmadan yasama organımızdan geçirilmiştir. Alınan her yabancı mevzuat milli ahlak ve manevi yapımızda rahneler açmıştır. İdam cezası kaldırılmış, cinayet patlaması olmuş, zina suç sayılmamış; fuhuş patlaması olmuş, eşcinselliğe göz yumulması, domuz etinin pazarlanması gibi bize, ecdadımıza yakışmayan gidişat ahvali adiyeden sayılmıştır.
Hasılı kelam, bu çığırından çıkan ve çığ gibi ışığı içerimize yığılan problemlerin karşısında yegane kurtuluş çaresi ve ümidi olarak milletimizi yeni anayasanın yapılmasına bel bağlamıştır.
Netice: Peygamber efendimiz, ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim buyurmuşlardır. Çare manevi gelişmededir, ahlak reformundadır. Anayasa bu ideallere yer vermelidir. Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya. Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



