Birkaç gün önce Bush-Erdoğan görüşmesi gerçekleşti. Görüşmede konuşulanlar, âded yerini bulsun kâbilinden, önemsiz şeyler olmalı ki, bu görüşmeye, Beyaz Saraya ve Bush’un ofisine giren bir At sineği damgasını vurdu.
Sinek deyip geçmeyin. anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az, şeklinde bir atasözümüz bile var.
Yunus Emre, bir mısraında, “Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere, yalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunu”, diyerek bu konunun önemine işaret ediyor.
Bu sebepten ben bir yazar olarak, bu olayın üzerinde araştırma yapılmasını düşünüyorum.
At sineği, tâ Beyaz Saraya kadar gelerek, hangi mesajı getirmiştir? Ne demek istemiştir? Hem de önemli bir uluslararası mülakata müdahale ederek...
Belki de Sayın Bush’a, “Eskiden olduğu gibi kalkıp Türklerle At pazarlığı yapmaya kalkışma” uyarısında bulunmak istemiştir.
Belki de, eski ahbabı olan Bin Ladin’den, taaa okyanusları aşarak yeni bir tehdit bildirisi getirmek istemiştir.
Ortada böyle bir vahim olay cereyan ettiği için, At sineğini öldürmek maksadıyla Oval Ofis’te bulunanlar hep birden seferber olmuşlar, Bush’un, kovboyluğu, Erdoğan’ın Kasımpaşalı tavrı, para etmemiş, Condoleezza Rice’ın zenci öfkesi geri tepmiş, yine Bush’u bu zor durumdan, At sineğini öldürerek, Sayın Gül’ün Kayserili zekâsı ve taktiği kurtarmış, sineği öldürmüş ve bu bâdire ucuz atlatılmıştır.
Ne demiştik. Sinek deyip geçmemek gerek. Bilindiği gibi Hazret-i İbrahim Peygamberi ateşe atan, Komogene hükümdarı Nemrud’un ölümü bir sivrisineğin eseridir. Sivrisinek gelmiş, Nemrud’un sarayına kadar girmiş ve Nemrud’un burnunun içerisine girerek, ona dayanılmaz acılar tattırmıştır.
Nemrud bu cefâdan kurtulabilmek için, iki tokmakçı tutmuş başına kim daha sert tokmak vurursa onu bir altın vererek daha hızlı vurmasını sağlamaya çalışmış ve sonunda yine de beklenen âkibete uğramıştır.
Bush’a musallat olmak isteyen sinek ise sivrisinek değil dev gibi bir at sineğidir.
Bizim Dışişleri Bakanımız bu belâdan Bush’u kurtarmasaydı kimbilir Bush’un akibeti ne olurdu?
Bir de bizimkiler kalkıp Bush’tan Kandil dağındaki 10 bin PKK’lının dağıtılmasını, tenkil edilmesini istiyor. Gücü bir At sineğine bile yetmeyen Sayın Bush mu bu işi becerecek? Bu sebebten Bush her defasında PKK meselesini erteliyor, öteliyor, ipe un seriyor, biraz daha bekleyiniz, biz Irak’ta bir kukla devlet kurduk, o devletin askerleri, polisleri iyice güçlensin, tâlim terbiye görsün, o zaman PKK sorunu göreceksiniz, kendiliğinden çözülecek diyor.
Tıpkı PKK sorunu gibi, Kıbrıs’ta izolasyonun çözülmesi sorunu da şimdilik Marko Paşa’ya emânet. Rivayetler doğruysa, Rumsfeld gitmiş, ABD’yi kurtarmak için Saddam’la gizli pazarlığa oturmuş. Belki de bu Atsineği, Bush ve yandaşlarına masum Irak halkına zulüm yapmaya devam ederseniz siz de Nemrud’un feci akibetine uğrarsınız mesajını getirmek istemiştir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



