milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Aşkın mahiyeti üzerine 2

09 MAYIS 2011
PZT 00:55

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

"Arab sultanlarından birine "Leylâ ile Mecnûn" hikâyesini anlatıp, Mecnûn'un perişan halini, iyi bir şair olduğu halde çöllere düştüğünü, kudret dizginlerini nasıl yitirdiğini söylediler.

Sultan emretti; "Mecnûn'u bulup derhal buraya getirin!"

Bulup Sultan'ın huzuruna çıkardılar. Sultan, Mecnûn'u ayıplayarak; "İnsanlık şerefinde ne kusur buldun ki, hayvanlarla birlik olup onları bıraktın?" deyince, Mecnûn şöyle cevap verdi:

"Nice dostlar Leyla'yı sevdiğim için ayıpladı beni,

Bir kez onu görseydiler, özrümü kabul ederlerdi.

Ey güzel! Beni ayıplayanlar keşke seni göreydi,

İşte o vakit güzelliğin karşısında ellerini keserdi."

Sonra "İşte böyle Sultanım" diye devam etti, "İşin içyüzünü bilenler davanın doğru olduğunu anlayacaktır. Yusuf'u gören Züleyha'nın; "Kadınlar beni kınadığınız güzel işte budur" dediği gibi siz de bir kez onu görseniz bana hak verirdiniz."

Sultan bu cevap üzerine, "Bunca fitneye sebep olan güzel yüzlü Leyla kimmiş, bir de onu bulup huzuruma getirin" diye emretti.

Bulup getirdiler. Sultan, karşısında esmer benizli, çöp kurusu Leyla'yı görünce beğenmedi. "Ey Mecnûn! Benim haremimdeki cariyelerin en çirkini bile bundan daha güzel" deyince, Mecnûn; "Sultanım, ona benim gözümle bakınız ki ince güzelliği ve hakikat perdesi size de açılsın" diye karşılık verdi.

"Sevgilinin yurdundan duyduklarımı

Bilen güvercinler başımda uçardı.

Dostlar! Aşkı bilmeyene söyleyin,

Dertli gönlümde olanı anlayamaz.

Sağlıklı insanda yâr derdi bulunmaz,

Derdimi ancak dertli olan bilir.

Ömründe arı sokmamış kişiye,

Arıdan bahsetmek ne boş şeydir!

Halin bizim gibi olmadıkça

Bizim hallerimiz sana masal gelir.

Yaramı başkasıyla karşılaştırma!

Elinde tuz var, benimse bedenimde."*

Dolayısıyla şairin vurgu yaptığı gibi âşıkların halinden ancak aşkı tadanlar anlar. Aşktan nasiplenmeyenleri aşkı anlatması mümkün değildir.

Aşkın içerisinde cinsellik yok mudur, sorusu bu bağlamda elbette önemlidir. Elbette aşkın maya tutmasında, aşkın konumlanışında cinselliğin büyük etkisi vardır. Bu çok belirgin bir realitedir. Kastımız bu realiteyi yadsımak ya da görmezden gelmek değildir. Cinsellik, aşk olgusu içerisinde etken bir bileşkedir. Bunun yanında sevgi özveri fedakârlık anlayış özlem... gibi onlarca etken vardır. Cinsellik bunlar içerisinde önemli unsurlardan, aşkı tetikleyen unsurlardan birisidir.

Cinsellik sevgi ile örülürse, inancın istikamet verdiği düzlemde olursa ancak o zaman daha bir anlam ifade eder, o zaman ancak aşka girizgâh olur.

Şayet cinsellik tek başına aşk adıyla formüle edilirse, şehevi arzuların giderilmesiyle işlevini, özünü yitirmiş olur. Bu nedenle de bedensel arzuları, şehevi arzuları bütünüyle aşk olarak tavsif edenler, aşkı yalnızca cinsellik olarak tanımlayanlar, aşkın gizemine yeteri derecede vakıf olamayan, aşktan yeterince nasiplenemeyenlerdir. Daha açık bir söylemle, "sevginin cinsel arzuları aşması ve manevi dinamikleri içeren duygu ve düşüncelerden beslenmesi, bezenmesi gerekir ki aşklaşabilsin. Gerçek aşk, mecazî aşkı da içeren ve onun ötesine taşıp, ruhun duygularla örülmesi, bezenmesi halidir. Bu noktada İbn Hazmın şu ifadeleri söylediklerimiz doğrular mahiyettedir:

"... Bütünüyle fiziksel hayranlık ve görünenin ötesine geçemeyen dış güzelliğe kapılma gibi bazı nedenlere gelince, bunların tümü, tam anlamıyla cinsel arzunun saklı sırrıdır. Ama cinsel arzunun ötesinde bir arzu bulunursa ve bu sınırı aşarsa, bu öteye geçme işinde ruhun ve doğal içgüdülerin de katıldığı manevi birleşme meydana gelirse o zaman buna aşk denir." **

Gözün görmesiyle başlayıp, gönlün kaptırılmasıyla aşk filizinin çiçeğe durması ve şiirsel bir nitelik kazanması için bu uğurda ciddi bedellerin ödenmesi gerekir. Kolay sevgiler, ucuz aşklara el verir. Aşk bu yüzden sevgiliyi elde etme başarısı ve bu başarının da diri tutulmasıdır. Bu nedenle fiziksel içgüdüler aşkın yerleşmesine ciddi mânâda katkı yaparlar. Lâkin yalnızca fiziksel hayranlık aşkı tatmak için yeterli değildir. Fiziksel hayranlık deyim yerindeyse aşk yolculuğunda bir duraktır. Duyguların deveran etmesi ve sevgiyle örülmesi için gizemin sürmesi, edeb perdesinin yara almaması ve aşk yolundaki durakların geçilmesi gerekmektedir. Bir başka deyişle, maddi pencereyi geçemeyip, orada mola vermek aşkın daha başlarken son bulma halidir.

Ayrıca, aşkı "çiçek gibi taşımayanların, kurşun gibi de taşımaları" mümkün değildir.

Aşk ateşini gönülde yanması için, aşkın anlam bütünlüğünün kavranılması önemlidir. Aşkın mahiyetine vakıf olmayan, bilincine eremeyenlerin aşktan söz etmeleri kuru ve yavan kelimelerle örülü olmaktan öteye geçemez. Ruhlar aşkın ne olduğunu bilmezlerse, aşk girizgâhında mesafe almaları,  birleşmeleri de mümkün olmaz.

Asıl olan aşkın mânâ yönü olan mânevî dinamiklerle bezenmesi lazımdır. Şeyh Sadî bu durumu çok anlaşılır biçimde şöyle hülasa eder:

"Temeli heves üzerine kurulu bir sevgi, bu kadar fitne koparıp ferman yürütürken; mânâ denizindeki tarikat yolcularının batmalarına neden şaşırıyorsun! Onlar canan sevdasıyla, candan; dost sevgisiyle, cihandan geçmişler; Hakk'ı anmak için, halktan kaçmış, sâkîyi görünce ellerindeki şarapları yere dökecek kadar aşk sarhoşu olmuşlardır. Dertlerini kimse anlamadıktan sonra, onlara deva bulmak ne mümkün! "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" hitabı, ta ezelden beri kulaklarındadır ve onlar bu seslenişe; "Evet sen bizim Rabbimizsin!" diye cevap vermenin kıvancıyla coşup taşmaktadırlar. Köşeye çekilseler de, dünya onlar sayesinde ayakta durmaktadır. Ayakları topraktandır. Nefesleri ateşte yanmaktadır. Bir feryatla, dağları inletir; bir nefesle, şehirleri darmadağın ederler. Rüzgâr gibi görünmezler ama çabuk koşarlar. Taş gibi sâkit görünürler ancak daima teşbih ederler. Seher vakti, ağlayışlarıyla gözlerindeki uyku sürmesi yıkanır. Gece habire at koşturdukları halde, şafak sökerken, "eyvah, biz yine geç kaldık!" diye dövünürler.

"Onlar, gece-gündüz aşk ve ateş denizine hayran olduklarından, günleri ayıramazlar. Suretleri nakşeden Ezelî Nakkaş'ın güzelliğine o derece tutulmuşlardır ki, yüz güzelliğiyle asla ilgilenmezler. Gönül adamları, beden güzelliğine gönül vermemişlerdir. Ancak akılsız ve ahmak insanlar, beden güzelliğine değer verir."***

Aşkın gücünü, etkisini yadsımamak gerekir. Aşkın insanlar üzerindeki etkisi, egemenliği şairin dediği gibi "öyle her saza uymaz". Aşkın otoritesi insanı sarsar. Aşkın yüreğe düşmesi, çekirdeğin toprağa düşmesi gibidir. Çekirdeğin toprakta kök tutup filizlenmesi gibi aşkta yürekte yer tutup büyümeye başlar. Çekirdeğin büyümesi için suya ihtiyaç vardır. Sevginin de büyümesi için sevgilinin sıcak, içten kuşatan, insanı sarıp sarmalayan nazarları vardır, tebessüm edişi, diğer hal ve davranışları vardır.

Aşkın bir başka özelliği de zihni bağlamda olmazları olur eden, mantık kursunu dışlayan, engelleri kabul etmeyen bir cüretkârlığa sahip oluşudur. Kurallar tanımaması, engelleri hiçe saymasıdır. Bu nokta da nefs devreye girip, iradeyi dışlamaya, devre dışı bırakmaya çalışır. İradenin dışlanması demek, nefsin haramı kamçılaması demektir. Haramla iştigal eden nefs, aşkı tatmak yerine, günah yumağına dönüşür. Böyle bir onmaz eylem ortadaki bütün güzellikleri siler süpürür. Bu nedenle irade ipi asla elden kaçırılmaması gereken bir kavi bağdır. Dizginlendiği takdirde de Allah'ın müsbet nazarını celbeden bir davranıştır.

Yukarıda da söylediğimiz gibi, aşkın haramlığına dair bir kayıt, bir nass yoktur. Tam aksine sevgililer arasında ülfet ve muhabbet bir Allah vergisi, bir Allah emanetidir...

1) Sadî Şirâzî, Bostân ve Gülistan, Beyan Yayınları, İstanbul 2008, s. 346.

2) İbn Hazm, Güvercin Gerdanlığı, Çeviren: Mahmut Kanık, İnsan Yayınları, İstanbul 1985, s. 100.

3) Sadî Şirâzî, age, s. 96.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 09.05.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: akif edib, gündem, hayat, mehmet akif, akif, ömer rıza, cml,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Akif Edip

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İstanbul Camileri ve okuyuculara veda -2-
    2. İstanbul Camileri -1-
    3. Çocukluk ya da "alan da pişman almayan da pişman..."
    4. Çocuklara bir ders, bir hikâye ve birkaç öğüt...
    5. Çocuklara öğüt verici üç hikâye...
    6. İstanbul'un binlerce yıllık tarihi...
    7. Âkif'in tercüme ettirip dağıttırdığı eser: İslâm'a Çekilen Kılıç...
    8. Merhum Molla Halit Korkusuz'un hayat hikâyesi...
    9. Çerkes Hasan'ın Sultan Aziz'in katillerinden intikamı -2-
    10. Sultan Aziz'in katillerinin defterini düren zabit: Çerkes Hasan...
    1. Çerkes Hasan'ın Sultan Aziz'in katillerinden intikamı -2-
    2. Çocuklarımıza Sevgili Peygamberimizi Nasıl Anlatmalıyız?
    3. Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn'unun hikâyesi...
    4. Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi'den aşk dersleri...
    5. Erzurumlu Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi'nin biyografisi...
    6. Sultan Hamid'in büyük kabahati; farmasonlar, irtica...
    7. Tahir Hocamızın kaleminden " Rasûlüllah'ı sevmenin alâmetleri..."
    8. Sahabelerin hadis öğrenmek için yaptıkları seyahatler...
    9. "Kürdçü" BDP'lilere Said Nursî'den büyük dersler...
    10. Süleyman Nazif'in Eşref Edib'e yaylım ateşi...
    1. Merhum Molla Halit Korkusuz'un hayat hikâyesi...
    2. Millî Şair Mehmed Âkif'in hayatı -1-
    3. "Kürdçü" BDP'lilere Said Nursî'den büyük dersler...
    4. İmam Hâdimî'nin cigara fetvası ve cennet güllerini devşirmek...
    5. İstanbul Camileri ve okuyuculara veda -2-
    6. Feylesof Rıza Tevfik Bey'in hastanede altı hatim indirmesi...
    7. Şimdi öksüz ve yetim kalmanın iri, ağır hüznünü yaşıyoruz...
    8. Süleyman Nazif'in Eşref Edib'e yaylım ateşi...
    9. Tahir Hocamızın kaleminden " Rasûlüllah'ı sevmenin alâmetleri..."
    10. Sahabelerin hadis öğrenmek için yaptıkları seyahatler...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek