Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı olduktan sonra Türkiye'nin hem bölgede hem dünyada etkisinin olumlu yönde arttığı konusunda bir görüş var. İyi de kaynağında ne var bunun diye bakılmıyor. Söylemekten korktukları sözü biz açıkça söyleyelim: Bütün bunların altında adı konulmamış bir milli görüş siyaseti var. Yıllarca bunun için çalışılmış, projeler üretilmiş, kurumlar tesis edilmiş. AET, Avrupa Ortak Pazarı, Gümrük Birliği, AB'ye karşı Milli Görüş şahsiyetli dış politika diyor ve komşular başta olmak üzere halkı Müslüman olan ülkelerle ekonomik, kültürel, askeri, siyasi ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi, söylüyor. Milli Görüş, 69'dan beri teşhisi koymuş, tedavi yöntemini belirlemiş ve reçeteyi açıkça yazmıştır. Kötü birer kopyası olmasına rağmen Milli Görüş'ün çizdiği metodun, izlediği siyasetin yan sonuçları bile bize şunu söyletiyor: Gölgesi böyle sonuç verirse, aslı kim bilir nasıl sonuç verir? İnsanlar asıl bunun üzerinde düşünmelidir. Saadet ile AK Parti arasında bir fark aranacaksa yine buraya bakılmalıdır. Asıl ve gölge. Ahmet Davutoğlu'nun tamamen bağımsız hareket ettiği söylenemese bile inisiyatif sahibi olduğu muhakkak. Öncelikle milletvekili, yani "partili" değil. Üniversiteden, Danışmanlık ve büyükelçilik görevinden geliyor. Türkiye Ahmet Davutoğlu'ndan önce neyin olamayacağını gördü Yaşar Yakış ve Ali Babacan döneminde. Bu dönem dış politikası Milli Görüş gömleğinin çıkarıldığını ispat etme dönemi idi. Bu durumda Ak Parti iki ayrı duygu arasında kalmışa benziyor. Aradan altı yıl geçtikten sonra ya izlediği AB eksenli politikayı sürdürecek ya da adını koymadan milli görüşün dış politika siyasetini uygulayacak(tı). Bunun için bulunan çare, partinin içinden gelen bir kişide değil; işin kitabını yazmış, teorisi üzerinde yoğunlaşmış ve üstelik adı Milli Görüş'le yan yana anılmamış bir kişi olan Ahmet Davutoğlu'yu bakanlığa getirmek oldu.
Bilindiği gibi Davutoğlu, bir dönem, zaman zaman fikirlerine danışılan konumunda kaldı. Mührü eline aldığında birazcık geç kalmıştı Türkiye. Davutoğlu, yer yer reel-politiğe uysa da özellikle bölge ve İslam ülkeleri ile yürüttüğü politikada Milli Görüş'ün izlediği siyasetin kaynağına yakın duruyor. Hükümet tarafından itiraf edilmese de Milli Görüş'ün dış politikadaki perspektifinden uzak duramıyor. Çünkü bu gömleği tekrar giydin denilmesini istemiyor. Ama işin gerçek yönünü fark edenler "eksen kaydı" diyerek anlamı ima etmekle yetiniyor. Söz buraya gelmişken Milli Görüş'ün temel parametrelerini çizdiği dış dünyaya bakışı tekrar hatırlayalım: "Avrupa Topluluğu'nun anayasası Roma Anlaşması'dır. Roma Anlaşması'nda iki temel esas vardır. Bunlardan birincisi yeni kurulan Avrupa devletinin kültür kökünün eski Roma ve Yunan'a dayandırılmasıdır. İkincisi de ekonomik düzenin kapitalizm olmasıdır. Bunların esas alındığı bir kuruluştan hayır gelmez. Çünkü eski Yunan ve Roma temelinden yanlıştır. Bunların hak mefhumları batıldır, yanlıştır. Bunlara göre hak dört sebepten doğar: 1) Kuvvet, 2) Çoğunluk, 3) İmtiyaz, 4) Çıkar. Bu yüz-den mesela ABD'de bir beyaz bir Zenciyi zulmetmeyi hak sayar. Beyazları imtiyazlı sınıf saydığı için eski Roma, ülkeleri işgal eder, ele geçirir, onların halkını esir olarak kullanırdı. Çünkü ben Romalıyım, imtiyazlıyım, derdi. Bugün de ABD, Afganistan'da, Kuzey Irak'ta bulunmayı haklı sayıyor. Sebep ne? Çıkarları. Bir insanın kendi çıkarı, başkasının hakkına tecavüz için sebep olamaz. Bizim kültürümüze gelince, bizde de hak dört sebepten doğar: 1) Allah'ın bütün in-sanlara yaradılışta verdiği haklar. Siyah olsun, beyaz olsun herkesin eşit insan hakları vardır. Bunlar: a) Yaşama hakkı, b) Mülkiyet hakkı, c) Irz ve namusun korunma hakkı, d) Aklın korunması hakkı, c) İnancı koruma hakkı. 2) Bir kimsenin başkasının nimetinin artmasına veya külfetinin azalmasına sebep olması dolayısıyla yani emek karşılığı kazandığı hak. 3) Karşılıklı rıza ile yapılan anlaşmalar dolayısıyla doğan hak. 4) Adalet gereği doğan hak.
Millete şunu demek lazım. "Gölge" geçicidir; gölgeye itibar etmeyiniz, gölge varken gölgenin gölgesinde ne işiniz var? Gölgede olanın gölgesi olmaz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



