İçerisinde bulunduğumuz referandum süreci, Ramazan ayına rağmen, çok hızlı bir şekilde devam ediyor.
Bu sürecin ne derece sağlıklı seyrettiğini değişik zamanlarda, bu sütunlarda dile getirmiştik.
Ancak geçen zaman içerisinde görülmüştür ve bir defa daha ifade etmek gerekir ki, bu kampanya esnasında, oylanacak olan anayasa değişikliği maddeleri tartışılmamıştır.
Meclis'de temsil edilen siyasi partilerin, AKP, CHP, MHP'nin genel başkanları ve diğer yöneticileri, tartışmayı bir türlü anayasa değişikliği zeminine getirememişlerdir.
Ya da meseleyi, bilinçli bir tercihle bu zemine getirmek istememişlerdir.
Yine bu süreç içerisinde, ülkenin hiçbir temel meselesi, bu kampanyanın konusunu oluşturmamıştır.
Bugün insanlarımız, çok seviyesiz ve ülke gerçeklerinin çok uzağında bir takım konuşmaları izlemek durumundadır.
Geçen aklı başında, ülke meselelerine ilgi duyan bilinçli bir arkadaşım soruyordu: "Yahu, biz referandumda ne yapacağız şimdi, bu anayasa değişikliği ile ilgili dokümanları bana temin etsen de, bir okusam! En azından neye, niçin oy verdiğimi bilirim!"
Ve devam ediyordu: "Bu adamların anayasa değişikliğini konuştukları da yok, konuşacakları da! İnsanları evet ya da hayır etrafında kamplaştırdılar, ama eminim ki, hiç kimse neye evet, neye hayır dediğinin ya da diyeceğinin farkında bile değildir."
Bugünkü durum gerçekten de tam böyledir. Tartışılan Recep Bey'dir; Memur Kemal Efendi'dir!
Başka! Birisinin boyudur, diğerinin soyudur; birinin havuzlu, diğerinin kooperatif villasıdır!
Daha başka! Birisinin mertliği, diğerinin namertliğidir; birinin şerefi, diğerinin şerefsizliğidir!
Dahası da yoktur, zaten. Varsa da yazmaya değecek bir şey yoktur. Koca koca adamların ve partilerin, çok önemli bir konuyu getirip hapsettikleri alan maalesef burasıdır!
Hadi anayasayı bir kenara bıraktık, ama mesela gelir dağılımı iyice bozulmuştur, dengesizlik ve adaletsizlik daha da artmıştır. Ama maalesef bunu konuşan da yoktur.
BBDK verilerine göre, son bir yılda, milyoner sayısı 17 binden 23 bin kişiye yükselmiştir. Bu milyoner vatandaşların bankalarda tuttuğu toplam mevduat da, yaklaşık 170 milyardan 215 milyar TL. ye ulaşmıştır.
Yine TUİK verilerine göre, en zengin yüzde 20, toplam servetin yaklaşık yüzde 50'sini elinde tutarken, tabandaki en fakir yüzde 20, toplam servetin yüzde 5'i ile yetinmek mecburiyetindedir.
Yine bir başka acı gerçek de şudur! Bugün bankalardaki toplam mevduatın yaklaşık yüzde 45'i, 29 bin mevduat hesabına aittir.
Yani bir tarafta 72 milyona ait yüzde 50 mevduat, diğer tarafta 29 bin hesabın sahibi olan muhtemelen daha az, yaklaşık 10-15 bin kişiye ait olan yüzde 50 mevduat!
Küçük bir azınlık ya da moda tabiriyle rantiye sınıfı, toplam paranın yarısını elinde tutmaktadır.
Üstat Necip Fazıl'ın "Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul/ Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul/ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa/ Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!" dizelerinde ifadesini bulan, herhalde bu çarpıklıktır.
İşte Türkiye'nin içerisinde bulunduğu ve asıl irdelenmesi gereken ve bilinçli bir şekilde de gözden kaçırılan tablo budur. Ve tabloda adaletsizlikten başka bir şey de yoktur.
Türkiye'nin bu dönemde asıl konuşması gereken hakikatler bunlar olmalıdır.
Ama görünen odur ki, gerek AKP, gerekse CHP ve MHP'nin bunları konuşmaya takati de, niyeti de yoktur.
Koca karı gibi kakınç siyaseti izlemek ve bu yanlış siyaset etrafında insanları kamplaştırmak daha çok kolaylarına ve işlerine gelmektedir. Zira bunun dışında bir siyaset için emek ve bilgi gerekmektedir.
Bu noktada, son dönemde izlemiş olduğu siyasetle, Türkiye'nin gerçek gündemini hep hatırda tutan Saadet Partisi'ne, çok önemli bir görev düştüğü de aşikârdır.
Çünkü siyaset deyince, sadece, birbirine hakareti anlayanların bu millete verebilecekleri bir şeyleri bulunmamaktadır.
Bu kısır ve seviyesiz tartışmaların arasında, Saadet Partisi, bugüne kadar olduğu gibi, yine sağduyunun, aklın, yapıcılığın, birleştiriciliğin ve gerçekleri dile getirmenin adresi olmalıdır.
Saadet camiasını konuşması gereken de, yine bunlardır. Bu noktada tarihi bir sorumluluk içerisindedirler.
Sağlıcakla kalın!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




