Etrafına cami, ağyarına mani bir dönemi başlatmak gerekiyor. Bunun için, yukarıdan aşağıya doğru kurulan, aşağıdan yukarıya doğru çalışan teşkilat mantığı değişmeli, aşağıdan yukarıya doğru kurulan ve yukarıdan aşağıya doğru çalışan bir model geliştirilmelidir. Daha doğrusu: Teşkilat modeli, çerçevesi değiştirilmeden fonksiyonel hale getirilmelidir. Bunun için temel iki parametreye ihtiyacımız var: Birincisi; büyükşehirlerde il yönetimi genel merkez gibi planlanmalı, ikincisi; yönetim ve temsil anlayışı sandık görevlisi baz alınarak yeniden şekillendirilmelidir.
Bu seçim de göstermiştir ki; belirleyici olan büyükşehir oylarıdır. Büyükşehir demek nüfusu 500 binden fazla olan illerdir. Yaklaşık 40 ilin nüfusu 500 binden fazladır. İşte bu 40 ilde, genel merkez gibi planlama yapılmalıdır. Bu planlamada temel husus: sandık sayısıdır. Bir mahallede kaç sandık varsa, yönetim kurulu üye sayısı da o kadar olmalıdır. Temsilin birebir olması başarının da birebir olmasını gerektirir. Kurmakla yükümlü olduğumuz bütün teşkilatları noksansız olarak kurmak birinci görevimiz ise bunu sandıktan başlatmalıyız. Çünkü her sandık temsilciliği bir teşkilat kademesidir.
Gelecek seçim için değil, gelecek nesil için çalışıyorsak sandıktan çıkan inananlardan birinin kapısını çalmalıyız. Onu dinlemeliyiz, ona değer vermeliyiz. Onu çalıştırmak için değil, onunla çalışmak için hazırlık yapmalıyız. Çünkü hepimiz biliyoruz ki; insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Başarılı olmak; birlikte, planlı ve disiplinli bir çalışma ile mümkündür. 20 sandıklı bir mahalle, sandık görevlilerinin bir araya gelmesiyle oluşmalı, mahalle başkanını kendi içinden seçmelidir. İlçe yönetimleri, sadece mahalle sorumlusuyla bu süreci yürüten olmalıdır.
Bu sayede mahalle yönetimleri ilçe gibi, ilçe yönetimleri il gibi, il yönetimleri de genel merkez gibi planlama yapabilirler. Bunu başardığımızda - ki 550 bin inananımız olduğuna göre başarabiliriz - teşkilatlanmaya verdiğimiz önem kadar diğer komisyonlara da önem vermeye başlayabiliriz. Önümüzdeki dönem, halkla ilişkilerin, ekonomik ve sosyal işlerin en az teşkilatlanma kadar önemi olacağı bir dönem olacaktır. Bu yeni dönemde, teşkilat modelimiz yeniden gözden geçirildiğinde, siyasette hiçbir şeyin tesadüfi olmadığını yeniden ispatlayabiliriz.
Çalışmalarımızı yıllık, aylık, haftalık ve günlük programlarla yürütmek istiyorsak, en alt kademedeki inananımızı günlük, haftalık ve aylık ziyaret etmeliyiz. Bu iş, çalışmanın bir eğlenceye dönüşmesiyle başarılabilir. Toplantıların, bizim için birer huzur kaynağı nasıl yapılabileceği, zihinlerde yürüdüğümüz, kalbimizde bir imanın doğduğu zaman dilimleri olarak nasıl şekillendireceğini düşünmenin vaktidir. Bunun için de bu işlere zaman ayırmak zorundayız.
Herkes, teşkilata ayıracağı zamanı şimdiden ayırsın. Çünkü, çalışma ve koşuşturma dışında kalan zamandan ayırarak yapılan çalışmalarla geldiğimiz nokta belli olmuştur. Belirgin bir çalışma içinse; kalan zamandan değil, ayrılan zamandan yola çıkılmalıdır. Bu iş için; haftada kaç saat ayırıyorsun bir bak! Yapılacak ilk toplantıda, toplantıya katılanlara haftada kaç saat bu işe ayrılacağı sorulmalıdır. Haftalık aktif zaman tablosu hazırlanmalı, daha fazla zaman ayıranlar ödüllendirilmelidir.
Bu iş öncelik meselesidir. Önceliği, insanlığın saadeti olan bir teşkilatın sadece kendi saadetini öncelemesi düşünülemez. Üstelik kendi saadetimiz de insanlığın saadeti için çalışmaya bağlıdır. Hoca'dan kalan miras, en az Hoca kadar çalışarak ve zaman ayırarak taşınabilir. Siyasetin önemini bu millete öğrettiğimiz gibi, zamanın kıymetini ve hayatın değerini de çalışmalara ayıracağımız zaman ve teşkilata vereceğimiz değerle yine biz öğreteceğiz. Çünkü; ikinci kırk yılın hazırlıkları başladı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



