Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa ve lideri olduğu Demokrat Parti, ülkeyi dört yıl daha mı yönetecek yoksa Tiran şehrinin 'karizmatik' Belediye Başkanı Edi Rama liderliğindeki muhalif Sosyalistler tekrar iktidara mı gelecek? Arnavutluk halkı, bu soruları cevaplayacak parlamento seçimleri için, 28 Haziran 2009 günü, sandık başına gitti. Komünist rejimin 1990'da yıkılmasının ardından düzenlenen yedinci genel seçimde, 4 bin 300 aday parlamentoya seçilecek 140 parlamenter arasında yer almak için yarıştı. Seçimlerde, kayıtlı 3 milyon 100 bin seçmenin, 4 bin 800 sandıkta oy kullanması bekleniyordu. Ancak seçmenin sandığa ilgisi sadece yüzde 40'lar düzeyinde kaldı.
Arnavutluk'taki parlamento seçimleri, ülkenin tam üyelik başvurusu yaptığı, Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Amerika ve diğer Batılı ülkeler tarafından yakından takip edildi. 1 Nisan'da NATO'ya üyelik başvurusu onaylanan ve 28 Nisan'da, Avrupa Birliği'ne tam üyelik başvurusu yapan Arnavutluk'taki seçim sürecine, 500 yabancı ve 3 bin yerel gözlemci nezaret etti.
Şiddet olayları
Parlamento seçimlerin başarılı bir şekilde neticelenmesinin, ülkenin Avrupa Birliği'ne üyelik şansını arttıracağını düşünen Arnavutluk yetkilileri, ellerinden geleni yaptı ancak yeterli olmadı. Seçimlere günler kala gözlemcilerin uyarıları ard arda geldi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Arnavutluk Büyükelçisi Robert Bosch, 24 Haziran günü yaptığı açıklamada, "Artık sorun yok, bahane yok, geçmişteki hatalar için özür dilemek yok. Bu sefer seçimler işlemek zorunda" dedi. Aynı gün, Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon üyesi Olli Rehn, başarılı bir seçimin üyelik sürecinin ilerlemesinin önünü açacağını söyledi. Demokrasi Kurumları ve İnsan Hakları Dairesi tarafından gönderilen gözlem heyetine başkanlık eden Büyükelçi Audrey Glover ise, "Arnavutluk'un Batılı demokrasi standartlarını kucakladığını kanıtlaması gerekiyor" dedi.
Batılı gözlemcilerin, seçimler öncesinde ard arda yaptıkları açıklamaların en önemli sebebi; 1990'ların başından itibaren Arnavutluk'ta düzenlenen toplam altı parlamento seçiminin olaylı geçmiş olmasıydı. Daha önceki seçimler, hile ve usulsüzlük iddiaları ve şiddet olaylarıyla gölgelenmişti. Yapılan kamuoyu yoklamalarının burun buruna neticelenmesi, bu seçimlerin de aynı iddiaların ortaya atılabileceğini ve şiddet olaylarının yaşanabileceğini gösteriyordu. Arnavutluk'ta, beklenen ama istenmeyen yine gerçekleşti ve seçimler öncesinde bazı şiddet olayları yaşandı. Şiddetin düzeyi o kadar arttı ki, seçimlerden on gün evvel, 18 Haziran'da, Demo-Hıristiyan Parti üyesi 34 yaşındaki Aleksander Keka'nın, kuzeydeki İşkodra kentinde arabasına yerleştirilen bombanın patlaması neticesinde hayatını kaybetti. Daha önce de, kampanya afişlerinin asılmasıyla alakalı tartışmada, bir kişi vurularak öldürüldü. Mayıs ayı içerisinde de muhalif milletvekillerinden biri öldürülmüştü.
Partilerin seçim vaatleri
İktidardaki Demokrat Parti, seçim kampanyası boyunca, Arnavutluk ile Kosova'yı birbirine bağlayan yeni otoyol gibi mevcut başarılarını ön plana çıkardı. Kosova'yla ilişkilerin geliştirilmesi noktasında daha kapsamlı planlarının olduğu da belirtti. "Şimdi değişim zamanı" sloganıyla seçmenlerden oy talep eden Demokrat Parti, serbest vize uygulamasına geçiş ve üyelik süreciyle ilgili verilen sözleri yerine getirmeye hazır olduğunu vurguladı.
Edi Rama liderliğindeki Sosyalist Parti ise yeni bazı adaylara ve ülkenin en yeni partisi olan G99 ile yaptığı ittifaka dayandırdığı "yeni politika" söylemi üzerinden seçim kampanyasını yürüttü. (Arnavutluk'taki Mjaft adlı bir sivil hareketin türevi olarak sunulan G99, bu yıl kuruldu.)
Hem Başbakan Berişa, hem de rakibi Edi Rama'nın seçim kampanyaları boyunca ortak vaatleri ise, ülke ekonomisini güçlendirme ve ülkeyi AB'ye yakınlaştırma sözü vermeleriydi. Her iki parti liderinin bu vaatlerinin en önemli sebebi, komünist dönemdeki 45 yıllık tecridin ardından, Arnavutluk ekonomisinin yeniden şekillenme sürecinde olması ve küresel ekonomik gerilemeden Avrupa ülkeleri kadar etkilenmemesine rağmen, ülke ekonomisinde önemli bir daralma yaşanmasının beklenmesiydi.
Koalisyon ihtimali
Ülkede 2005 yılında yapılan seçimlere, üç ayrı koalisyon içinde yer alan 14 partinin yanı sıra kendi adlarına yarışan 14 parti olmak üzere, toplam 28 parti katılmıştı. Sonuçların henüz netleşmediği 28 Haziran 2009 Parlamento Seçimleri'ne ise 35 parti katıldı. Yeni nisbi temsil sistemi, parlamentoya girme barajını partiler için yüzde 3, koalisyonlar içinse yüzde 5 olarak belirlediği için parlamentonun dışında kalmaktan korkan küçük partiler, seçime koalisyon kurarak katıldılar. Değişim İttifakı'nda yer alan hükümetteki Demokrat Parti ve Değişim için Birlik İttifakı'nda yer alan muhalefetteki Sosyalist Partisi seçimin favori partisi. Bunun dışında Sosyalist Bütünleşme Hareketi'nden İlir Meta'nın liderliğindeki bir sol koalisyon ve Ulusal Gelişim Hareketi lideri Daş Şehi liderliğindeki bir sağ koalisyonun, parlamentoya temsilci göndermesi bekleniyor.
Her ne kadar, 28 Haziran günü gerçekleştirilen, oy verme işlemi büyük bir olay yaşanmadan neticelense de, Sosyalist Parti'nin seçim merkezlerinde görevli temsilcilerinin kameralı kalemler ve mikro kameralar kullandığının ortaya çıkması tartışmalara sebep oldu. Sosyalist Parti bu tür kameraların dağıtılmasının yasalara aykırı olmadığını iddia ederken, Demokrat Parti yapılanın oy gizliliğine aykırı olduğunu savundu. Merkez Seçim Komisyonu sözcüsü Leonard Olli de, Demokrat Parti ile aynı yönde bir açıklamayı yaparak, kameralı kalemler ve mikro kameraların kullanılmasının oy gizliliğine zarar verdiğini ve yasak olduğunu söyledi.
Sandık çıkışı anketlere dayanan, Demokrat Parti'nin kazandığı yolundaki haberlerin ardından Berişa taraftarları sokaklara dökülerek sevinç gösterileri yaptı. Ancak sandıklar açıldıkça yarışın başa baş gittiği görüldü. Merkez Seçim Komisyonu'nun açıkladığı sonuçlar, az bir farkla olsa da, Demokrat Parti'nin Sosyalist Parti'nin önünde ipi göğüsleyeceğini işaret ediyor. Demokrat Parti liderliğindeki Değişim İttifakı, hükümeti kurmak için gereken 71 oyun bir altında bulunuyor. Muhalefetteki Değişim için Birlik İttifakı 66, Sosyalist Bütünleşme Hareketi ise dört sandalyeye sahip. Bu sonuçlar üzerine Başbakan ve Demokrat Parti Genel Başkanı olan Sali Berişa, genel seçimde yaklaşık yüzde 6 oranında oy alan Sosyalist Bütünleşme Hareketi'ne koalisyon teklifinde bulundu. Sosyalist Bütünleşme Hareketi Genel Başkanı İlir Meta ise, cevaben yaptığı açıklamayla, Demokrat Parti lideri Berişa'nın önerisini kabul ettiğini söyledi. Sandıktan çıkan neticeler, Arnavutluk halkının, Demokrat Parti ve Sosyalist Bütünleşme Hareketi'nin birlikteliğinden oluşacak bir koalisyon tarafından yönetileceğini gösteriyor.
Her ne kadar adı konulmasa da, yüzde 15-20 civarında Hıristiyan nüfusa sahip olan Arnavutluk'ta, Sali Berişa liderliğindeki Demokrat Parti'nin, "Müslümanların partisi" olduğuna dair yaygın bir kanaat bulunuyor. Ülkedeki Müslüman çoğunluğa rağmen, Katoliklerin, devletin önemli makamlarını ellerinde tutmaları, Başbakan Sali Berişa'nın, Müslüman Arnavutlar tarafından desteklenmesini sağlıyor. Umarız, Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, misyonerlerin cirit attığı ülkedeki, Müslümanların kendisine verdiği bu desteğin hakkını verir. Aksi halde, Arnavutluk Müslümanlarını gerçekten zorlu günler bekliyor demektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



